Müziğin okul öncesi çocuğuna katkıları

Okul öncesi dönemde eğitimin en önemli unsurlarından birisini de müzik oluşturur. Okul öncesi programlarının oyun temelli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, okul öncesi programının kazanımlarını müzik ve oyunla vermek oldukça verimli bir yöntem olarak görünmektedir.

Okul öncesinde müzik eğitiminin oldukça uzun bir geçmişi vardır. En yaygın ve kabul gören yaklaşımlar arasında Kodaly, Suzuki ve özellikle Orff yaklaşımları vardır.

Okul öncesi dönemde müziğin çocuğa olan katkıları ise birçok gelişim alanında incelenebilir.

Müziğin dil gelişimine olan katkıları

  • Ses çıkarma-dinleme gibi kavramlardan ötürü konuşma ile müzik arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu sebeple müziğin, şarkı söylemenin dil gelişimine olan katkıları uzun zamandır bilinmektedir.
  • Aktif dinleme ve şarkı söyleme faaliyetleri çocuğun kelime dağarcığının genişlemesini ve kelimelerin doğru söylenişlerini kazanmasını sağlar. Müzik özellikle bedensel aktiviteyle birlikte kullanıldığında ya da müzikli tiyatrolar ya da çizgi filmler gibi görsel desteklerle sunulduğunda bilinmeyen kelimelerin eğlenceli bir şekilde öğrenmesini sağlar. (Bu yöntem yabancı dil öğretiminde de sıkça kullanılmaktadır.)
  • Şarkı söyleme çalışmaları çocuğun dil, dudak gelişimini olumlu yönde etkileyecek ve sesin doğru tonlamayla kullanılmasını sağlayacaktır.

Müziğin psikomotor (bedensel) gelişime olan katkıları

  • Müzik etkinliklerinin şekillendirilme biçimine göre müzik çocuğun bedensel gelişimine de katkılar sunar. Öncelikle şarkı söyleme etkinlikleri çocuğun ciğerlerini, ağız ve dudak kaslarını geliştirir. Çocuk böylece nefesini doğru ve yerinde kullanmayı öğrenir.
  • Şarkı söyleme etkinlikleri dışında enstrüman çalma deneyimlerinin çocuğun küçük ve büyük kaslarına katkıları vardır. Çalınan enstrümana göre çocuğun kasları gelişim gösterir. Örneğin Japonya’da kabul görmüş bir yaklaşım olan Suzuki yaklaşımında çocuklar 2 yaşında kemanla tanışmaktadırlar. Bu çocuklar yaşıtlarına göre daha iyi ince kas becerilerine sahip olurlar.
  • Sınıf içi müzikle yapılan dramatizasyon, Orff esinli dans-müzik aktiviteleri veya el/ayakla ritm-eşlik çalışmaları ise çocuğun bedenini tanımasını, hareketlerini kontrol etmesini ve büyük kaslarını geliştirir.

Müziğin sosyal ve duygusal gelişime olan katkıları

  • Özellikle sınıf içi grupla müzik çalışmalarının ve toplu şarkı söyleme etkinliklerinin sosyal-duygusal gelişime büyük katkıları vardır. Herhangi bir dramatizasyon veya şarkı etkinliğinde grup içerisinde herhangi bir rol alan çocuk önemsendiğini, sevildiğini, ve başarılı olduğunu hisseder. Bu hisleri yaşaması çocuğun kendini olumlu algılaması yönünden oldukça önemlidir.
  • Müzik yapma, birlikte bir etkinliğin parçası olma sınıf içi olumlu öğrenme atmosferi sağlama ve bireyler arası olumlu ilişkiler geliştirme açısından da önemlidir. Birlikte ortaya bir ürün çıkaran grubun bireyleri birbirlerine karşı  daha pozitif yaklaşımlarda bulunurlar.
  • Müzik dinleme etkinlikleri bir öykü veya olaya dayandırıldığı zaman okul öncesi çocuğunun hayal güçlerini geliştirme, duyguları anlama ve empati yeteneklerini de geliştirir. Bir öykü veya durum içerisinde müziğin verdiği duyguları hissedebilen çocuk örnek durumla daha bütün bir portre çizer. Bu sebeple masal etkinliklerinde durumu iyi ifade eden nitelikli bir müziğin kullanılması oldukça faydalıdır.

Sonuç olarak okul öncesi dönem çocuğunun en temel ihtiyaçları arasında oyun ve müzik yer alır. Bu sebeple tüm okul öncesi öğretmenlerinin daha olumlu bir öğrenme ortamı sağlamak için müziği sınıflarının doğal bir öznesi haline getirmelerinin sayısız faydası bulunmaktadır.

Bu gönderiyi paylaş:

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Özel Eğitim yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir