Yaratıcı Çocuklar Yetiştirmek İçin 6 Temel Yaklaşım

Ülkemizin eğitim alanındaki en büyük eksikliklerden biri de çocuklarımızın yaratıcılığının git gide azalmasıdır şüphesiz. 6-7 yaş grubundaki çocuklarla çalışmaya başladığımda dikkatimi çeken en önemli şey sınırsız hayal güçleri ve elbette ki basit objeleri dahi eşsiz bir yaratıcılıkla tahmin edilemez şeylere dönüştürebilmeleri oldu. Peki, neden bu çocuklar yaşları ilerledikçe eşsiz kabiliyetlerini kaybetmeye başlıyorlar? Gelin hep birlikte çocukların yaratıcılığını köreltmemek için ne yapmalı bakalım.

1. Neyin Nasıl Yapılacağı Konusunda Verilen Direktiflerden Kaçının

Evet, yanlış okumadınız. Çoğu zaman çocuklarımıza verdiğimiz görevlerde neyi ne şekilde yapmaları gerektiğini dikkatlice anlatıyoruz, bizce doğru yapmadığı en ufak adımda ise ikaz ediyoruz. En basit örnek olarak çocuklarımıza çizgilerin dışına taşırmadan boyamaları gerektiğini söylediğimiz sayısız zaman verilebilir. Bildiğiniz gibi bir işi yapmanın binlerce alternatif yolu vardır. Kimisi daha uzun ve uğraştırıcı olabilirken kimisi kestirme yoldan hedefe ulaşabilecek niteliktedir ancak unutulmamalıdır ki tüm bu alternatif yolların kesiştiği yegâne yer sonuç kısmıdır. Çocuklarımıza neyi nasıl yapmaları gerektiğini sıkı sıkı tembihlerken aslında onların yaratıcı taraflarını dikkate almıyoruz; bilakis kendi bildiğimiz metodu uygulamalarını dikte ediyoruz. Hâlbuki çocuklarımızın körpe zihinlerinden ve el değmemiş hayal güçlerinden bizim aklımıza dahi gelmeyecek daha güzel yolların olabileceği gerçeğini görmüyoruz. Biz direktiflerimize sıkı sıkıya sarıldıkça hiç şüphesiz çocuklarımızın yaratıcı yanlarının zamanla körelmeye devam edecektir.


2. Çocukları Başkalarıyla Yarıştırmayın

Bir çocuğu başka bir akranıyla yarıştırmak özgüvenlerini zedelemekle kalmıyor aynı zamanda da zihinlerindeki uçsuz bucaksız okyanusu kurutuyor. Yarış ortamında çocuklar ne yazık ki yaptıkları işlerin kalitesine kafa yormaktan ziyade başkalarından daha kötü olma korkusuyla savaştıkları için odak noktalarında istenmeyen bir sapma meydana geliyor. Unutmayın, güzel şeyler negatif ortamlardan doğmaz. Yarış ortamı çocukların omuzlarında gereksiz bir baskı ve stres oluşturduğu için bu tip atmosferlerde çocukların hayal güçlerini kullanarak bir ürün meydana getirmesini bekleyemeyiz.

3. Çocuklarınıza birden fazla doğru olabileceğini gösterin

Bildiğiniz gibi hayat hiçbir zaman sadece siyah ve beyazdan oluşmuyor. Grinin birçok tonunu içinde barındıran bir hayatta çocuklarımıza mevcut eğitim sistemimizle salt doğruları ve salt yanlışları öğretmeye çalışıyoruz, fakat bunun yerine yapmamız gereken şey çocuklara birçok doğrunun olabileceğini göstermektir. Aynı şekilde her sorunun tek bir cevabı olmadığını alternatif birçok cevap üretilebileceğini öğretirsek gelecek için analitik düşünebilen sorunlara çözüm önerileri sunabilen bir nesil yetiştirmiş oluruz.

4. Sert Üsluptan Kaçının

Çocukların kimi zaman ebeveynlerini çileden çıkardığı su götürmez bir gerçek, lakin sizden istediğim tek şey lütfen çocuklarınıza karşı sert bir mizaç takınmayın. Ne yaparlarsa yapsınlar çocuk olduklarını unutmayın. Evladınızı masanın üzerine bir şeyler çizerken yakaladığınızda bağırıp sildirmektense bir kâğıt çıkarıp, “Ne güzel, resim çizmek mi istedin? Al bakalım, bu kâğıda daha rahat çizebilirsin.” diyebilirsiniz. Eğer bağırsaydınız çocuğunuz bir daha kalemi eline alırken iki kez düşünecekti ama şimdi resim çizmek istediği zaman kâğıda daha rahat çizebileceğini hatırlayıp muhtemelen sizden kâğıt isteyecek.

5. Katı Kurallar Koymayın

Saat kaçta uyuyacağı saat kaçta yemek yiyeceği saat kaçta ödevlerini yapacağı saat kaçta televizyon izleyebileceği önceden belirlenmiş bir çocuğun gün boyu tek yaptığı şey ailesinin onun adına koyduğu günlük aktivite saatlerini takip etmektir. Lütfen unutmayınız, çocuklarımız robotlarımız değildir. Bu şekilde her adımı kural olan bir çocuğun ileride ne kadar yaratıcı işler başarabileceğini düşünüyorsunuz? Kuralları en aza indirin ve olabildiğince esnetin, zira çocuklarımızın hareket özgürlükleri ne denli fazla olursa düşünce özgürlükleri de o denli fazla olacaktır.

6. Sanat Eğitimini Küçümsemeyin

Ülkemizce değer görmeyen bir diğer şeyse ne yazık ki sanat alanları. Bunun sebebi elbette ki toplumsal normların yanı sıra ekonomik kaygılar/yetersizlikler. Ailelerin bütçeleri temel ihtiyaçlara ucu ucuna yeterken ve hatta yetmezken elbette sanat geri planda kalmaya mahkûm olacaktır. Her neyse, sanatın toplumumuzdaki yeri tamamen farklı bir yazımın konusu olduğu için çocuklar açısından sanat eğitimine bakalım. Aslında aileler olarak yapmamız gereken şey basit; oyun hamurundan güzel heykeller yapmakta olan çocuğumuzun elinden hamurunu alıp matematik ödevinin başına oturtmamalıyız, odasında mutlu bir şekilde resim çizen evladımızı oradan alıp hayat bilgisi ödevini eline tutuşturmamalıyız. Çocuklarımız bilmeli ki resim, müzik, heykel ve edebiyat gibi çeşitli sanat dalları da okullarda gördükleri dersler kadar kıymetli. Eğer maddi gücünüz el veriyorsa çocuklarınızı istedikleri sanat dalında eğitim almaktan alı koymayın, ileride ne işine yarar demeyin. Sanat ruhu besleyen en önemli esaslardan biridir, çocuklarınızı ondan mahrum bırakmayın.
Psikolog Ellen Winner’ın da dediği gibi, “yetenekli çocukların sadece minik bir kısmı çığır açan; yaratıcı yetişkinlere dönüşüyor.” Atacağımız bu minik 6 adımla çocukların hayal gücünü pekiştirebiliriz.

Bu gönderiyi paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir