Çocuk istismarını önlemede neden başarısızız?

Çocuk istismarı günümüzde yaşanan sosyolojik, hukuki, eğitimsel gelişmelere karşın hala yakıcı bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Her ne kadar bu gelişmeler toplumsal olarak bir zemin bulsa da istismarı önlemek konusunda bireyler ya da devletler bazında konunun ciddiyetine yönelik çalışmalar ne yazık ki sürdürülememektedir. Popülist söylemler, eğitimde cinsiyet eşitsizliği, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, kültürel normlar gibi etmenler istismarın engellenmesi noktasında ciddi sorunlar olarak önümüzde durmaktadır.

Çocuk istismarı genel bir ifade ile çocuğa yetişkin tarafından yöneltilmiş, davranışın yapılış gerekçesi ne olursa olsun çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen davranışlar bütünüdür. [1] İstismar kavramsal olarak bireylerin zihninde doğrudan çocuğun cinsel istismarını canlandırıyor olsa da çocuk istismarının fizyolojik, duygusal, cinsel, duygusal boyutları vardır. Bu boyutların her biri ayrı ayrı çocuğa ciddi zararlar verebilmektedir. Bu sebeple bir istismar türünün diğerinden daha az zarar verdiği düşünülmemelidir.

Çocuk istismarı ve toplumsal refleksler

Çocuk istismarı konusunda son zamanlarda oluşmuş ciddi bir toplumsal refleks ve bilinç oluştuğunu söylemek mümkündür. Ancak istismarın önlenmesi açısından yalnızca toplumsal bir bilinç yeterli olmamakla birlikte bu toplumsal bilincin doğru yönlerde müdahaleye kanalize olması önemlidir.

Kimi istismar vakaları çeşitli özellikleri (istismar mağduru çocuğun yaşı, vakanın ana akım medyada ses getirmiş olması gibi) ile toplumsal tepkiyi tetiklemek açısından daha farklı özellikler gösterir. Özellikle medyada ses getirmiş istismar vakaları sonrasında sosyal medya üzerinden ciddi bir ses yükselmektedir. Yükselen bu ses her ne kadar istismar farkındalığı oluşturmak, devlet erkini istismarın önlenmesi konusunda kararlar almaya zorlamak açısından olumlu niteliklere sahip olsa da tepkiler genellikle istismarın önlenmesi konusunda verimliliği tartışmalı olan idam, kastrasyon (hadım etme) gibi yöntemlerin önerilmesine yoğunlaşmaktadır. Bu tepkilerin doğru müdahale ortamlarının oluşmasını engellediği, devlet erkinin kısmen manipüle edilerek istismarın engellenmesi noktasında doğru kararlar alınmasını engellediği bir gerçektir.

İstismarın önlenmesinde öğretmenler

Çocuk istismarı, toplumda çocuk ile teması olan tüm meslek gruplarının, ebeveynlerin ve kanun koyucuların geniş bir katılımıyla önlenebilir bir sorundur. Bugüne dek ülkemizde ne yazık ki bu grupların her birini içine alacak geniş bir müdahale programı uygulanmamış, istismarın önlenmesi ancak kriz anlarında gündeme gelmiştir.

İstismarın önlenmesi açısından eğitim alanında çalışan personelin bilgi sahibi olması hem çocukların bu yönde bilgilendirilmesi, hem de olası istismar vakalarının gerekli yasal unsurlara bildirilmesi açısından kritik önemdedir. Ancak ne yazık ki eğitimciler çocuk istismarı konusunda yeterli bilgiye sahip değillerdir. Yaşar ve arkadaşları (2012) tarafından yapılmış olan bir çalışma öğretmenlerin %85’inden fazlasının Çocuk Koruma Kanunu hakkında bilgiye sahip olmadıklarını göstermektedir. Dilsiz ve Mağden’in (2015) yapmış olduğu bir çalışma öğretmenlerin bu konuda ciddi yetersizliklere sahip olduklarını göstermektedir. Yapılmış olan çalışmada, öğretmenlerin %60,5’inin istismar veya ihmalle karşılaştıklarında yasal kurumlara bildirim yapma zorunluluklarını bilmedikleri vurgulanmıştır.

Öğretmenlerin istismar konusunda bilgilerinin yetersiz olması en temelde olası istismar vakalarının gözden kaçmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra istismar konusunda bilgileri sınırlı, sahip oldukları yasal hak ve sorumlulukları bilmeyen öğretmenler, istismar vakalarının yargıya veya emniyet birimlerine ulaşmasının engellenmesi gibi tutumlarda bu engellemelere karşı koymada yetersiz kalmaktadırlar. Nitekim 2014 yılında İzmir’in Menderes ilçesinde bir okul müdürünün öğrencilerini istismar etmesi olayını ortaya çıkaran okul öncesi öğretmeni Saadet Özkan “olayın örtbas edilmeye çalışıldığını” beyan etmiştir. [4] Bu gibi durumlarda öğretmenin yasal hak ve sorumluluklarını bilmesi ve istismarın ortaya çıkmasını engellemeye çalışan kurumlara karşı kararlı bir duruş sergilemesi öğretmenin en büyük sorumluluklarındandır.

Öğretmenler neden istismar hakkında yeterli bilgiye sahip değil?

Öğretmenlerin mesleki bilgilerinin büyük bir kısmını üniversite yaşamlarında edinirler. Edinmiş oldukları bu teorik eğitimbilimsel bilgiyi meslek hayatlarında uygulamalarla ve hizmet içi kurslarla geliştirirler. Eğitim fakültelerinde alınan ders sayısı göz önünde bulundurulduğu zaman (yaklaşık 60 ders) kapsamlı bir eğitimden geçtiklerini söyleyebiliriz. Ancak eğitim fakültelerinde yer alan lisans programlarındaki derslere [5] baktığımız zaman öğretmen adaylarının istismar ile ilgili hiçbir ders almadan mezun olduklarını görmekteyiz. Bu durumun tek istisnası Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik programında bir seçmeli ders olarak yer alan Çocuk İstismarı ve İhmali dersidir. İstismarın önlenmesi açısından yalnızca psikolojik danışmanların değil tüm öğretmenlerin bu konuda kapsamlı bir bilgilenmeye ihtiyaçları vardır.

Çocuk istismarının önlenmesi için ciddi bir müdahaleye ülkemizde ihtiyaç duyulmakta, ancak alınması gereken ciddi önlemler yıllardan beri aksatılmaktadır. Bu sebeple en başta çocuklar ile etkileşimi en yüksek olan öğretmenlerin bu konuda eğitilmesi, bu eğitime lisans yıllarında başlanması ve istismar ile ilgili bir dersin tüm eğitim fakültesi programlarına zorunlu bir ders olarak eklenmesi tarihsel bir zorunluluktur.

KAYNAKLAR:

  1. https://www.okuloncesi.info/2017/01/11/istismar-nedir-turleri-nelerdir/

  2. Yaşar ve arkadaşları (2012), Öğretmen Adaylarının Çocuklardaki Fiziksel İstismar Belirtilerine İlişkin Farkındalıkları, Kuramsal Eğitimbilim Dergisi – Journal of Theoretical Educational Science, 7(3), 286-303, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/304253

  3. Dilsiz ve Mağden (2015) Öğretmenlerin Çocuk İstismar Ve İhmali Konusunda Bilgi Ve Risk Tanıma Düzeylerinin Tespit Edilmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/88905

  4. Hürriyet Gazetesi, Ayşe Arman’ın Saadet Öğretmen ile Röportajı, 18 Haziran 2016
  5. http://www.yok.gov.tr/web/guest/icerik/-/journal_content/56_INSTANCE_rEHF8BIsfYRx/10279/41807946

Bu gönderiyi paylaş:

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Özel Eğitim yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir