Öğretmenim, yoksa sen öğretmen olmayabilir misin?

Peşinen Not:

Bu yazı hiçbir şekilde Çocuk Gelişimi mezunlarını ya da Kız Meslek Lisesi mezunlarını küçümsemek, aşağılamak, niteliksiz olduklarını ifade etmek için yazılmamıştır. Sektörün ticari yönünde velilerin yanlış bilgilendirilmesinin önüne geçmek, nitelikli bir okul öncesi eğitimin gerekliliğini anlatmak için yazılmıştır.

Kariyer.Net’ten bir iş ilanı örneği. Bu yanılgıya sıkça rastlıyoruz.

Bu yazıyı neden yazdım?

Üniversiteden yeni mezun olduğumda birçok yeni mezun gibi ben de bir iş arayışına girmiştim. Bir tanıdığın önerisiyle bir Kreş/Gündüz Bakımevi/Çocuk Kulübü olan, sosyoekonomik seviyesi yüksek ailelere hitap eden (kayıt ücretiyle, dekorasyonuyla, sınıf içi renkli tasarımıyla, her yandan taraftan fışkıran kameralarıyla) bir kurumda asgari ücretin biraz üzerinde bir maaş karşılığında çalışmaya başladım.

Ancak günler geçtikçe, garip olan bir şeyler hissediyordum. Yönetici, uygulayacağım programla hiçbir şekilde ilgilenmiyor, “kafana göre takıl, ama velilere güzel bir şey yaptığını göster” etkisi yaratıyordu. Genel anlamda önplanda olan eğitim değil bakım hizmetiydi. (Aslında kreş aslında tam olarak budur.) Etkinlik süreçlerinde kesinlikle fotoğraf çekip Facebook’ta ailelerle paylaşmamı istiyordu yalnızca. Burada yanlış bir şeyler vardı, niye yaptığım etkinliği ailelerle paylaşmak zorundaydım ki. Kafamda kuruma ait düşünceler yavaş yavaş, diğer personelle konuşmaya başlayınca netleşmeye başladı.

Konuşma esnasında “Hocam siz nereden mezunsunuz?” sorusu genellikle “A lisesinden mezunuyum.” oluyordu. Tabi benim gözlerim yaka kartındaki “Öğretmen” yazısında. Buraya kadar her şey çok garip gelmeyebilir, ne var canım, altı üstü öğretmen olmayan biri, kendini öğretmen olarak tanımlıyor diyebilirsiniz.

Benim asıl kırılma yaşadığım nokta şu oldu ki, bahsettiğim kurum “bilingual” (iki dilli eğitim) verdiğini iddia ediyor, ve reklam politikasının temel eksenini de bu oluşturuyordu. Ki bu bahse konu İngilizce Öğretmeni(!) arkadaş Hello, Stop, Good Morning, Good bye gibi kelimeler dışında pek de İngilizce konuşmazdı. Benim kafamda yine deli sorular “Hocam siz nereden mezundunuz?” “Ben B Süper Lisesinden mezunum. İngilizcem iyidir, böyle bir iş yapmaya karar verdim.” Tabi ki tepki veremedim.

Kısacası bu yazıyı yazmamın sebebi, ticari kurumlar tarafından velilerin yanlış bilgilendirilmesi, öğretmen olmayan kişilerin öğretmen olarak lanse edilmesi üzerine, bir bilgilendirme sağlamaktır.

Kreş, gündüz bakımevi, anaokulu, anasınıfı. Nedir bütün bunlar?

Öncelikle bu konuyu tam olarak anlatabilmek için bu kavramların mevzuatlarda tam olarak neyi ifade ettiğini açıkça belirtelim. Tüm bu kelimeler özellikle veliler arasında birbirinin yerine kullanılabiliyor.

Anaokulu nedir? Anaokulu 36-66 aylık çocukların eğitimi amacıyla açılmış, bağımsız bir anaokulunu ifade eder. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır.

Anasınıfı nedir? Anasınıfı ise 48-66 aylık çocukların eğitimi amacıyla bir başka kurum bünyesinde açılmış olan sınıftır. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır.

Kreş Nedir? Kreş 0-36 ay arası çocuklara hizmet veren kuruluştur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlıdır.

Gündüz bakımevi nedir? 37-66 aylık çocuklara hizmet veren kuruluştur. Kreşler gibi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlıdır.

Hangi kurumda hangi nitelikte personel çalışır?

Kreş ve Gündüz Bakımevinde çalışan personelin niteliği

Sanıyorum bizim bu yazıda açıklamaya çalıştığımız temel konu bu. Birçok kurum her ne kadar kreş veya gündüz bakımevinde “öğretmen” çalıştırdığını beyan etse de, veya bu kişilerin yaka kartlarında öğretmen yazsa da kreş ve gündüz bakımevlerinde çalışan kişilerin birçoğu öğretmen değildir.

Bu kurumlarda çalışan personeller “Grup sorumlusu” adı altında çalışırlar. Öğretmen olmak zorunda değillerdir. Genellikle 2 yıllık Çocuk Gelişimi programlarından ya da kız meslek liselerinin Çocuk Gelişimi bölümlerinden mezun kişilerdir.

Özel Kreş Ve Gündüz Bakımevleri İle Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş Ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik, 26. maddesinde bu kurumlarda çalışacak olan kişilerin niteliklerini belirler.

“MADDE 26 –  Grup sorumlusu olacaklarda aranacak nitelikler şunlardır:

a) Kreş ve gündüz bakımevlerinde görevlendirileceklerin yükseköğretim kurumlarının çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmenliği, okul öncesi eğitimi öğretmenliği, anaokulu öğretmenliği, çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü, çocuk gelişimi bölümü lisans veya önlisans mezunları öncelikli olmak üzere kız meslek liselerinin çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü mezunu olmaları gerekir.”

Anaokulu ve Anasınıfında çalışan personelin niteliği

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel anaokulu ve anasınıflarında görev yapan personel ilgili Eğitim Fakültelerinin Okul Öncesi Öğretmenliği bölümü mezunudur.

Çocuk gelişimi ve bakımı bölümü mezunları yeterince özbakım becerisi olmayan çocukların becerilerine katkı sunmak için destek eğitim personeli olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda çalışırlar. (İlgili yönetmelik maddesi için bkz: Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, Madde 45 – 1)

Neden kreş ve gündüz bakımevleri yaygınken, anaokulu sayısı görece daha az?

Özel kurumlar varlıkları itibariyle ticari kurumlardır. Haliyle kurum yapısı oluşturulurken, maksimum kar minimum maliyet prensibi ile hareket edilir. Kurum kurucusu (kurucu olabilmek için ilkokul mezunu olmak yeterlidir.) personel maliyetlerini düşürmek için en düşük maliyetle erişebileceği personel yoluna gider. Bu genellikle Kız Meslek Lisesi, Çocuk gelişimi mezunu personeldir. Yani kurucu, ticari yaklaşımı sebebiyle nitelikten ödün verir, veya niteliği personelden değil görüntüden yana kullanır. Kurum görüntüde harika görünürken, çalışan personelin niteliği ile ilgilenilmez.

Kısacası Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir anaokulu açmak gerek prosedür yönünden, gerekse personel maliyetleri yönünden ticari beklentileri karşılamadığı için birçok yatırımcı kreş/gündüz bakımevi açmak yoluna gider.

KARŞI TEZLER

1) Çocuk gelişimi mezunu öğretmen değil mi yani?

Hayır değil, Çocuk Gelişimi Önlisans mezunları ve Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi bölümü mezunları kreş ve gündüz bakımevlerinde “Grup Sorumlusu” olarak çalışırlar.

2) Hadi canım, öğretmenliği diploma mı yapıyor? Ben kreşte mis gibi öğretmenlik yapıyorum.

Çocuk Gelişimi bölümü mezunlarının niteliksiz oloduğunu asla ifade etmedik. Aldıkları ders kapsamları öğretmenlik yapmak için yeterli değildir yalnızca. Yeterli alan bilgisine sahip olmadan öğretmenlik yapmanın ya da öğretmenim demenin sağlıksız ve yanlış olduğunu düşünüyoruz.

Öğretmenim diyebilmeniz için gereken önkoşul üniversitelerin Eğitim Fakültelerinden mezun olmanızdır. Ben kendimi de insanları da kandırırım diyorsanız başka bir konu tabi ki.

3) İşini kötü yapan, çocukları döven öğretmenler var. Onlardan çok daha iyi Çocuk Gelişimciler gördüm.

Kesinlikle doğru olabilir. Her meslek grubunda işini kötü yapan insanlar vardır. Ancak bu bahse konu kişileri öğretmen yapmaz, iyi çocuk gelişimciler yapar, diğerlerini de kötü öğretmenler elbette ki.

Meslek liselerinden ve önlisans bölümlerinden her yıl eminim ki binlerce yetenekli ve donanımlı, alanlarına birçok mühendisten daha hakim gençler mezun oluyor. Ancak bu onları bir mühendis yapmaz, alanına hakim bir lise mezunu ya da tekniker yapar. Meslek lisesi mezunu olmak kişiyi öğretmen yapmaz, size sınavsız önlisans eğitimine  başlama ya da kimi programlarda ek puan gibi avantajlar sağlar. Önlisans mezunu, ya da öğrencisi olmak kişiyi öğretmen yeterliliğine ulaştırmaz, DGS gibi sınavlarla lisans eğitimine geçme hakkı sağlar.

4) Çocuk gelişimi mezunları da çocuklarla ilgili dersler alıyorlar niye öğretmenlik yapamasınlar? Onların neyi eksik?

Elbette ki alıyorlar, lakin belirttiğimiz üzere öğretmenlik yapabilmek için “formasyon” olarak tabir edilen Eğitim Bilimleri derslerinin alınması gerekir. Bu noktada daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için Okul Öncesi Öğretmenliği Lisans Programı dersleri ile Çocuk Gelişimi Önlisans Programı derslerini inceleyelim. Okul Öncesi Lisans Programında alınan ders sayısı 60’ın üzerindeyken, Çocuk Gelişimi Önlisans Programında alınan ders sayısı 30 civarındadır.

Bu Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği Lisans Programı (alınmayan seçmeli dersler çıkarılmıştır) dersleri;

  1. BİLGİSAYAR I
  2. OKUL ÖNCESİ EĞİTİME GİRİŞ
  3. PSİKOLOJİ
  4. YABANCI DİL DERS GRUBU 1
  5. EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ
  6. TÜRKÇE I : YAZILI ANLATIM
  7. İNSAN ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ
  8. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I
  9. ANNE-ÇOCUK SAĞLIĞI VE İLKYARDIM
  10. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II
  11. BİLGİSAYAR II
  12. YABANCI DİL DERS GRUBU 2
  13. TÜRKÇE II:SÖZLÜ ANLATIM
  14. EĞİTİM FELSEFESİ
  15. EĞİTİM PSİKOLOJİSİ
  16. ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE GELİŞİM I
  17. ÇOCUKTA OYUN GELİŞİMİ
  18. YARATICILIK VE GELİŞTİRİLMESİ
  19. ÖĞRETİM İLKE VE YÖNTEMLERİ
  20. ANNE-ÇOCUK BESLENMESİ
  21. TÜRK EĞİTİM TARİHİ
  22. DRAMA
  23. ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI
  24. ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE GELİŞİM II
  25. ÇOCUK RUH SAĞLIĞI
  26. EĞİTİM SOSYOLOJİSİ
  27. MATEMATİK EĞİTİMİ
  28. ÇOCUK EDEBİYATI
  29. OKUL DENEYİMİ
  30. SINIF YÖNETİMİ
  31. ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ I
  32. GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİ
  33. MÜZİK EĞİTİMİ I
  34. BEDEN EĞİTİMİ VE OYUN ÖĞRETİMİ
  35. BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
  36. FEN EĞİTİMİ
  37. ETKİLİ İLETİŞİM
  38. ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ II
  39. TOPLUMA HİZMET UYGULAMALARI
  40. ÖZEL EĞİTİM
  41. MATERYAL GELİŞTİRME
  42. ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
  43. MÜZİK EĞİTİMİ II
  44. İSTATİSTİK
  45. ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI I
  46. ARAŞTIRMA PROJESİ I
  47. ANNE-BABA EĞİTİMİ
  48. REHBERLİK
  49. ARAŞTIRMA PROJESİ II
  50. ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI II
  51. İLÖĞRETİME HAZIRLIK VE İLKÖ.PROG.
  52. TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ
  53. SEÇMELİ I (OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE PROG.GELİŞTİRME)
  54. SEÇ.II (DÜNYADA VE TÜRKİYEDE OK.ÖNC.EĞT.PROG.)
  55. GK SEÇ.(DÜŞÜNCE VE UYGARLIK TARİHİ)
  56. SEÇ.III (OK.ÖNC.EĞT.YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ)
  57. SEÇIV(EĞİTİM ETİĞİ)
  58. SEÇ.III (OK.ÖNC.EĞT.MÜZİK ETKİNLİKLERİ)
  59. SEÇ.IV(RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR)
  60. YABANCI DİL I (İNGİLİZCE)
  61. YABANCI DİL II (İNGİLİZCE)

Bu dersler de Anadolu Üniversitesi Çocuk Gelişimi Önlisans Programı dersleri;

  1. TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ I
  2. İLETİŞİM BİLGİSİ
  3. EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ
  4. SINIF YÖNETİMİ
  5. PSİKOLOJİ
  6. DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ
  7. YABANCI DİL I*
  8. TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ II
  9. ÇOCUK GELİŞİMİNDE ALAN ÇALIŞMALARI
  10. HASTA ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ
  11. ÇOCUK GELİŞİMDE NORMAL VE ATİPİK GELİŞİM
  12. ÖĞRETİMDE PLANLAMA VE DEĞERLENDİRME
  13. TEMEL İLK YARDIM BİLGİSİ
  14. YABANCI DİL II**
  15. ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ
  16. ÇOCUK GELİŞİMİ
  17. ÇOCUK VE DRAMA
  18. ÇOCUK EDEBİYATI VE MEDYA
  19. ÇOCUK GELİŞİMİNDE PROGRAM
  20. ANNE BABA EĞİTİMİ VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ
  21. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I
  22. TÜRK DİLİ I
  23. GELİŞİMSEL TANI VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ
  24. ÇOCUK VE OYUN
  25. KURUM UYGULAMALARI
  26. ÇOCUKLARI TANIMA VE DEĞERLENDİRME
  27. ÇOCUK, BİLİM VE TEKNOLOJİ
  28. ÇOCUKTA SANAT EĞİTİMİ VE YARATICILIK
  29. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II
  30. TÜRK DİLİ II

Not: Bu sayfadaki tüm veriler tartışmaya açıktır, yorumlarınızı, varsa hatalarımı belirtmenizden onur duyarım.

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği (2015) ve Özel Eğitim Öğretmenliği (2019) mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Özel Eğitim alanında yüksek lisans eğitimini sürdürmekte ve Özel Eğitim Öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Öğretmenim, yoksa sen öğretmen olmayabilir misin?” için 57 yorum

  • 23 Haziran 2017 tarihinde, saat 12:34
    Permalink

    Hocam öncelikle yazınızı yeni okudum.Sizi tüm görüş ve düsüncelerinizi açıkca söylediginiz icin ve basarilı tespitlerinizden dolayi tebrik etmek isterim. Ayrica baska yazılarınızla bize fikir verip yardımcı oldugunuz icin kendi adıma tesekkur ederim.Gerek bu yazınızda gerek digerlerinde okul öncesinin önemini, “öğretmen” teriminin önemini herkese hatırlattınız icin tesekkurler.
    Bi çocuk gelişimi mezunu olarak söylediklerinizin hepsine sonuna kadar katılıyorum.Bu meslegi hayatım boyunca hakkıyla yapabilmek icin 2 yıldır sınava hazırlanıyorum. Bu yılda istedigim netleri yapmis olarak sonunda amacima ulasacagimi umuyorum.Ögretmen kavramı bu denli basit olmamalı hele ki okul oncesi bu kadar kücümsenmemeli bu tezi yıkmak icin once bu konuda kendimi gelistirip sonra sizin gibi tum onyargilara bas kaldirmak istiyorum.Gercekten yurekten sevip,tum ayrintilariyla egitimini alip yapılması gereken bu meslegin, lisans mezunu ögretmenlerin önemini herkesin anlaması umuduyla…Başarılarınızın devamını dilerim…

    Yanıtla
    • 24 Haziran 2017 tarihinde, saat 00:05
      Permalink

      İlknur güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Çok iyi bir öğretmen olacağına eminim. Başarılar şimdiden.

      Yanıtla
    • 23 Ağustos 2019 tarihinde, saat 04:33
      Permalink

      arkadaşlar ben hep hayta bir öğrenci oldum bu yüzden bu bölümü okudum yani akademik olarak başarısızım ve ama ilk ücretli öğretmenlik görev yerim bir köy okuluydu ve orada çocukların çok başarılı oldukları dikkatimi çekti. Oturdum günlerce çocukların yaşayışlarını analiz ettim yeri geldi bir öğrencim de akşam yemeğine kaldım ve şunu anladım köyde telefon bile çok zor çekiyordu ve çocuklar derslerine daha çok zaman ayırıyorlardı hatta benden anaokulunda ödev istiyorlardı. Sonra dedim ki bu işe hayranım ve bu yolda devam edeceğim. Bir gün çocuklarıma ki bu dünyadaki bütün çocuklarım için geçerli, internet bağımlılığını yeneceğim ,özel sektörde para için değil bu hayalime ulaşmak için kendimi geliştirdim,ve çalıştım. Sınava baştan hazırlandım ve hacettepe çocuk gelişimi lisans mezunu oldum ve deli gibi ingilizce kastım ve şuan en büyük hayalim finland a gitmek annem mimar bu arada bana şöyle demişti ;bir işi okulda asla öğrenemezsin inan işinin başında sorumluluk almaya başladığında öğrenirsin inanın eğitim hiç bir şey gelen nesil dahada kötüye gidiyor kadrolu yetiştirsede kadrosuz yetiştirsede ve hala öğretmenler oturmuş atama konuşuyor lütfen bu saçma konuşmaları kesip gerekli okullarda neden laboratuvar yok diye haykırın öğrencilerinize yeni metotlar bulun ufkunuzu açın bundan 50 yıl önce ilk okul mezunları öğretmen oluyorlardı ve okur yazar dedelerimiz bizden çok şey biliyor fakat bu gün öğrenciler saçma sapan şeylerle uğraşıyor bir öğretmen atanarak olunmaz ki bunu kanıtlıyorsunuz çünkü her şey daha kötüye gidiyor gözünüz o kadar kapalı ki gençler boş vermişken siz hala kim öğretmen kim değil konuşması yapıyorsunuz biraz kırıcı olmuş olabilir fakat gözümüz bu kadar kapalıyken nasıl öğretmen diye gezebiliyoruz açıklarmısınız

      Yanıtla
  • 14 Ağustos 2017 tarihinde, saat 15:07
    Permalink

    Lisede çocuk gelişimi okuyosun üniversitede de aynı bölüm ön lisans okuyosun bu konuda fazlasıyla egitim alıyosun staj yapıyosun ama öğretmen degilsin ozaman bu stajları koymayacaklar ön lisansa ve liseye. Sadece okuöncesi öğretmenliği okuyanlar staj yapsın. Bir anadolu lisesinden mezun olan biride okulöncesi öğretmenliği seçip 4 yıl okuyup öğretmen oluyo ama lisede staj yapıp ön lisans okuyup yine staj yapan biri öğretmen degildir öylemi? Tamam degil madem bu bölüm kapatılsın herkes rahat etsin. Evet bende karşıyım ticari amaçlı egitime bu ayrı önemli olan isini düzgün yapabilmek. Ne üniversiteler okuyupta bu isi layıkıyla yapayanlar gördüm ben. Ozaman bu duruma göre sağlık meslek lisesinde hemşirelik okuyanlarda hemşirelik yapmasın. (Sizin yazınıza göre)

    Yanıtla
    • 14 Eylül 2017 tarihinde, saat 22:05
      Permalink

      Esra hanım geç bir cevap oldu afedersiniz. Yorum trafiğinde kaçırmışım. “Ne üniversiteler okuyupta bu isi layıkıyla yapayanlar gördüm ben.” itirazınıza dair yorumum yazıda zaten var. Zaten sağlık meslek lisesi mezunları hemşire olamıyorlar artık, lisans gerektiren alanlardan biridir.
      Staja dair noktada itirazınız bence yetersiz, staj yapmış olmak öğretmenlik yapmak için yeterli değil. Bahse konu bölümler bahsettiğim gibi kreş/gündüz bakımevlerinde grup sorumlusu, anaokullarında destek eğitim personeli yetiştirirler. Yapılan staj da bu yöndedir.

      Yanıtla
      • 12 Ağustos 2018 tarihinde, saat 17:19
        Permalink

        Okulöncesi öğretmeniyle yaptığım şeyler aynı hatta bazılarından daha çok emek verenler va ne grup sorumlusu ya .siz bu itirazınızı sertifika ile öğretmenlik yapanlara yapın.

        Yanıtla
        • 12 Ağustos 2018 tarihinde, saat 17:26
          Permalink

          6 aylık eğitimle öğretmenlik yapıyolar benim kaç senelik emeklerimi ezikliyeceğinize bunları birazda ortaya çıkarın.

          Yanıtla
      • 15 Ağustos 2019 tarihinde, saat 03:55
        Permalink

        Merhabalar. Yazınızı okurken gerçekten çok üzüldüm. Pes etmedim etmicem de evet bazı durumlarda haklısınız. Ama maalesef şöyle bir algı ve kavram var önlisans mezunları ne işe yarıyor? Çocuk gelişimciler öğretmen olamaz? Yeni mezun deneyimsiz işe alınamaz? O zaman kaldırılsın sizin için demiyorum ama biz 2 yılımızı gurbet elde geçiriyoruz gece gündüz çaba gösteriyoruz stajlara gidip afedersiniz eşşek gibi çalışıyoruz. Şunu açık ve net söyleyebilirim lisans okul öncesi bölümünden mezun biri ile önlisans çocuk gelişimi den mezun birini karşılaştırdığınızda emin ol çocuk gelişimi önlisans çoğu kez 1-0 öne çıkmıştır. Ve şöyle önemli olan alınan dersler değil senin içindeki meslek aşkıdır

        Yanıtla
        • 15 Ağustos 2019 tarihinde, saat 16:10
          Permalink

          Yazıda bahsettiğim tezlere karşı hiçbir şey üretmeden kafanızdaki ezber lafları söylüyorsunuz.

          Yanıtla
  • Geri bildirim: Okul Öncesi Öğretmenliği Maaşları - Okul Öncesi

  • 13 Eylül 2017 tarihinde, saat 23:16
    Permalink

    Çok çok çok kibar dille söylediğiniz tek birşey var oda çocuk gelişiminde lise ve iki yillik mezunu ögretmen degildir. Kimse öğretmenim demiyor. Lise mezununa diyecek bir cevabim yok ama. Ben ikinci unv. Olarak cocuk gelisimi okudum. 4 yillik bir unv. Arti cocuk gelisimi basvurdugum yerlerde abla olabilecegimi temizlik ve cocuklarin tuvalet ihtiyaclariyla ilgilenecegimi soylediler.sizce bu adalet mi ? Ayrica cocuk gelisimcinin ogretmen altinda calistirip ogretmenlerden on misli fazla is yaptirilmasi ve ustelik cok dusuk ucret ile calismasi karsiliginda hala siz ögretmen mi değil mi davasindasiniz. Öyle bir anlatiyorsunuz ki sanki cocuk gelisimciler gelip ekmeginizi elinizden almış. Yaziktir günahtır. Zaten ezim eIm eziliyorlar adi ögretmen yada grup sorumlusu…

    Yanıtla
    • 14 Eylül 2017 tarihinde, saat 22:01
      Permalink

      Zeynep hanım söylediklerinizde haklısınız, herkesin bu düzende adil bir şekilde istediğini alması için bu konuda farkındalık oluşması gerekiyor, ki bu yazıyı da bu yüzden yazdım. Kimsenin kimsenin ekmeğini elinden almasına lüzum yok, bahsettiğim asıl konu eğitimi öğretmenlik yapmak için yeterli olmayan kişilerin öğretmen olarak lanse edilmesi. Sektörde var olan sömürünün herkes farkında, bahsettiğiniz konu Çocuk Gelişimi önlisans mezunları için değil yalnızca Okul Öncesi Öğretmenleri için de geçerli.

      Yanıtla
  • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 15:26
    Permalink

    Ozaman milli eğitim de yanlis yapiyor.Bunun uzerine de biraz konusun. Çünkü iki yillik mezunlarini köye anasinifi ögretmeni olarak ek ders karşılığında çalıştırıyor.Veliler çocuklar kandiriliyor gibi bir vicdan azabiniz varsa bu konu da büyük önem taşimiyor mu? Ucuz işçi devletin de özelin de isine geliyor. Maalesef.Nitelik ise bireyseldir eğitim almak var almak var.Üniversiteden üniversiteye fark var.Çocuğu sevmek anlamak,guven vermek, gercekten şefkat ile yaklasmak var. Bunlar eğitimle verilmiyor malesef. Özelliklere sahip kisiler okul öncesi eğitimini alirsa ne ala. Öbür türlüsü teorik olarak sadece ögretmen oluyor.Bende sizin özellikle ögretmen vurgunuza takildim. Lütfen birazda cocuk gelisiminin durduğu anlamsiz yeri ve bukadar az ücret ile neden çalıstirildigini konusun. Benim basvurdugum yerde ögrenciden tam gün ücret 750 tl aliyorlar. Sorumlu olarak bize 1000 tl calisin diyorlar. Sizce adalet mi 18 ogrenciye aksama kadar yeme uyutma vs gibi ihtiyackarini karsilatip kuruma 18×750 =13.500 tl gibi aylik bir kazancin sorumlulugunu yaptirip 1000 lira maas.. Üstelik sigorta diyince kiziyorlar. Ben dört yil baska bir bölüm fakülte birde çocuk gelişimi bitirdim ama gördüğüm muamele bu oldu. İşsizim soran olunca kreste ÖGRETMENLIK geldi gitmedim derim ☺havam olsun dimi. Buyrun söz sizde..

    Yanıtla
    • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 20:15
      Permalink

      Zeynep hanım MEB konusunda söylediklerinizde kesinlikle haklısınız, MEB de tıpkı bir tüccar edasıyla eğitim politikası şekillendiriyor ücretli öğretmenlikle. Bu konuya linkini verdiğim yazıda şu sözlerle değinmiştim; (yazıya buradan ulaşabilirsiniz: https://www.okuloncesi.info/2017/08/23/iyi-bir-anaokulu-secmek-dikkat-edilmesi-gerekenler/)
      Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet anaokulları/anasınıfları üzerine küçük bir ekleme yapmak gerekiyor. Ne yazık ki uygulanmakta olan ücretli öğretmen politikası ile herhangi bir iki yıllık önlisans programı mezunu olan kişi MEB’e bağlı kurumlarda ücretli öğretmen olarak çalışabiliyor. Şehirlerde okul öncesi öğretmenlerinin başvurularına istinaden bu durum genellikle mümkün olmuyor ancak, devlet anaokullarında çalışan personelin niteliği konusunda da dikkatli olmak faydalı diye düşünüyorum.
      Bana kalırsa mevzuat olarak Çocuk Gelişimi önlisans mezunlarının durduğu yer garip değil. Anaokullarında destek eğitim personeli, kreş/gündüzbakımevlerinde grup sorumlusu sıfatı ile çalışmaları gerekli yasal zeminle sağlanmış. Bu noktada benim tavrım en başta belirttiğim üzere kimseyi küçük görmek değil; aksine okul öncesi öğretmenleri de çocuk gelişimi mezunları da aynı şekilde özel sektörde sömürülüyoruz. Çocuğu sevmek, anlamak, güven ve şefkat konusu elbette ki kişisel, bunlar o mesleği ne kadar iyi yapabileceğinize dair detaylar. Yani çocuğu seven, anlayan, güven veren herhangi biri okul öncesi öğretmenliği yapamaz, okul öncesi öğretmenliği bundan çok daha fazlasıdır. Okul öncesi öğretmenliğine bakıcılık gözüyle bakıldığı sürece eğitim en son sorgulanan şey olacaktır.
      Katılımınız için teşekkür ederim bu arada.

      Yanıtla
  • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 21:04
    Permalink

    Nitelik,Nitelik,Nitelik…2013 e kadar okul öncesi ögretmenliği acik ögretimde peynir ekmek alir gibi diploma aliyordu. Onlar şimdi bahsettiğiniz nitelik olan diplomaya sahipler. Ben iki yil dört yila eşit olsun demiyorum. Zaten hedefim olan dgs ile dört yila tamamlamadan asla bu diplomayla iş aramam birdaha.Konu aslinda çok derin. Nerden tutsaniz elinizde kalacak cinsten. Ben teşekkür ederim.Yazinizdan yeni bilgiler öğrendim. Her nekadar itirazlarim olsa da☺

    Yanıtla
    • 21 Eylül 2017 tarihinde, saat 13:20
      Permalink

      Açıköğretim konusuna da katılıyorum 🙂 Zor bir konuya dokunduğumuzu sizin yorumlarınızla bir kez daha anladım. 🙂 İyi çalışmalar.

      Yanıtla
  • 29 Kasım 2017 tarihinde, saat 20:13
    Permalink

    Yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum. Bende lise mezunuyum çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü. Bazı yorumlara denk geldim staj ile ilgili. Staja gittiğim süre boyunca bunu gerçekten çok iyi anladım. Staja gitmeden önce kendimden fazlasıyla eminken, staja gittiğimde çok fazla bilgi eksikliği yaşadım. Hiç bir zaman öğretmen kadar yeterli olamadım. Yeterli olmuş olduğumu var sayarsak eğer, kesinlikle çalışmak lisans mezunu olanın hakkıdır. Amacım kimseyi aşağılamak değil, ama lise veya önlisans da alınan eğitim yeterli olmuyor. Şunu da söylemek gerekirse eğer, staj neden var lise veya önlisans mezunu da çalışabilir tarzı yorumlara oldukça karşıyım. Yeterli oluyor madem lise okumak. Lise okuyan doktor olsun, hemşire olsun. Söz konusu küçük bir çocuk, kendi çocuğunuz veya yakınınızın çocuğu olduğunda gereken özeni gösteriyorsunuz en ince ayrıntısına kadar araştırıyorsunuz ama lise de okuyup da öğretmen olma hayali kuruyorsunuz. Üniversite mezunu ne kadar insan varsa işte bu yüzden iş bulamıyor. İşte bu yüzden de doğru insan yetişmiyor. Yanlış bir cümle kullandıysam affola

    Yanıtla
    • 12 Ağustos 2018 tarihinde, saat 17:32
      Permalink

      Lise mezunuyum demişsiniz ön lisan mezununu aşağılıyosunuz nerden biliyorsunuz 2 yıl ne eğitim aldığımı öğretmenin yapmadıklarını biz yaptık stajda öğretmende bizi izledi

      Yanıtla
  • 15 Ocak 2018 tarihinde, saat 13:48
    Permalink

    Yazdıklarınızda çok haklısınız fakat neden dokuz eylül üniversitesini dokuz eylül üniversitesinin çocuk gelişimi bölümü ile değil anadolu üniversitesinin çocuk gelişimi bölümünü ile kıyasladınız 🙂 yanlış konuştuysam kusura bakmayın

    Yanıtla
    • 17 Ocak 2018 tarihinde, saat 15:22
      Permalink

      Bu karşılaştırma sadece ders sayısı ve kapsamlarını göstermek için yapıldı. Hangi üniversite olursa olsun tablo aşağı yukarı aynı olacaktı.

      Yanıtla
      • 13 Ağustos 2019 tarihinde, saat 04:51
        Permalink

        Hocam merhabalar. Ben ogretmen olmak cok ama cok ama cok istiyorum. Ailemdeki tum cocuklara kucuklere he ben bakiyorum eglendiriyorum onlarla oyun oynuyorum. Ama ben erkegim. Bana ozel sektorde erkek olsugumdan dolayi is vermiyorlarmi. Birde hocam ben uzaktan egitimle auzef istanbul univeesitesi 4 yillik lisans cocuk gelisimi okuyorum. Bu dedikleriniz orasi icin gecerli degil demi. Orasi lisans cunku. Ve formastonda kalkacak artik. Yani kpssde atanana verecekler artik. Cevaplarinizi merakla bekliyorun.

        Yanıtla
    • 12 Eylül 2019 tarihinde, saat 22:32
      Permalink

      Zaten mufredat ve dersler hicbir okulda degismiyor arkadasim acik yakalamaya çalışırken kendi açığın ortaya çıkmış. Ben yıldız teknik üniversitesinde okuyorum aldığım derslerin aynısını erzurumdaki atatürk üniversitesinde okuyan öğrencide alıyor bunda bir farklılık olamaz zaten

      Yanıtla
  • 18 Ocak 2018 tarihinde, saat 02:38
    Permalink

    Yazdığınız her şeye yüzde yüz katılıyorum ve üslubunuzu takdir ediyorum…
    Gerçekten de ülkemizde öğretmenlik mesleğine karşı öyle bir pervasızlık, saygısızlık var ki… Ülkedeki politik, askeri, ekonomik daha aklımıza gelebilecek her türlü sorunun çözüme kavuşmamasını bu sebebe bağlıyorum. Eğitimi ve eğitimci olmayı basit bir iş gibi görüyor sonra vay efendim neden üreten değil sadece tüketen bir toplumuz, neden kadına şiddet meşrulaşıyor gibi bir dünya serzenişte bulunuyoruz…
    Okul öncesi dönem kritik bir dönemdir. Lisede çocuk gelişimi okuyup öğretmenlik yapmak nedir aklım almıyor doğrusu. Kendini öğretmen diye tanıtan birini düşünün ki daha öğretmenlik bölümünü okumaktan aciz. Bu bölümün öğretmeni olmayı gerçekten istiyorsanız çok doğal olarak bir eğitim fakültesine başvurmalı ya da formasyon almalısınız. Bunu ifade etmek zorunda olmak trajikomik gerçekten.

    Yanıtla
  • 10 Şubat 2018 tarihinde, saat 01:53
    Permalink

    Bu yazıyı Çocuk gelişimi mezunlarını ya da Kız Meslek Lisesi mezunlarını küçümsemek, aşağılamak için yazmamışsınız güya ama ezik ezik eziklemişsiniz. Öncelikle şu konudan başlamak istiyorum. Ben iki okulda ayrı ayrı staj yaptım ve okulda her öğretmenin sınıfına girip bizzat gözlem yaptım. Yani toplam 8 sınıftı. Evet onlarda üniversitelerin 4 yıllık bölümünden mezunlardı ama yaptıkları şey bizden farklı bir şey değildi, çocuğun önüne kağıdı ver kessin, yapıştırsın, veya şarkı öğret birlikte şarkı söyle, ona zıt kavramları öğret, kitaptan kavramları çalıştır, onlara hikaye oku, oyunlar oyna ,vb. Ayrıca çoğu da bunları tamı tamına yapıyor muydu hayır. Çünkü devlette çalışmanın rahatlığı vardı, stajyer rahatlığı vardı. Arada ki tek fark maaşta ki uçurum. Tabi ki de hakkıdır 4 yıl okumuş ve atanmış bir öğretmenin maaşını layıkıyla alması ama dediğim gibi herkes işini layığıyla yapmıyor bu ülkede. Yani üniversite insanı adam yapmıyor malesef. Sadece bilgine bilgi katıyor, bunu da birlikte kullanabiliyorsan ne güzel. İşte asıl o zaman öğretmensin.
    Ayrıca kimsenin ben öğretmenim diye ortalarda gezip havalar attığı felan yok. Asgari ücretin altında tek başına 13 kişiye bakıp ayrı ayrı velilerle uğraşıp neyin havasını atacaksın zaten.
    Ve sadece çocuk gelişimcilere laf atmışsınız ya biraz da işletmeleri ele alın olur mu ? Kimse zorla beni işe alın diye yalvarmıyor. Kreş sahibinin işine geliyor ucuz işçi, ve veliler de bu konuda çok titizlerse eğer devlete versin yada kreşleri çok iyi araştırıp, çalışanların diplomalarını felan istesin.

    Yanıtla
    • 15 Şubat 2018 tarihinde, saat 03:33
      Permalink

      Rumis yorumun için teşekkürler. Yazının hiçbir yerinde “ezik ezik ezikleme” yok. Bir kez daha okumanı öneririm. Sektörde yaşanan durumu, emek sömürüsünü, buna ek olarak devletin ücretli öğretmenlik politikasını çok kez eleştirdim.
      Yorumunun sonunda belirtmiş olduğun çalışanların diplomasını talep etme konusuna kesinlikle katılıyorum. Ancak veli baskısı ile özel kurumlar üzerinde bu baskı oluşturulabilir.

      Yanıtla
    • 12 Eylül 2019 tarihinde, saat 22:39
      Permalink

      Yaptıkları şey bizden farklı değildi ver önüne kağıdı kes yapıştır çiz … Yazmışsınız Iste olay tamda bu siz eğitimi böyle görüyorsunuz ve önüne kağıdı yapsın iste bu yuzden kendinize ogretmen dememeniz gerek. Meslek hayatınızda sizinle aynı şeyleri yapan dehşet kötü lisans mezunu öğretmenlere denk gelsenizde bu sizin biraz şansınıza olmuş. Verdiğiniz emekler bu gibi öğretmenlerin yanında gerçekten takdir edilesi fakat gerçekten iyi bir formasyon eğitimi almış öğretmene denk gelseydiniz bunları yazamazdınız

      Yanıtla
  • 14 Mart 2018 tarihinde, saat 03:00
    Permalink

    Yazının ucu Çocuk gelişimi lisans mezunu ve pedagojik formasyon alan Çocuk gelişimcilere dokunmuyor gibi geldi, yanlış anlamadım umarım. Eğer bu konuda da bilmem gereken bir şeyler varsa aydınlatılmak isterim. Çünkü lisans programında 30 dersin çok ötesinde ders aldığımız aşikar, tabii formasyonla aldığımız eğitim derslerini de eklemek lazım. Okuduğum üniversitede 3 Anaokulu kurumu 1 hastane 1 özel eğitim ve toplumda hizmet uygulamalarını alıyoruz. Olmak istediğim yer, her ne kadar bir lise öğretmeni olmak olsa da anaokulu gibi bir kurumda da öğretmenlik yapmak isterim. Ancak bunu kimsenin önüne geçerek değil olması gereken tüm vasıflara sahip biri olarak işimi yapmak isterim.

    Yanıtla
    • 21 Mart 2018 tarihinde, saat 01:43
      Permalink

      Esra hanım yazının genel eksenini Çocuk Gelişimi Önlisans programına yönelik söylediklerim oluşturuyor. Çocuk gelişimi lisans programları mezunlarının formasyon alıp okul öncesi öğretmenliği yapması konusunda bir söylem geliştirmedim.

      Yanıtla
  • 31 Mayıs 2018 tarihinde, saat 23:32
    Permalink

    Yazınızı ve yazına ilişkin gelen yorumları verdiğiniz cevapları tek tek okudum. Öncelikle böyle önemli bir konuyu ele aldığınız için sizi tebrik ediyorum. Maalesef ülkemizdeki eğitim sisteminin görmezden gelinen kanayan yarasıdır. Önlisans çocuk gelişimi ve okul öncesi öğretmenliği sorunu. Nasıl bir hemşire bende aynı bilgiye sahibim bende birçok sağlık dersi alıyorum ayrıca hastalarla daha iyi/çok ilgileniyorum diye benim doktordan bir farkım yok deme hakkı yoksa bir grup sorumlusunun da ben öğretmenim savunması geçersiz olacaktır. Bizler lisans okurken sadece çocuk eğitimi üzerine yetiştirilmiyoruz bunun yanında öğretmenlik mesleği yeterliliğini de almış oluyoruz. Okul öncesi öğretmeni olmak isteyen üniversite sınavına hazırlanıp lisans Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü kazanıp mezun olduktan sonra istediği mesleği elde etmiş olur. Sizlerin işinizi iyi yapmanız bu gerçeği değiştirmez sadece işini iyi yapan çocuk gelişim elemanı olursunuz. Ayrıca bahsedilen bölümlerin de öğretmen yetiştirme gayesi yoktur. Bu bölüm mezunlarına öğretmenlik diploması ve unvanı vermez/veremez. Nasıl diğer branşlar için dört yıllık eğitim fakültesi ya da formasyon şartı aranıyorsa okul öncesi içinde durum budur. Okul öncesi gibi kritik bir dönemde böyle karmaşa yaratan sistem fark edilir ve bu duruma bir düzenleme getirilir umarım. Son olarak yazıya gelen eleştiri niteliğinde olan yorumların tarzından fakültenin önemini bizlere göstermiş oluyor.

    Yanıtla
    • 12 Ağustos 2018 tarihinde, saat 17:36
      Permalink

      Bu serzerişinizi birazda sertifika ile öğretmen olanlara yapsanızda okumak için okadar emek verip 5 kuruşa çalışanların emeklerine laf etmeseniz

      Yanıtla
  • 28 Temmuz 2018 tarihinde, saat 18:43
    Permalink

    Yazınız düşüncelerime ve duygularima tercuman resmen ,teşekkür ederim .Bu sene Dokuz Eylül Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum , tc vatandasi olmadigim icin kpss ye giremiyorum ,zaten girmeyi de dusunmuyordum. Dogal olarak özel okullara bakmaya basladim ve neredeyse hepsi paylastiginiz gibi çocuk gelişimi mezunu ve üniversite mezunu ariyor , bide bunun üstüne en az 2 yıl tecrübe istiyor. Gördüğüm bir ilanda imam hatip lisesinden mezun ve tecrubeli ” öğretmen” arıyor bir öğretmen niye imam hatipten mezun olsun ,gerçekten şaka gibi . Bir ilanda da “tecrübesizler boş yere meşgul etmesin” diyordu , bir eğitimcinin böyle bir ifade kullanmasına inanamadim. Maalesef bide yeni mezunu coğu özel okul istemiyor . Yorumlari okudum ,bazıları öğretmen olup da işini layığıyla yapmayanlar var demiş ,evet kesinlikle ve maalesef öyle öğretmenler var , hatta staj yaptığım bazı okullarda bizzat gördüm ,insanın ağırına gidiyor öylelerinin zamanında atanmış olması ve senin iş bulamaman , çünkü yeni nesil öğretmenlerin daha iyi daha istekli olduklarını düşünüyorum,üniversitede aldığımız eğitime,çevremde gördüklerime , sınıf arkadaşlarıma dayanarak da bunu söyleyebilirim. Ayrıca atama sistemini de doğru bulmuyorum ama maalesef hiçbirşey istediğimiz gibi olmuyor , umarim herkes hakkettigini alir , herkes emeğinin karşılığını alır .

    Yanıtla
    • 30 Temmuz 2018 tarihinde, saat 12:41
      Permalink

      Madina yorumun için teşekkür ederim. Ben de DEÜ 2015 mezunuyum. Sektör ne yazık ki bu durumda, bir de erkek okul öncesi öğretmeni olunca işler daha kötü hal alıyor benim açımdan. Özel Eğitim ikinci lisans ve yüksek lisansa da biraz bu açıdan yöneldim.

      Yanıtla
      • 29 Ağustos 2018 tarihinde, saat 19:55
        Permalink

        Cevabınızı çok geç gördüm .Maalesef insanlarımız çok önyargılı , umarım hedeflerinize ulaşırsınız ,yolunuz açık olsun . Günseli hocayı kesin biliyorsunuzdur zaten 🙂 onun dersinden geçen bir insanı nasıl işe almazlar dimi Bir iş buldum sanıyordum kadin 1000 lira diyor başka birşey demiyor ,enazından asgari ücret olsun 1400falan olsun diyorum yok ,bide beni ikna etmeye çalışıyor yok herkes boyle veriyor daha yuksek veren varsa goster ben de vercem bilmem ne Sonumuz hayir olur insallah .

        Yanıtla
        • 30 Ağustos 2018 tarihinde, saat 15:05
          Permalink

          Ben de Günseli Hoca’dan ders aldım, hâlâ kampüste karşılaşıyoruz bazen.
          Bu mesaj bir yandan güldürdü beni ama öte yandan fazlaca can sıkıcı. Ben kendi açımdan Özel Eğitim’e yönelmekte buldum çareyi. Türkiye’de okul öncesi kurumlarında çalışılabilecek kurum sayısı çok sınırlı. Oralara da bakmak lazım aslında.
          Umarım daha iyi bir alternatif bulabilirsin Madina.

          Yanıtla
  • 8 Ağustos 2018 tarihinde, saat 01:17
    Permalink

    Merhabalar bu konuda devlet okullarında önlisans çocuk gelişimciler öğretmen ünvanıyla çalışır. Ayrıca pembe tabelalı anaokullarında M.E.B e bağlı öğretmensinizdir. YÖK MEB kafası bu kadar karışıkken alanda çalışanların kafasının karışması çok doğaldır. Ayrıca kendini ne kadar gelistiren bir öğretmen olduğunda önemlidir. Mobilyacının bile bu branşta eğitmenlik yaptiğını gördüm. Çocuk Gelişimcileri ezmeyi çalışmayı bırakıp mesleğindeki niteliksizleri görebilirsin. Ayrıca senin statünde birçok kişi ben pedagogum diye geziniyor ve devlette buna izin veriyor. O zaman başkaları da sizi yersin ve değersiz kılsın.
    Saygılarla…

    Yanıtla
      • 13 Ağustos 2018 tarihinde, saat 12:00
        Permalink

        Esra hanım branş dışı kişilerin ücretli olarak okul öncesi öğretmenliği yapmasını, ya da branş dışı kişilerin sertifika ile özel eğitim alanında çalışmasını birçok kez yazılarımızda konu aldık. Bilginize.

        Yanıtla
  • 12 Eylül 2018 tarihinde, saat 15:42
    Permalink

    Nasıl hastanelerde lise mezunu sağlıkçılar hemşire olarak çalışıyor ise lise mezunlarına çalışmaması gerek ben onlisans mezunuyum şimdi diğer sektörlere de gelirsek hangi bölüm okursan oku birazda ülkemizde işleyişin farklı olduğunu hepimiz biliyoruz bin TL ye koşa koşa çalışırım çünkü iki üniversite mezunuyum işsizim bebek bezide yıkarım öğretmenimmde derim Anadolu üniversitesinin zamanında acikogretim lisans programı vardı yığınla niteliksiz kişi mezun çalışıyor devletin kadrolarında alakasız bölüm mezunları alakasız işler yapmakta özel sektörde de değişen yok bence didismek yerine kendimizi geliştirmeye bakmalıyız ücretli öğretmenliğe de başvurdum ama olmadı olursa da çatır çatır çalışırım herkes ekmeğinin derdinde sistem yanlış ise bunu kanun korucular düzenlemesi gerek lakin sunuda demeden geçemem lisans mezunları benim gözümde de öncelikli olarak gelir lise mezunuda benden sonra gelir saygilar

    Yanıtla
  • 28 Kasım 2018 tarihinde, saat 22:37
    Permalink

    Önlisans için az bilgili
    Lisans için çok bilgili gibi bi düşünce çıkmış bu yuzden lisans mezunları öğretmen olabilir v.s denmiş bu kadar zorunuza gidiyorsa emek hırsızı muamelesı yapılıyorsa o zaman herkes önlisans mezunu olup üretli öğretmenlık yapsın ☺ saygılar …

    Yanıtla
  • 30 Mayıs 2019 tarihinde, saat 23:19
    Permalink

    Lisans çocuk gelişimi okuyacağım eylülde kayıt yaptıracağım valla kanunda böyle bir imkan varsa formasyon alıp okul öncesine atanmak gibi bizde bunu kullanırız atanirizda siz okul oncesiciler 80 alıp atandinizda bizmi tuttuk sizi bu fesatliginiz neden..nasıl ki fen edebiyat mezunu barajı geçişte okuyan arkadaşlar formasyon alıp türkçe matematik gibi öğretmen olup ataniyorsa bizde bu kanundan faydalanıriz hodri meydanı kpss de yaparız kim yüksek puan alırsa kazanan o olur bence siz iki soru fazla yapında siz çocuk gelişimi okuyuntabiki lisans

    Yanıtla
    • 2 Haziran 2019 tarihinde, saat 06:47
      Permalink

      Siz yazıyı yanlış anlamışsınız Çiğdem hanım. Yazının birçok yerinde çocuk gelişimi önlisans vurgusu yaptım. Kimseye karşı fesat olduğum da yok. Çocuk gelişimi lisans mezunlarının formasyon alarak okul öncesi öğretmeni olarak atanmalarında herhangi bir sorun yok. Zaten yasal olarak da mümkün. (TTKB 9. sayılı kararına bakınız.)
      Ayrıca ben 80 puan almış ve mülakatta düşük puan verilmiş bir okul öncesi öğretmeniyim. Buna da hodri meydan mı? 🙂

      Yanıtla
  • 7 Haziran 2019 tarihinde, saat 01:33
    Permalink

    Ne kadar yanlış bir yazı ben cok iyi bir ögretmenim dört dörtlük belki degilim ama çocukları gönülden seven onlarla çocuk olan bir ögretmenim ve bu sene benim ögretmenlik te 5. Senem lisans yapmak için baya çalıştım ama nasip olmadı lisans mezunu olamadım ama devlet okulunda ücretli öğretmenlik yaptım lisans mezunu ögretmenlerimiz dörtbin maaş alırken biz asgari ücrette çalıştık bazen asgari ücret bile alamadık ama bütün emegimin karşılığını her zaman aldım devlet okulunda benim oldugum okula ögretmen ataması oldu velilerim kabul etmediler evet inana biliyor musunuz lisans mezunu istemiyoruz ön lisans mezunu ögretmenimizi istiyoruz dediler ve okulla yeni atanan ögretmene yeni bir sınıf actı ben ögrencilerimle kaldım evet ben bir önlisans mezunuyum öğretmen kavramını da cok iyi taşıdıgıma eminim şuan bir özel okulda ögretmenim ve gelecek sene aynı ögretmenimiz olursa kayıtlarımızı yaparız şartı konuldu idareye bu benim için cok gurur verici bir durum ögretmenlik özelikle annasınıf ögretmeni bir diplomaya sıgdırılmamalıdır içten gelmelidir. Keşke bende yapa bilseydim lisansımı sırf bu söylentiler için başka hic bir şey için degil ögretmenim, ögretmen kavramını da cok iyi taşıyorum ‍

    Yanıtla
    • 10 Haziran 2019 tarihinde, saat 23:21
      Permalink

      Bu yorumunuza ne yazsam bilemedim. Öğretmen olmamanıza karşın ısrarla öğretmen olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Sizin sahip olduğunuz niteliklerin ya da öğrencilerinizin-velilerin memnuniyetinin sizin öğretmen olup olmamanızla ilgisi yoktur. “Anasınıfı öğretmenliği bir diplomaya sığdırılmamalıdır.” demişsiniz, bu algıyı tamamen hatalı buluyorum. Okul öncesi öğretmenliği öncelikle diplomayı gerektiren bir alandır. Diğer detaylar hakkında yazmayacağım, yazıda yeterince değindim zaten.

      Yanıtla
  • 15 Haziran 2019 tarihinde, saat 22:04
    Permalink

    Ben onlisans mezunu olduğum halde şunu iyi biliyorum ki her branş öğretmenlik lisans diploması ile olur ve olmalıdırda leyla hanım.sizi çok seviyor olmaları öğretmen olduğunuz anlamına gelmez bakın aynı mesleği yapıyoruz yalnız ben dgs ile eylülde başlayacağım lisans mezunu olacağım ozaman hasta olduğunuzda dr a değilde acil tıp teknikerine gidiniz ne de olsa onlarda onlisans eğitimi almış degilmi

    Yanıtla
  • 28 Haziran 2019 tarihinde, saat 19:14
    Permalink

    Kendi düşüncelerinizi ispatlamak icin elinizden geleni yapmışsınız sözleriniz adeta yermek ve kanıtlamaya calışmaktan ibaret. Önlisans mezunuyum aynı zamanda lisedede bu bolumu okudum ve devlet okulunda staj yaptım arkadaslarımla sürekli kaynak tarardık staj paramızı eğitimcilerin setlerine yatırırdık seminerlere katılırdık arastırırdık herkes dershane okul arasındayken biz staj okul ve dershane arasında gidip geldik lise cıkıslı arkadaslarım anlayacaktır 🙂 ve benim yılımda ek puanımızı kaldırmıslardı gecis hakkıda yoktu siz simdi bunada puansız okudukları bölüm dersiniz 🙂 emin olun aldıgımız eğitimler cabalarımız 4 yıllık bir universiteyle taçlandırmak isterdik. Lisans mezunu öğretmenlerimi yermek değildir amacım hakkıyla görevini yapan insanları es gecemem fakat kendi izlenimlerimden örnek vermek gerekirse gayet rahat bütün sorumlulugu bize yıkan öğretmenler gününde gelen hediyelerle sosyal medyada hava atan bir tayfaydı benim sahit oldugum kisiler arkadaslarım ve ben o süre icinde gerek o yıl sınav etkinlik planları gerek okul sınavları dolu dolu bir yıl gecirdik ve son günümüzde okul müdürümüz tarafından hediyelerele uğurlandık güzel temenniler duyduk o tayfa ise okul mudurunun gözüne girmeye calısan sözde eğitimcilerdi 🙂 sonuc olarak onemli olan insanın kendini donatması sorumluluklarının bilincinde olması tasıması o lisans mezunu dediğiniz “ öğretmenler” bilgilerini aktarmak yerine orayı kadın gününe cevirmişlerdi. Önlisans okudukları icin “öğretmenlik” sıfatına uygun bulmadıgınız insanların arasında lisans mezunlarına taş cıkaracak insanlar var boyle sınırlandırmazsınız insanların emeklerini.Ayrıca belirtmek isterimki eğitim sürecim boyunca yolumun kesiştiği hocalarım gayrt deneyimli basarılı kendini bolume adamıs insanlardı onlardan aldıklarımla hayatta 1-0 önde oldugumu dusunuyorum siz istediginiz kadar küçümseyin ben bir çocuğun yoluna ışık olduysam ne mutlu 🙂

    Yanıtla
  • 29 Haziran 2019 tarihinde, saat 06:31
    Permalink

    Nazlı öncelikle yorumun için teşekkürler. Ancak söylemlerine yönelik cevaplarımı zaten yazıda vermişim.
    1- Sizin şahsi yaşantılarınız, gördüğünüz kötü öğretmenler ve iyi çocuk gelişim önlisans mezunları o kişilere öğretmenlik unvanını vermez.
    2- İnsanlara öğretmenlik unvanını ben vermiyor ya da almıyorum. Bu, kanun ve yönetmeliklerle bellidir. Ben öğretmen, veli ve öğrenci arkadaşları bilgilendiriyorum.
    3- Sizin yapmış olduğunuz, kendinizi geliştirici aktiviteler sizin şahsi gelişiminize katkı sağlar, size unvan vermez. Öğretmenlik, diploma sonucunda elde edilen bir unvandır.

    Yanıtla
  • 29 Haziran 2019 tarihinde, saat 21:48
    Permalink

    Mustafa hocam tablo ile ders karşılaştırması yapmış, lisans çocuk gelişimine değinmemiş, formasyon aldığı takdirde öğretmenlik yapabilir demiş. Hocam anlatmış da anlatmış. Fakat halen ısrarla hocamın yazı dizisinden yola çıkarak “Açık arayayım da yükleneyim” diyen bir grupla karşı karşıyayız. Bakın arkadaşlar bence yazıyı baştan sona tekrar objektif şekilde okuyun. Kimsenin sizlerin emeğine kötü laf ettiği yok. Ki bu hak kimsede yok. Ben Okul Öncesi Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisiyim. Bu yazdıklarımdan farklı sürekli karşılaştığım bir şeyi de söyleyeyim. Staj yaparken önlisans programı stajyer bir arkadaş ve liseden gelen stajyer bir arkadaş vardı. Ve sürekli erkek olduğum için beni ezikleyip bizzat aslında kendilerinin öğretmen olduklarını dile getirip duruyorlardı. Hani nerede lisans eğitimi, hani nerede formasyon? Okul Öncesi Öğretmenliği mezunları ve Lisans Çocuk Gelişimi mezunu olup formasyon alanlar dışında hiç kimse öğretmen değildir!

    Yanıtla
    • 2 Temmuz 2019 tarihinde, saat 06:29
      Permalink

      Tahir, teşekkür ederim mesajın için. 🙂 Erkek okul öncesi öğretmenlerini görmek ayrıca güzel.

      Yanıtla
  • 13 Temmuz 2019 tarihinde, saat 19:13
    Permalink

    Öğretmenim kanayan yaramız hala öğretmen olduklarını vurguluyorlar. 2013te meslek lisesinden mezun oldum, son sınıfta saat 8 de staj başlardı 6da biterdi oradan kostur kostur dershaneye giderdim ilk senemde kazandım eğitim fakültesini resmen uyumadım yemedim içmedim tek isteğim öğretmen olmaktı 2017de mezun odlum şimdi özelde çalışıyorum (mecburum kpss 80 puan aldım ama atanmak istemedim çünkü evliyim ve çocuğun var eş durumu yok malum) ücret mi asgari ücret. Liseden mezun olan biri daha çocuk 18 yaşında kendini yeni farkediyor nasıl bir çocuğu dünyaya hazırlar kimse bunu dusunmuyor. Uykusuz geceler, üniversiteye hazırlanırken bana bıraktığı stres baş agrisi ailemin emeği vs daha örnek çoğaltılır bunun için mıydı diyorum hak mı reva mı hala öğretmen olduklarını vurguluyorlar biz neden okuduk o zaman soruyorum ?

    Yanıtla
  • 1 Eylül 2019 tarihinde, saat 20:32
    Permalink

    Sevgili anneler babalar öğretmenler on lisanscilar size bir sorum var tüm forumları okumuş bilgi almış olsamda içimde vicdanımı sızlatan bir karar aldım belki ikna edilmeye belki dahada vicdanımı sizlattirmaya ihtiyacım var gelelim soruya..4.5 yaş bir oğlum var çok şükür sağlıklı hareketli uyumlu yeri gelir çok uslu yeri gelir bir canavar olabilen bana göre normal bir çocuktur devlet anasinifina yazdırdım yarım gün ama nedense iki sene üst üste gitmesi sanki annelik duygularımı altüst etti ben nasıl anneyim çalışmıyorum da niye bir sene daha dişimi sıkıp parkta evde derken zaman geciremezmiydik dedim geçerdi zaman elbette ama hep park hep arkadaş istiyor diye böyle bir yola başvurmuştum..benim özel kreş tecrübem var kısada olsa iyiki kısa çünkü yeminle psikolojim bozuldu bir anne olarak o çocukların hali o lise mezunu sözde öğretmenlerin çocuklara uyguladığı sözlü şiddet aklım durdu kameralar olmasa bilemiyorum artık neler yaparlar işte ya benim çocuğuma da aynısını yaparlarsa kamerada yok devlet okulu kime hesap soracaksın özel degilki hakkımızı savunalım kanitta yok nolur bir akıl verin somut örnekler verin önergeler değil gerçekten gördüğünüz yaşadığınız bilgiler verin 9 eylülde başlayacak sürekli ağlama krizine giriyorum tsk ederim

    Yanıtla
    • 18 Eylül 2019 tarihinde, saat 09:15
      Permalink

      İlkokula baslayacaginda da ayni seyi dusunurmuydunuz? Okul oncesi egitimi vakit gecirme yeri olarak mi görüyorsunuz. Ayrica devlette 4 yastan sonra başlıyorlar yarim gün… cok barız sikinti olacagini zannetmiyorum

      Yanıtla
  • 18 Eylül 2019 tarihinde, saat 09:10
    Permalink

    Mustafa hocam çok önemli bir mevzuya değinmişsiniz. Ulkemizde okul oncesi egitime gereken onem verilmiyor eger veriliyor olsaydi şu an bunları tartisiyor olmazdık. Bu kadar bu meslege asik kişiler varsa osym nin duzenledigi yks (yeni ismiyle) ye girip egitim fakultesi okul öncesi öğr. bölümüne yerlessinler. Yaşım 31, iki yil evde ders calisip sozelde 28k siralama yapip yerleştim ustelik baska sehre.. evimi duzenimi bozdum sirf gercekten istedigim için… istesem iki yillik okurdum yasadigim sehirde vardi ama biliyorum ki öğretmen değil abla olurdum. Bu yastan sonra atanir miyim bilmiyorum. Özel sekrorde is bulablrmym hersey muamma ama yinede bu riski aldım keske iki yillik ya da lise mezunu cocuk gelişimi mezunu arkadaşlarda bu meslege aşıksa boyle bir yol izleselerdi… Egitim fakültesinde egitim derslerini almak çok önemli.. Mesela gecenlerde bi yerde okumustum. Cocugunu kreşe yollayan bi anne yazmis. Çocuğu arkadasinin bir şeyini izinsiz almis ve öğretmeni de (?) çocuğun annesinin ve iki cocugun yaninda “Ali bugun cok kotu bisey yapti, Ahmet’in kalemini izinsiz aldi ama cok ayip oldugunu guzelce anlattim annesi bi daha yapmayacak” demis ve eger bu kisi gerçekten ogretmen olsa boyle konusmazdi. Okul oncesi yas grubunda ki cocuklarda mulkiyet kavrami gelişmemiş oluyor. Bu kişi eğt. fak. mezunu olsaydi derslerde mülkiyet kavramının hangi yaslarda oturdugunu bilecekti ve bu durumu hirsizlik gibi yargilamayakti ayrica cocugu utandirmasi da cabasi.. bu gibi oyle cok ornekler verebilirz… Egitim dersleri almayan kişiler sadece bu bölümü etkinlik, materyal den ibaret zannediyor..

    Ayrica neden diger branşlara (Turkce, matematik, fen, sosyal vs.) Lise önlisans mezunları girmiyor..? Girse hele haberlere çıkar. Mesela duz lise sayısal mezunu x lisesinde matematik dersine girse cok tepki görür degil mi? Peki en kritik yas grubunun oldugu okul oncesi icin neden bu kadar hassas degiliz?

    Yanıtla
    • 19 Eylül 2019 tarihinde, saat 09:00
      Permalink

      Katkınız için teşekkür ediyorum sevgili Okuyananne. Eğitim hayatınızda başarılar dilerim.

      Yanıtla
  • 2 Ekim 2019 tarihinde, saat 10:43
    Permalink

    Okuyananne yorumunuz için TSK eder bir çocuk gelişimi onlisan mezunu ve şuanda dgs ile lisan eğitimime devam eden bir anne olarak okul öncesinin vakit geçirme yeri olmadığını sizden çok çok iyi bildiğime eminim..ilkokula başlasa böyle tepki vermezdim 7 yaş ile 4 yaş çok farklıdır ve devlet 3 yaşta alıyor okuyun araştırın yazmak için yazmayın bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp..tek çocuğum var ondandır bu vicdan çelişkisi bende ayrıca evde ve parkta bir eğitim vwrilmediginden okul öncesi kurumu tercihimdi boş yorumunuzu egitimsizliginize veriyorum

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir