23 Nisan’ın Ardından: İyi mi kötü mü?

Okul öncesi sınıfları ve milli bayramlarda sergilenen gösteriler uzun zamandır eğitimciler arasında tartışma konusu. 23 Nisan henüz geçmişken konunun üzerine birkaç satır yazmanın uygun olacağını düşündüm.

Milli bayramlarda sergilenen gösteriler hakkında eğitimcilerin görüşleri genellikle iki uçta yer alıyor. Bir taraftan bu gösterilerin milli değerlerin aktarılmasında başat bir rol oynadığını, kesinlikle vazgeçilmez olduğunu düşünenler varken, diğer tarafta bu gösterilerin çocukları stres altına soktuğu, devletin resmi ideolojisini çocuklara aktarmak için bir araç olarak kullanıldığı, gösterilerin çocuklara bir şey katmadığı gibi radikal bir taraf var. Bu soruna yaklaşırken bir tarafa yakın durmak yerine öğretmenler olarak yaklaşımlarımızı değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Neden 23 Nisan gösterileri?

23 Nisan’da sergilenen gösterilerin arkasında en temel olarak milli değerlerin öğrencilere aktarılması var. Bu durum program çerçevesinde değerlendirildiği zaman mutlaka doldurulması gereken, özellikle Atatürk ve çocuklar konusunda bir alanı doldurmak için oldukça uygun bir aralık.

Eğer uygun yöntemler kullanılırsa demokrasi, dünya çocuklarının temel sorunları, bunlara yönelik çözüm yolları gibi noktalara da değinmek pekala mümkün. Ancak uygulamaya baktığımız zaman çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilecek, doğrudan izleyiciyi memnun etmeye yönelik, seyirlik durumlarla karşılaşıyoruz. Temelde bu gösterilerin eleştirilmesinin arkaplanında da bu ögeler yer alıyor.

İyi bir 23 Nisan gösterisi çocuklara ne verebilir?

23 Nisan’a salt bir değer/ideoloji aktarımı gözüyle bakmak şüphesiz ki oldukça dar bir yaklaşımdır. 23 Nisan ve diğer milli bayramlarda sergilenen gösteriler doğru tasarlandıklarında çocuğun gelişimini destekleyebilecek kimlikte olabilirler:

  • Sınıfın diğer üyeleri ile birlikte çalışan çocuğun yardımlaşma, işbirliği ile çalışma, diğer grup üyelerinin düşüncelerini dinleme gibi birçok sosyal beceri elde edebilir.
  • Ortaya çıkarılan ürünün seyirlik niteliği ne olursa olsun çocuk ortaya çıkardığı ürünün desteklenmesi çocuğun özgüven gelişimi açısından önemlidir.

Gösterileri eğitsel açıdan nasıl daha verimli hale getirebiliriz?

  1. Yalnızca çocukların keyif alabileceği bir süreç yaratmak: Bir 23 Nisan gösterisi hayal edelim, muhtemelen aklımızda senkronize bir şekilde havaya kalkan ponponlar, bayraklar, ya da senkronize danslar gelecektir. Çocuğun perspektifinden baktığımız zaman da bunun aslında pek de eğlenceli olmayacağını farketmek güç değil. Bu noktada öğretmenler olarak bu gösterinin temel ögesinin izleyici değil de çocuk olduğunun ayrımına varmak bizi önemli bir noktaya taşıyacaktır. Şüphesiz ki veliler, ve diğer izleyiciler izlemekten keyif alacakları bir şey görmekten mutlu olacaklardır. Ancak unutmamalı ki kusursuz bir gösteri ortaya çıkarmaya çalışmak öğrencileri stres altına soktuğu kadar öğretmeni de stres altına sokacaktır. Bu süreci tüm öğrencilerin keyif alabilecekleri, öğrenebilecekleri ve tüm sınıf birlikte ortaya bir ürün koyacakları bir kimlikte üretmek gerekir.
  2. Olağanlıktan, yıllardır yapılan şeylerden sıyrılmak: Şüphesiz ki okul öncesi öğretmenleri her günü saat saat planlamak durumundadırlar. Bu süreçte sıklıkla daha önce uyguladıkları, ya da başka öğretmenlerin uyguladıkları etkinlikleri kullanmak yoluna giderler. Ancak söz konusu olan bir gösteri ise çocuklarla birlikte karar almak, ne yapmak istediklerine birlikte karar vermek, onlara seçenekler sunmak gidişatı tamamen değiştirebilir. Çalışmalarda öğrencilerle birlikte ortaya koyulacak gösteriyi biçimlendirmek, öğrencilerin istekleri/düşünceleri ile ortaya yeni bir şey koymak öğrencilerin bu noktada daha istekli olmasını sağlayabilir.
  3. Kapsamı iyi değerlendirmek, çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek ögelerden kaçınmak: 23 Nisan’da (veya diğer milli bayramlarda) bir gösteri sergilenirken kapsamın aşılması, çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek savaş gibi ögelerin kullanılması (üstte kullandığım görsel 2017 yılı 23 Nisan’ına ait) ne yazık ki sık karşılaştığımız bir durumdur. Ortaya koyulacak olan gösteriyi neşeli bir kimlikle tasarlamak, günün çocuk bayramı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Tüm çocukların daha güzel yarınlara uyandığı, çocuk olmaktan başka bir işlerinin olmadığı, keyifle güldükleri 23 Nisan’lar dileğiyle! Kutlu olsun!

Bu gönderiyi paylaş:

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Özel Eğitim yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir