Gelişim ve Çevresel Unsurlar – Ders Notu

Doğum öncesi ve doğum sonrası gelişimi etkileyen çevre unsurların, kalıtım bakımından sahip olunan özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Gelişimin biyolojik yapıları önemli ölçüde çevreden etkilenir. Gelişimi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek çevre faktörleri aşağıda belirtilmiştir.

Hastalık: Annenin hamileyken geçirdiği hastalıklar arasında şeker hastalığı, yüksek tansiyon, şişmanlık gibi metabolizma hastalıkları ölü doğumları veya düşüklere sebep olabilmektedir. Ayrıca virütik hastalıklar yani kızamıkçık, grip ve suçiçeği gibi hastalıklar da sağır, zihinsel engelli, görme bozuklukları olan veya kalp rahatsızlığı olan bebeklerin doğumuna yol açabilir.

Doğum sonrası dönemde geçirilen hastalıkların da bebek üzerinde çeşitli olumsuz etkileri olabilmektedir. Yeni doğmuş bebeklerde geçirilen ağır fizyolojik sarılık, ateşlenmeler gerekli müdahale yapılmadığı takdirde yapısal bozukluklara neden olmaktadır. Uzun süren kronik rahatsızlıklar ise büyümenin yavaşlaması ile sonuçlanır. Ancak hastalık geçtikten sonra bebeğin büyüme hızı artar ve akranlarının ortalama değerine ulaşır.

Kimyasallar ve Çevre Kirliliği: Doğumdan önceki dönemde annenin doktor nezareti dışında aldığı muhtelif ilaçlar, sigara, çevre kirliliği düşüklere veya düşük kilolu bebeklerin doğmasına neden olmaktadır. Civa, kükürt dioksit, asbest, kurşun ve çeşitli zirai mücadele ilaçları yani pestisidler de erişkin kişilere yaptığı hasardan fazlasını embriyo, fetüs veya küçük çocuklar üzerine yapmaktadır.

Beslenme: Annenin kötü beslenmesi fetüsü de etkilemektedir. Büyüme gecikmeleri, büyüme yavaşlamaları fetüste görebileceğimiz kusurlardır. Hamilelikte annenin beslenmesi fetüsü de olumsuz yönde etkilemektedir. Doğum sonrası dönemde ise yeterli protein ihtiyacının alınmaması kavruk gençlerin yetişmesine sebep olmaktadır. Özellikle tahıl ağırlıklı beslenme durumunda kalıtımsal olarak var olan potansiyel, en üst fiziksel gelişim noktasına ulaşamamaktadır.

Stres: Hamilelikte annenin yaşadığı gerilim, aşırı uyarılma, aşırı heyecan ve korkuların fetüste damak, dudak gelişimini aksattığı kabul edilmektedir. Ayrıca yoğun stres altında geçen hamilelik dönemi sonunda düşük kilolu, sinirli ve sindirim sorunları olan bebeklerin doğma olasılığı yüksektir.

Doğumdan sonraki dönemde ailenin veya aile üyelerinden birinin yoğun stres altında olması aile içi ilişkileri olumsuz etkiler. Çocukların veya aile üyelerinin psiko-sosyal gelişimi ve bilişsel fonksiyonları da etkilenir.

Diğer Faktörler: Kişinin gelişimini etkileyen çevre, çok geniş bir kavramdır. Şu ana kadar sözü geçen etmenlerin yanı sıra içinde yetiştiği kültür, akrabaları, ailesi, iş veya arkadaş çevresi, okulu, öğretmenleri, ana baba tuumları, doğum sırası, cinsiyet, boşanmalar ve göç olgusu gibi hususların tümü bireyin fiziksel, bilişsel veya psiko-sosyal gelişimini etkileyebilmektedir.

Anne babaların özgeçmişleri ve kendi anne baba tutumları, onların anne ve babalık davranışlarını belirlemektedir. Otoriter bir ailede yetişmiş olan kişilerin kendi çocuklarına davranışları da genellikle baskıcı olmaktadır. Bazı durumlarda ise aksi yönde aşırı hoşgörülü davranışlar sergilemeleriyle de neticelenebilir. Her iki durumun da çocukların kişilik yapısına yansıyan olumsuz neticeler olduğu söylenebilir. Kişinin doğum sırası da önemli çevre koşullarından birisidir.

 

Bu gönderiyi paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir