Daha iyi bir okul öncesi öğretmeni olmak mümkün – Küçük hatırlatmalar

Çocuklara inanın

Her zaman ve her durumda sınıfınızdaki çocuklara inanın, ve inandığınızı onlara hissettirin. Unutmayın ki, sınıfınızda daha iyi bir öğrenme atmosferi yaratmanızın ilk adımı bu olabilir. Çocukları etiketlemeyin, kıyaslamayın. Sınıfınızdaki öğrencilerin neredeyse hepsinin gereksinimleri, ilgileri, yapmak istedikleri, yapabilecekleri farklı. Bu sebeple ulaşmayı hedeflediğiniz noktaya ulaşamayan öğrencilerinizi asla suçlamayın. Sabırla bekleyin.

Okuyun, çok okuyun

Hayır hayır, instagram’da bol kahveli, filtreli kitaplardan bahsetmiyorum. Okul öncesiyle ilgili bilimsel, nitelikli kaynaklara erişim sağlayın. Eğitim fakültelerinin çıkardığı dergileri, diğer akademik dergileri (ACED‘e mutlaka gözatmanızı öneririm, çevrimiçi olarak da okumanız mümkün) ve Meraklı Minik gibi çocuklara yönelik bilim dergilerini takip edin. Bunun yanı sıra Google Scholar alanla ilgili hazırlanmış akademik kaynaklara ulaşmanız için en kolay yollardan birisidir.

 

Bir enstrüman çalın

Okul öncesi sınıflarında gözlemlediğim ve beni çok şaşırtan şeylerden birisi de yaş grubunun müziğe karşı ilgisinin yüksek düzeyde olmasıydı. Çaldığınız enstrüman, öğrencilerinizin müziğe olan ilgisini artırmakla kalmayacak sınıf içi etkinliklerinizi daha renkli hale getirecektir. Etkinliklerinizde enstrümanınızı kullanmaya başladığınızda her şeyin değiştiğini gözlemlemeniz mümkün.

Hatta onların da enstüman çalma isteklerini destekleyin. Örneğin glöckenspiel (metalofon olarak da bilinir) çocukların ilgisini çeken, motor becerilerine uygun bir müzik aletidir. Müzik köşenizde en azından bir tane bulunmasını sağlayabilirsiniz. Çeşitli ritm aletleri yapabilirsiniz.

 

Fotoğraf: pixabay.com

 

Yaratıcı olun, olmaya çalışın

Tabaklara çizilen yüz resimleri, pamuktan kardan adamlar vesaire, … Elbette ki yaratıcılık deyince bunlardan bahsetmiyorum. Öğrencilerinizin ilgi ve beklentilerini dikkate alarak çeşitli materyaller tasarlamayı deneyin. İmkanları kısıtlı bir ortamda çalışıyor olabilirsiniz, ancak her zaman yeni bir şeyler üretebileceğiniz malzemelerle karşılaşabilirsiniz. “Do it yourself” temalı sayfaları (Pinterest veya Instructables gibi) takip edin, her zaman yeni fikirler, dönüştürebileceğiniz şeyler bulabilirsiniz.

Yaratıcılık yalnızca üretebileceğiniz objelerle ilgili değil. Sınıf içerisindeki problemlere, durumlara sahip olduğunuz “yetişkin” duvarının üzerinden yaratıcı bir biçimde bakın. Orası okul öncesi sınıfı ve toplumsal kurallar orada geçerli değil! Beyin fırtınası yapmaktan, sorunlara onlarla birlikte yaratıcı çözümler aramaktan çekinmeyin.

Özellikle sanat temelli etkinliklerde çocuklara ne yapmaları gerektiğini söylemeyin, öğüt vermeyin. Çocuğun ürettiği üründen daha çok bu süreçte ne edindiği ile ilgilenin. Çocukların birlikte çalışmalarını sağlayın.

Dünyada kabul görmüş okul öncesi yaklaşımlarını araştırın

Dünyada kabul görmüş, pozitif sonuçlar alınmış okul öncesi yaklaşımlarıyla ilgili araştırmalar yapın. Bu konuda çevrenizi bilgilendirin. (İlginç bir detay: Türkiye’de “montessori yatağı” kelimesi “montessori” kelimesinden daha fazla aranıyor.)  Waldorff veya Montessori gibi son zamanlarda çokça konuşulan yaklaşımları sınıfınızda nasıl kullanacağınızı kurgulayın.

Hatta imkanınız varsa, ilgilendiğiniz yaklaşımla ilgili atölyeleri, kursları takip edip fiziki katılım sağlamaya çalışın.

 

Fotoğraf: Alison Burrell / Pexels

Nitelikli çocuk kitaplarını tanıyın, okuyun

Sınıfınıza ticari, salt okul öncesi programı kazanımlarına göre tasarlanmış, öğüt veren, tepeden bakan, mesajını bağıran kitapları sokmayın. Şilili yazar Luis Sepulveda’nın (Martıya Uçmayı Öğreten Kedi isminde enfes bir kitabı vardır.) tabiriyle “küçük çocuklar için değil küçük aptallar için yazılmış” kitaplardan uzak durun. (Bu noktada Türkiye’de yayın yapan iki harika blog var, Bir Dolap Kitap ve Bu Kitabı Çok Sevdim)

Sınıfınızdaki kitapların çizimlerinin kesinlikle estetik değer taşımasına önem verin. Kendi okumadığınız kitapların sınıf kitaplığınızda bulunmasını engelleyin.

Mesleğinizin yalnızca çocukları sevmekten öte bir şey olduğunun farkında olun

Çocuğun temel ihtiyaçlarından birisinin elbette ki sevgi olduğunu düşünüyoruz. Ancak okul öncesi öğretmenliği yalnızca çocuk sevgisine sahip olunarak yapılacak bir iş değildir. Çocuk psikolojisini, aile iletişim tekniklerini, meslek etiğini iyi anlayın. Toplumsal cinsiyet, çocuk istismarı gibi güncel konuların mesleğiniz üzerindeki etkisini ve bilmeniz gerekenleri öğrenin. Ve bu konuları asla hafife almayın.

 

Bu gönderiyi paylaş:

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Özel Eğitim yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Daha iyi bir okul öncesi öğretmeni olmak mümkün – Küçük hatırlatmalar” için 6 yorum

  • 16 Ocak 2017 tarihinde, saat 16:39
    Permalink

    çok keyifli, güzel bir yazı olmuş. özellikle çocuk kitapları üzerine yazdıklarınız üzerine ayrıntılı düşünmek gerekiyor. saçma sapan kitaplar o kadar fazla ki piyasada.

    Yanıtla
  • 20 Ocak 2017 tarihinde, saat 04:13
    Permalink

    Tüm öğretmenler bunların üzerine kafa yorsa çok farklı bir ortamda yaşıyor olurduk.

    Yanıtla
  • 4 Kasım 2017 tarihinde, saat 21:44
    Permalink

    Hocam sizin araştırma şevkinize gıpta ediyorum.

    Yanıtla
      • 13 Kasım 2017 tarihinde, saat 08:49
        Permalink

        Hocam yorumunuzu yeni fark ettim; gec cevap verdigim icin kusura bakmayın. Pamukkale Universitesi Okul Oncesi’ne yerlestim; muafiyetlerim oldu. Vizeler basladı ve sizin bilgilerinizden faydalanıyorum; bunun icin de cok tesekkur ederim.

        Yanıtla
        • 13 Kasım 2017 tarihinde, saat 10:59
          Permalink

          Adına çok mutlu oldum Tuğba. Seni yeniden burada görmek çok güzel. Başarılar dilerim.

          Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir