Öğretmenim, yoksa sen öğretmen olmayabilir misin?

Peşinen Not:

Bu yazı hiçbir şekilde Çocuk Gelişimi mezunlarını ya da Kız Meslek Lisesi mezunlarını küçümsemek, aşağılamak, niteliksiz olduklarını ifade etmek için yazılmamıştır. Sektörün ticari yönünde velilerin yanlış bilgilendirilmesinin önüne geçmek, nitelikli bir okul öncesi eğitimin gerekliliğini anlatmak için yazılmıştır.

Kariyer.Net’ten bir iş ilanı örneği. Bu yanılgıya sıkça rastlıyoruz.

Bu yazıyı neden yazdım?

Üniversiteden yeni mezun olduğumda birçok yeni mezun gibi ben de bir iş arayışına girmiştim. Bir tanıdığın önerisiyle bir Kreş/Gündüz Bakımevi/Çocuk Kulübü olan, sosyoekonomik seviyesi yüksek ailelere hitap eden (kayıt ücretiyle, dekorasyonuyla, sınıf içi renkli tasarımıyla, her yandan taraftan fışkıran kameralarıyla) bir kurumda asgari ücretin biraz üzerinde bir maaş karşılığında çalışmaya başladım.

Ancak günler geçtikçe, garip olan bir şeyler hissediyordum. Yönetici, uygulayacağım programla hiçbir şekilde ilgilenmiyor, “kafana göre takıl, ama velilere güzel bir şey yaptığını göster” etkisi yaratıyordu. Genel anlamda önplanda olan eğitim değil bakım hizmetiydi. (Aslında kreş aslında tam olarak budur.) Etkinlik süreçlerinde kesinlikle fotoğraf çekip Facebook’ta ailelerle paylaşmamı istiyordu yalnızca. Burada yanlış bir şeyler vardı, niye yaptığım etkinliği ailelerle paylaşmak zorundaydım ki. Kafamda kuruma ait düşünceler yavaş yavaş, diğer personelle konuşmaya başlayınca netleşmeye başladı.

Konuşma esnasında “Hocam siz nereden mezunsunuz?” sorusu genellikle “A lisesinden mezunuyum.” oluyordu. Tabi benim gözlerim yaka kartındaki “Öğretmen” yazısında. Buraya kadar her şey çok garip gelmeyebilir, ne var canım, altı üstü öğretmen olmayan biri, kendini öğretmen olarak tanımlıyor diyebilirsiniz.

Benim asıl kırılma yaşadığım nokta şu oldu ki, bahsettiğim kurum “bilingual” (iki dilli eğitim) verdiğini iddia ediyor, ve reklam politikasının temel eksenini de bu oluşturuyordu. Ki bu bahse konu İngilizce Öğretmeni(!) arkadaş Hello, Stop, Good Morning, Good bye gibi kelimeler dışında pek de İngilizce konuşmazdı. Benim kafamda yine deli sorular “Hocam siz nereden mezundunuz?” “Ben B Süper Lisesinden mezunum. İngilizcem iyidir, böyle bir iş yapmaya karar verdim.” Tabi ki tepki veremedim.

Kısacası bu yazıyı yazmamın sebebi, ticari kurumlar tarafından velilerin yanlış bilgilendirilmesi, öğretmen olmayan kişilerin öğretmen olarak lanse edilmesi üzerine, bir bilgilendirme sağlamaktır.

Kreş, gündüz bakımevi, anaokulu, anasınıfı. Nedir bütün bunlar?

Öncelikle bu konuyu tam olarak anlatabilmek için bu kavramların mevzuatlarda tam olarak neyi ifade ettiğini açıkça belirtelim. Tüm bu kelimeler özellikle veliler arasında birbirinin yerine kullanılabiliyor.

Anaokulu nedir? Anaokulu 36-66 aylık çocukların eğitimi amacıyla açılmış, bağımsız bir anaokulunu ifade eder. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır.

Anasınıfı nedir? Anasınıfı ise 48-66 aylık çocukların eğitimi amacıyla bir başka kurum bünyesinde açılmış olan sınıftır. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır.

Kreş Nedir? Kreş 0-36 ay arası çocuklara hizmet veren kuruluştur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlıdır.

Gündüz bakımevi nedir? 37-66 aylık çocuklara hizmet veren kuruluştur. Kreşler gibi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlıdır.

Hangi kurumda hangi nitelikte personel çalışır?

Kreş ve Gündüz Bakımevinde çalışan personelin niteliği

Sanıyorum bizim bu yazıda açıklamaya çalıştığımız temel konu bu. Birçok kurum her ne kadar kreş veya gündüz bakımevinde “öğretmen” çalıştırdığını beyan etse de, veya bu kişilerin yaka kartlarında öğretmen yazsa da kreş ve gündüz bakımevlerinde çalışan kişilerin birçoğu öğretmen değildir.

Bu kurumlarda çalışan personeller “Grup sorumlusu” adı altında çalışırlar. Öğretmen olmak zorunda değillerdir. Genellikle 2 yıllık Çocuk Gelişimi programlarından ya da kız meslek liselerinin Çocuk Gelişimi bölümlerinden mezun kişilerdir.

Özel Kreş Ve Gündüz Bakımevleri İle Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş Ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik, 26. maddesinde bu kurumlarda çalışacak olan kişilerin niteliklerini belirler.

“MADDE 26 –  Grup sorumlusu olacaklarda aranacak nitelikler şunlardır:

a) Kreş ve gündüz bakımevlerinde görevlendirileceklerin yükseköğretim kurumlarının çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmenliği, okul öncesi eğitimi öğretmenliği, anaokulu öğretmenliği, çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü, çocuk gelişimi bölümü lisans veya önlisans mezunları öncelikli olmak üzere kız meslek liselerinin çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü mezunu olmaları gerekir.”

Anaokulu ve Anasınıfında çalışan personelin niteliği

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel anaokulu ve anasınıflarında görev yapan personel ilgili Eğitim Fakültelerinin Okul Öncesi Öğretmenliği bölümü mezunudur.

Çocuk gelişimi ve bakımı bölümü mezunları yeterince özbakım becerisi olmayan çocukların becerilerine katkı sunmak için destek eğitim personeli olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda çalışırlar. (İlgili yönetmelik maddesi için bkz: Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, Madde 45 – 1)

Neden kreş ve gündüz bakımevleri yaygınken, anaokulu sayısı görece daha az?

Özel kurumlar varlıkları itibariyle ticari kurumlardır. Haliyle kurum yapısı oluşturulurken, maksimum kar minimum maliyet prensibi ile hareket edilir. Kurum kurucusu (kurucu olabilmek için ilkokul mezunu olmak yeterlidir.) personel maliyetlerini düşürmek için en düşük maliyetle erişebileceği personel yoluna gider. Bu genellikle Kız Meslek Lisesi, Çocuk gelişimi mezunu personeldir. Yani kurucu, ticari yaklaşımı sebebiyle nitelikten ödün verir, veya niteliği personelden değil görüntüden yana kullanır. Kurum görüntüde harika görünürken, çalışan personelin niteliği ile ilgilenilmez.

Kısacası Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir anaokulu açmak gerek prosedür yönünden, gerekse personel maliyetleri yönünden ticari beklentileri karşılamadığı için birçok yatırımcı kreş/gündüz bakımevi açmak yoluna gider.

KARŞI TEZLER

1) Çocuk gelişimi mezunu öğretmen değil mi yani?

Hayır değil, Çocuk Gelişimi Önlisans mezunları ve Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi bölümü mezunları kreş ve gündüz bakımevlerinde “Grup Sorumlusu” olarak çalışırlar.

2) Hadi canım, öğretmenliği diploma mı yapıyor? Ben kreşte mis gibi öğretmenlik yapıyorum.

Çocuk Gelişimi bölümü mezunlarının niteliksiz oloduğunu asla ifade etmedik. Aldıkları ders kapsamları öğretmenlik yapmak için yeterli değildir yalnızca. Yeterli alan bilgisine sahip olmadan öğretmenlik yapmanın ya da öğretmenim demenin sağlıksız ve yanlış olduğunu düşünüyoruz.

Öğretmenim diyebilmeniz için gereken önkoşul üniversitelerin Eğitim Fakültelerinden mezun olmanızdır. Ben kendimi de insanları da kandırırım diyorsanız başka bir konu tabi ki.

3) İşini kötü yapan, çocukları döven öğretmenler var. Onlardan çok daha iyi Çocuk Gelişimciler gördüm.

Kesinlikle doğru olabilir. Her meslek grubunda işini kötü yapan insanlar vardır. Ancak bu bahse konu kişileri öğretmen yapmaz, iyi çocuk gelişimciler yapar, diğerlerini de kötü öğretmenler elbette ki.

Meslek liselerinden ve önlisans bölümlerinden her yıl eminim ki binlerce yetenekli ve donanımlı, alanlarına birçok mühendisten daha hakim gençler mezun oluyor. Ancak bu onları bir mühendis yapmaz, alanına hakim bir lise mezunu ya da tekniker yapar. Meslek lisesi mezunu olmak kişiyi öğretmen yapmaz, size sınavsız önlisans eğitimine  başlama ya da kimi programlarda ek puan gibi avantajlar sağlar. Önlisans mezunu, ya da öğrencisi olmak kişiyi öğretmen yeterliliğine ulaştırmaz, DGS gibi sınavlarla lisans eğitimine geçme hakkı sağlar.

4) Çocuk gelişimi mezunları da çocuklarla ilgili dersler alıyorlar niye öğretmenlik yapamasınlar? Onların neyi eksik?

Elbette ki alıyorlar, lakin belirttiğimiz üzere öğretmenlik yapabilmek için “formasyon” olarak tabir edilen Eğitim Bilimleri derslerinin alınması gerekir. Bu noktada daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için Okul Öncesi Öğretmenliği Lisans Programı dersleri ile Çocuk Gelişimi Önlisans Programı derslerini inceleyelim. Okul Öncesi Lisans Programında alınan ders sayısı 60’ın üzerindeyken, Çocuk Gelişimi Önlisans Programında alınan ders sayısı 30 civarındadır.

Bu Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği Lisans Programı (alınmayan seçmeli dersler çıkarılmıştır) dersleri;

  1. BİLGİSAYAR I
  2. OKUL ÖNCESİ EĞİTİME GİRİŞ
  3. PSİKOLOJİ
  4. YABANCI DİL DERS GRUBU 1
  5. EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ
  6. TÜRKÇE I : YAZILI ANLATIM
  7. İNSAN ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ
  8. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I
  9. ANNE-ÇOCUK SAĞLIĞI VE İLKYARDIM
  10. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II
  11. BİLGİSAYAR II
  12. YABANCI DİL DERS GRUBU 2
  13. TÜRKÇE II:SÖZLÜ ANLATIM
  14. EĞİTİM FELSEFESİ
  15. EĞİTİM PSİKOLOJİSİ
  16. ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE GELİŞİM I
  17. ÇOCUKTA OYUN GELİŞİMİ
  18. YARATICILIK VE GELİŞTİRİLMESİ
  19. ÖĞRETİM İLKE VE YÖNTEMLERİ
  20. ANNE-ÇOCUK BESLENMESİ
  21. TÜRK EĞİTİM TARİHİ
  22. DRAMA
  23. ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI
  24. ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE GELİŞİM II
  25. ÇOCUK RUH SAĞLIĞI
  26. EĞİTİM SOSYOLOJİSİ
  27. MATEMATİK EĞİTİMİ
  28. ÇOCUK EDEBİYATI
  29. OKUL DENEYİMİ
  30. SINIF YÖNETİMİ
  31. ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ I
  32. GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİ
  33. MÜZİK EĞİTİMİ I
  34. BEDEN EĞİTİMİ VE OYUN ÖĞRETİMİ
  35. BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
  36. FEN EĞİTİMİ
  37. ETKİLİ İLETİŞİM
  38. ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ II
  39. TOPLUMA HİZMET UYGULAMALARI
  40. ÖZEL EĞİTİM
  41. MATERYAL GELİŞTİRME
  42. ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
  43. MÜZİK EĞİTİMİ II
  44. İSTATİSTİK
  45. ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI I
  46. ARAŞTIRMA PROJESİ I
  47. ANNE-BABA EĞİTİMİ
  48. REHBERLİK
  49. ARAŞTIRMA PROJESİ II
  50. ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI II
  51. İLÖĞRETİME HAZIRLIK VE İLKÖ.PROG.
  52. TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ
  53. SEÇMELİ I (OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE PROG.GELİŞTİRME)
  54. SEÇ.II (DÜNYADA VE TÜRKİYEDE OK.ÖNC.EĞT.PROG.)
  55. GK SEÇ.(DÜŞÜNCE VE UYGARLIK TARİHİ)
  56. SEÇ.III (OK.ÖNC.EĞT.YARATICI DRAMA ETKİNLİKLERİ)
  57. SEÇIV(EĞİTİM ETİĞİ)
  58. SEÇ.III (OK.ÖNC.EĞT.MÜZİK ETKİNLİKLERİ)
  59. SEÇ.IV(RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR)
  60. YABANCI DİL I (İNGİLİZCE)
  61. YABANCI DİL II (İNGİLİZCE)

Bu dersler de Anadolu Üniversitesi Çocuk Gelişimi Önlisans Programı dersleri;

  1. TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ I
  2. İLETİŞİM BİLGİSİ
  3. EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ
  4. SINIF YÖNETİMİ
  5. PSİKOLOJİ
  6. DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ
  7. YABANCI DİL I*
  8. TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ II
  9. ÇOCUK GELİŞİMİNDE ALAN ÇALIŞMALARI
  10. HASTA ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ
  11. ÇOCUK GELİŞİMDE NORMAL VE ATİPİK GELİŞİM
  12. ÖĞRETİMDE PLANLAMA VE DEĞERLENDİRME
  13. TEMEL İLK YARDIM BİLGİSİ
  14. YABANCI DİL II**
  15. ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ
  16. ÇOCUK GELİŞİMİ
  17. ÇOCUK VE DRAMA
  18. ÇOCUK EDEBİYATI VE MEDYA
  19. ÇOCUK GELİŞİMİNDE PROGRAM
  20. ANNE BABA EĞİTİMİ VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ
  21. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I
  22. TÜRK DİLİ I
  23. GELİŞİMSEL TANI VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ
  24. ÇOCUK VE OYUN
  25. KURUM UYGULAMALARI
  26. ÇOCUKLARI TANIMA VE DEĞERLENDİRME
  27. ÇOCUK, BİLİM VE TEKNOLOJİ
  28. ÇOCUKTA SANAT EĞİTİMİ VE YARATICILIK
  29. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II
  30. TÜRK DİLİ II

Not: Bu sayfadaki tüm veriler tartışmaya açıktır, yorumlarınızı, varsa hatalarımı belirtmenizden onur duyarım.

Bu gönderiyi paylaş:

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Özel Eğitim yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Öğretmenim, yoksa sen öğretmen olmayabilir misin?” için 20 yorum

  • 23 Haziran 2017 tarihinde, saat 12:34
    Permalink

    Hocam öncelikle yazınızı yeni okudum.Sizi tüm görüş ve düsüncelerinizi açıkca söylediginiz icin ve basarilı tespitlerinizden dolayi tebrik etmek isterim. Ayrica baska yazılarınızla bize fikir verip yardımcı oldugunuz icin kendi adıma tesekkur ederim.Gerek bu yazınızda gerek digerlerinde okul öncesinin önemini, “öğretmen” teriminin önemini herkese hatırlattınız icin tesekkurler.
    Bi çocuk gelişimi mezunu olarak söylediklerinizin hepsine sonuna kadar katılıyorum.Bu meslegi hayatım boyunca hakkıyla yapabilmek icin 2 yıldır sınava hazırlanıyorum. Bu yılda istedigim netleri yapmis olarak sonunda amacima ulasacagimi umuyorum.Ögretmen kavramı bu denli basit olmamalı hele ki okul oncesi bu kadar kücümsenmemeli bu tezi yıkmak icin once bu konuda kendimi gelistirip sonra sizin gibi tum onyargilara bas kaldirmak istiyorum.Gercekten yurekten sevip,tum ayrintilariyla egitimini alip yapılması gereken bu meslegin, lisans mezunu ögretmenlerin önemini herkesin anlaması umuduyla…Başarılarınızın devamını dilerim…

    Yanıtla
    • 24 Haziran 2017 tarihinde, saat 00:05
      Permalink

      İlknur güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Çok iyi bir öğretmen olacağına eminim. Başarılar şimdiden.

      Yanıtla
  • 14 Ağustos 2017 tarihinde, saat 15:07
    Permalink

    Lisede çocuk gelişimi okuyosun üniversitede de aynı bölüm ön lisans okuyosun bu konuda fazlasıyla egitim alıyosun staj yapıyosun ama öğretmen degilsin ozaman bu stajları koymayacaklar ön lisansa ve liseye. Sadece okuöncesi öğretmenliği okuyanlar staj yapsın. Bir anadolu lisesinden mezun olan biride okulöncesi öğretmenliği seçip 4 yıl okuyup öğretmen oluyo ama lisede staj yapıp ön lisans okuyup yine staj yapan biri öğretmen degildir öylemi? Tamam degil madem bu bölüm kapatılsın herkes rahat etsin. Evet bende karşıyım ticari amaçlı egitime bu ayrı önemli olan isini düzgün yapabilmek. Ne üniversiteler okuyupta bu isi layıkıyla yapayanlar gördüm ben. Ozaman bu duruma göre sağlık meslek lisesinde hemşirelik okuyanlarda hemşirelik yapmasın. (Sizin yazınıza göre)

    Yanıtla
    • 14 Eylül 2017 tarihinde, saat 22:05
      Permalink

      Esra hanım geç bir cevap oldu afedersiniz. Yorum trafiğinde kaçırmışım. “Ne üniversiteler okuyupta bu isi layıkıyla yapayanlar gördüm ben.” itirazınıza dair yorumum yazıda zaten var. Zaten sağlık meslek lisesi mezunları hemşire olamıyorlar artık, lisans gerektiren alanlardan biridir.
      Staja dair noktada itirazınız bence yetersiz, staj yapmış olmak öğretmenlik yapmak için yeterli değil. Bahse konu bölümler bahsettiğim gibi kreş/gündüz bakımevlerinde grup sorumlusu, anaokullarında destek eğitim personeli yetiştirirler. Yapılan staj da bu yöndedir.

      Yanıtla
  • Geri bildirim: Okul Öncesi Öğretmenliği Maaşları - Okul Öncesi

  • 13 Eylül 2017 tarihinde, saat 23:16
    Permalink

    Çok çok çok kibar dille söylediğiniz tek birşey var oda çocuk gelişiminde lise ve iki yillik mezunu ögretmen degildir. Kimse öğretmenim demiyor. Lise mezununa diyecek bir cevabim yok ama. Ben ikinci unv. Olarak cocuk gelisimi okudum. 4 yillik bir unv. Arti cocuk gelisimi basvurdugum yerlerde abla olabilecegimi temizlik ve cocuklarin tuvalet ihtiyaclariyla ilgilenecegimi soylediler.sizce bu adalet mi ? Ayrica cocuk gelisimcinin ogretmen altinda calistirip ogretmenlerden on misli fazla is yaptirilmasi ve ustelik cok dusuk ucret ile calismasi karsiliginda hala siz ögretmen mi değil mi davasindasiniz. Öyle bir anlatiyorsunuz ki sanki cocuk gelisimciler gelip ekmeginizi elinizden almış. Yaziktir günahtır. Zaten ezim eIm eziliyorlar adi ögretmen yada grup sorumlusu…

    Yanıtla
    • 14 Eylül 2017 tarihinde, saat 22:01
      Permalink

      Zeynep hanım söylediklerinizde haklısınız, herkesin bu düzende adil bir şekilde istediğini alması için bu konuda farkındalık oluşması gerekiyor, ki bu yazıyı da bu yüzden yazdım. Kimsenin kimsenin ekmeğini elinden almasına lüzum yok, bahsettiğim asıl konu eğitimi öğretmenlik yapmak için yeterli olmayan kişilerin öğretmen olarak lanse edilmesi. Sektörde var olan sömürünün herkes farkında, bahsettiğiniz konu Çocuk Gelişimi önlisans mezunları için değil yalnızca Okul Öncesi Öğretmenleri için de geçerli.

      Yanıtla
  • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 15:26
    Permalink

    Ozaman milli eğitim de yanlis yapiyor.Bunun uzerine de biraz konusun. Çünkü iki yillik mezunlarini köye anasinifi ögretmeni olarak ek ders karşılığında çalıştırıyor.Veliler çocuklar kandiriliyor gibi bir vicdan azabiniz varsa bu konu da büyük önem taşimiyor mu? Ucuz işçi devletin de özelin de isine geliyor. Maalesef.Nitelik ise bireyseldir eğitim almak var almak var.Üniversiteden üniversiteye fark var.Çocuğu sevmek anlamak,guven vermek, gercekten şefkat ile yaklasmak var. Bunlar eğitimle verilmiyor malesef. Özelliklere sahip kisiler okul öncesi eğitimini alirsa ne ala. Öbür türlüsü teorik olarak sadece ögretmen oluyor.Bende sizin özellikle ögretmen vurgunuza takildim. Lütfen birazda cocuk gelisiminin durduğu anlamsiz yeri ve bukadar az ücret ile neden çalıstirildigini konusun. Benim basvurdugum yerde ögrenciden tam gün ücret 750 tl aliyorlar. Sorumlu olarak bize 1000 tl calisin diyorlar. Sizce adalet mi 18 ogrenciye aksama kadar yeme uyutma vs gibi ihtiyackarini karsilatip kuruma 18×750 =13.500 tl gibi aylik bir kazancin sorumlulugunu yaptirip 1000 lira maas.. Üstelik sigorta diyince kiziyorlar. Ben dört yil baska bir bölüm fakülte birde çocuk gelişimi bitirdim ama gördüğüm muamele bu oldu. İşsizim soran olunca kreste ÖGRETMENLIK geldi gitmedim derim ☺havam olsun dimi. Buyrun söz sizde..

    Yanıtla
    • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 20:15
      Permalink

      Zeynep hanım MEB konusunda söylediklerinizde kesinlikle haklısınız, MEB de tıpkı bir tüccar edasıyla eğitim politikası şekillendiriyor ücretli öğretmenlikle. Bu konuya linkini verdiğim yazıda şu sözlerle değinmiştim; (yazıya buradan ulaşabilirsiniz: https://www.okuloncesi.info/2017/08/23/iyi-bir-anaokulu-secmek-dikkat-edilmesi-gerekenler/)
      Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet anaokulları/anasınıfları üzerine küçük bir ekleme yapmak gerekiyor. Ne yazık ki uygulanmakta olan ücretli öğretmen politikası ile herhangi bir iki yıllık önlisans programı mezunu olan kişi MEB’e bağlı kurumlarda ücretli öğretmen olarak çalışabiliyor. Şehirlerde okul öncesi öğretmenlerinin başvurularına istinaden bu durum genellikle mümkün olmuyor ancak, devlet anaokullarında çalışan personelin niteliği konusunda da dikkatli olmak faydalı diye düşünüyorum.
      Bana kalırsa mevzuat olarak Çocuk Gelişimi önlisans mezunlarının durduğu yer garip değil. Anaokullarında destek eğitim personeli, kreş/gündüzbakımevlerinde grup sorumlusu sıfatı ile çalışmaları gerekli yasal zeminle sağlanmış. Bu noktada benim tavrım en başta belirttiğim üzere kimseyi küçük görmek değil; aksine okul öncesi öğretmenleri de çocuk gelişimi mezunları da aynı şekilde özel sektörde sömürülüyoruz. Çocuğu sevmek, anlamak, güven ve şefkat konusu elbette ki kişisel, bunlar o mesleği ne kadar iyi yapabileceğinize dair detaylar. Yani çocuğu seven, anlayan, güven veren herhangi biri okul öncesi öğretmenliği yapamaz, okul öncesi öğretmenliği bundan çok daha fazlasıdır. Okul öncesi öğretmenliğine bakıcılık gözüyle bakıldığı sürece eğitim en son sorgulanan şey olacaktır.
      Katılımınız için teşekkür ederim bu arada.

      Yanıtla
  • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 21:04
    Permalink

    Nitelik,Nitelik,Nitelik…2013 e kadar okul öncesi ögretmenliği acik ögretimde peynir ekmek alir gibi diploma aliyordu. Onlar şimdi bahsettiğiniz nitelik olan diplomaya sahipler. Ben iki yil dört yila eşit olsun demiyorum. Zaten hedefim olan dgs ile dört yila tamamlamadan asla bu diplomayla iş aramam birdaha.Konu aslinda çok derin. Nerden tutsaniz elinizde kalacak cinsten. Ben teşekkür ederim.Yazinizdan yeni bilgiler öğrendim. Her nekadar itirazlarim olsa da☺

    Yanıtla
    • 21 Eylül 2017 tarihinde, saat 13:20
      Permalink

      Açıköğretim konusuna da katılıyorum 🙂 Zor bir konuya dokunduğumuzu sizin yorumlarınızla bir kez daha anladım. 🙂 İyi çalışmalar.

      Yanıtla
  • 29 Kasım 2017 tarihinde, saat 20:13
    Permalink

    Yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum. Bende lise mezunuyum çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü. Bazı yorumlara denk geldim staj ile ilgili. Staja gittiğim süre boyunca bunu gerçekten çok iyi anladım. Staja gitmeden önce kendimden fazlasıyla eminken, staja gittiğimde çok fazla bilgi eksikliği yaşadım. Hiç bir zaman öğretmen kadar yeterli olamadım. Yeterli olmuş olduğumu var sayarsak eğer, kesinlikle çalışmak lisans mezunu olanın hakkıdır. Amacım kimseyi aşağılamak değil, ama lise veya önlisans da alınan eğitim yeterli olmuyor. Şunu da söylemek gerekirse eğer, staj neden var lise veya önlisans mezunu da çalışabilir tarzı yorumlara oldukça karşıyım. Yeterli oluyor madem lise okumak. Lise okuyan doktor olsun, hemşire olsun. Söz konusu küçük bir çocuk, kendi çocuğunuz veya yakınınızın çocuğu olduğunda gereken özeni gösteriyorsunuz en ince ayrıntısına kadar araştırıyorsunuz ama lise de okuyup da öğretmen olma hayali kuruyorsunuz. Üniversite mezunu ne kadar insan varsa işte bu yüzden iş bulamıyor. İşte bu yüzden de doğru insan yetişmiyor. Yanlış bir cümle kullandıysam affola

    Yanıtla
  • 15 Ocak 2018 tarihinde, saat 13:48
    Permalink

    Yazdıklarınızda çok haklısınız fakat neden dokuz eylül üniversitesini dokuz eylül üniversitesinin çocuk gelişimi bölümü ile değil anadolu üniversitesinin çocuk gelişimi bölümünü ile kıyasladınız 🙂 yanlış konuştuysam kusura bakmayın

    Yanıtla
    • 17 Ocak 2018 tarihinde, saat 15:22
      Permalink

      Bu karşılaştırma sadece ders sayısı ve kapsamlarını göstermek için yapıldı. Hangi üniversite olursa olsun tablo aşağı yukarı aynı olacaktı.

      Yanıtla
  • 18 Ocak 2018 tarihinde, saat 02:38
    Permalink

    Yazdığınız her şeye yüzde yüz katılıyorum ve üslubunuzu takdir ediyorum…
    Gerçekten de ülkemizde öğretmenlik mesleğine karşı öyle bir pervasızlık, saygısızlık var ki… Ülkedeki politik, askeri, ekonomik daha aklımıza gelebilecek her türlü sorunun çözüme kavuşmamasını bu sebebe bağlıyorum. Eğitimi ve eğitimci olmayı basit bir iş gibi görüyor sonra vay efendim neden üreten değil sadece tüketen bir toplumuz, neden kadına şiddet meşrulaşıyor gibi bir dünya serzenişte bulunuyoruz…
    Okul öncesi dönem kritik bir dönemdir. Lisede çocuk gelişimi okuyup öğretmenlik yapmak nedir aklım almıyor doğrusu. Kendini öğretmen diye tanıtan birini düşünün ki daha öğretmenlik bölümünü okumaktan aciz. Bu bölümün öğretmeni olmayı gerçekten istiyorsanız çok doğal olarak bir eğitim fakültesine başvurmalı ya da formasyon almalısınız. Bunu ifade etmek zorunda olmak trajikomik gerçekten.

    Yanıtla
  • 10 Şubat 2018 tarihinde, saat 01:53
    Permalink

    Bu yazıyı Çocuk gelişimi mezunlarını ya da Kız Meslek Lisesi mezunlarını küçümsemek, aşağılamak için yazmamışsınız güya ama ezik ezik eziklemişsiniz. Öncelikle şu konudan başlamak istiyorum. Ben iki okulda ayrı ayrı staj yaptım ve okulda her öğretmenin sınıfına girip bizzat gözlem yaptım. Yani toplam 8 sınıftı. Evet onlarda üniversitelerin 4 yıllık bölümünden mezunlardı ama yaptıkları şey bizden farklı bir şey değildi, çocuğun önüne kağıdı ver kessin, yapıştırsın, veya şarkı öğret birlikte şarkı söyle, ona zıt kavramları öğret, kitaptan kavramları çalıştır, onlara hikaye oku, oyunlar oyna ,vb. Ayrıca çoğu da bunları tamı tamına yapıyor muydu hayır. Çünkü devlette çalışmanın rahatlığı vardı, stajyer rahatlığı vardı. Arada ki tek fark maaşta ki uçurum. Tabi ki de hakkıdır 4 yıl okumuş ve atanmış bir öğretmenin maaşını layıkıyla alması ama dediğim gibi herkes işini layığıyla yapmıyor bu ülkede. Yani üniversite insanı adam yapmıyor malesef. Sadece bilgine bilgi katıyor, bunu da birlikte kullanabiliyorsan ne güzel. İşte asıl o zaman öğretmensin.
    Ayrıca kimsenin ben öğretmenim diye ortalarda gezip havalar attığı felan yok. Asgari ücretin altında tek başına 13 kişiye bakıp ayrı ayrı velilerle uğraşıp neyin havasını atacaksın zaten.
    Ve sadece çocuk gelişimcilere laf atmışsınız ya biraz da işletmeleri ele alın olur mu ? Kimse zorla beni işe alın diye yalvarmıyor. Kreş sahibinin işine geliyor ucuz işçi, ve veliler de bu konuda çok titizlerse eğer devlete versin yada kreşleri çok iyi araştırıp, çalışanların diplomalarını felan istesin.

    Yanıtla
    • 15 Şubat 2018 tarihinde, saat 03:33
      Permalink

      Rumis yorumun için teşekkürler. Yazının hiçbir yerinde “ezik ezik ezikleme” yok. Bir kez daha okumanı öneririm. Sektörde yaşanan durumu, emek sömürüsünü, buna ek olarak devletin ücretli öğretmenlik politikasını çok kez eleştirdim.
      Yorumunun sonunda belirtmiş olduğun çalışanların diplomasını talep etme konusuna kesinlikle katılıyorum. Ancak veli baskısı ile özel kurumlar üzerinde bu baskı oluşturulabilir.

      Yanıtla
  • 14 Mart 2018 tarihinde, saat 03:00
    Permalink

    Yazının ucu Çocuk gelişimi lisans mezunu ve pedagojik formasyon alan Çocuk gelişimcilere dokunmuyor gibi geldi, yanlış anlamadım umarım. Eğer bu konuda da bilmem gereken bir şeyler varsa aydınlatılmak isterim. Çünkü lisans programında 30 dersin çok ötesinde ders aldığımız aşikar, tabii formasyonla aldığımız eğitim derslerini de eklemek lazım. Okuduğum üniversitede 3 Anaokulu kurumu 1 hastane 1 özel eğitim ve toplumda hizmet uygulamalarını alıyoruz. Olmak istediğim yer, her ne kadar bir lise öğretmeni olmak olsa da anaokulu gibi bir kurumda da öğretmenlik yapmak isterim. Ancak bunu kimsenin önüne geçerek değil olması gereken tüm vasıflara sahip biri olarak işimi yapmak isterim.

    Yanıtla
    • 21 Mart 2018 tarihinde, saat 01:43
      Permalink

      Esra hanım yazının genel eksenini Çocuk Gelişimi Önlisans programına yönelik söylediklerim oluşturuyor. Çocuk gelişimi lisans programları mezunlarının formasyon alıp okul öncesi öğretmenliği yapması konusunda bir söylem geliştirmedim.

      Yanıtla
  • 31 Mayıs 2018 tarihinde, saat 23:32
    Permalink

    Yazınızı ve yazına ilişkin gelen yorumları verdiğiniz cevapları tek tek okudum. Öncelikle böyle önemli bir konuyu ele aldığınız için sizi tebrik ediyorum. Maalesef ülkemizdeki eğitim sisteminin görmezden gelinen kanayan yarasıdır. Önlisans çocuk gelişimi ve okul öncesi öğretmenliği sorunu. Nasıl bir hemşire bende aynı bilgiye sahibim bende birçok sağlık dersi alıyorum ayrıca hastalarla daha iyi/çok ilgileniyorum diye benim doktordan bir farkım yok deme hakkı yoksa bir grup sorumlusunun da ben öğretmenim savunması geçersiz olacaktır. Bizler lisans okurken sadece çocuk eğitimi üzerine yetiştirilmiyoruz bunun yanında öğretmenlik mesleği yeterliliğini de almış oluyoruz. Okul öncesi öğretmeni olmak isteyen üniversite sınavına hazırlanıp lisans Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünü kazanıp mezun olduktan sonra istediği mesleği elde etmiş olur. Sizlerin işinizi iyi yapmanız bu gerçeği değiştirmez sadece işini iyi yapan çocuk gelişim elemanı olursunuz. Ayrıca bahsedilen bölümlerin de öğretmen yetiştirme gayesi yoktur. Bu bölüm mezunlarına öğretmenlik diploması ve unvanı vermez/veremez. Nasıl diğer branşlar için dört yıllık eğitim fakültesi ya da formasyon şartı aranıyorsa okul öncesi içinde durum budur. Okul öncesi gibi kritik bir dönemde böyle karmaşa yaratan sistem fark edilir ve bu duruma bir düzenleme getirilir umarım. Son olarak yazıya gelen eleştiri niteliğinde olan yorumların tarzından fakültenin önemini bizlere göstermiş oluyor.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir