Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Okumak

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi devlet okulları ve özel okulları gibi eğitim kurumlarında Türk Dili ve Edebiyatı derslerini yürütecek öğretmenler yetiştirmeyi amaçlayan bir programdır. Eğitim fakültesi bünyesinde yer almaktadır ve 4 yıllık bir lisans programıdır.

Türk Dili ve Edebiyatı bölümü ise Fen-Edebiyat fakülteleri bünyesinde yer alan 4 yıllık bir lisans programıdır. Ancak bu bölümden mezun olan kişiler formasyon adı verilen ve 1 yıl süren öğretmen yetiştirme programını üniversitelerden alıp Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atanabilirler.

Bu yazımızda Türk Dili ve Edebiyatı bölümü ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümü hakkında bilgi vermeye çalışacağız.

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünde nasıl dersler vardır?

Öncelikle bölüm öğretmen yetiştiren bir program olduğu için derslerin bir kısmını YÖK’ün Meslek Bilgisi olarak tanımladığı eğitim bilimlerine yönelik dersler oluşturmaktadır. Bu dersler Eğitim psikolojisi, Ölçme ve değerlendirme, Eğitim sosyolojisi, Türk eğitim tarihi, Sınıf yönetimi, Rehberlik gibi öğretmenliğe yönelik derslerden oluşmaktadır.

Eğitim bilimleri derslerinin yanı sıra Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği programı öğrencileri Edebiyat Kuramları, Türkiye Türkçesi, Osmanlı Türkçesi, Halk Edebiyatı, Eski Türk Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi gibi alana yönelik dersler de alırlar. (Tüm derslerin yer aldığı YÖK dökümanı)

Bahse konu dersler, adaylar mezun olduklarında devlet okullarında çalışmak istediklerinde Eğitim Bilimleri sınavında ve ÖABT olarak bilinen öğretmenlik alan bilgisi testinde karşılarına çıkar.

Okumak zor mudur?

Bu oldukça kişisel ve üniversiteden üniversiteye değişen bir soru olduğu için cevap vermek zor. Ancak Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde ya da Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünde öğrencileri çeşitli açıdan zorlayabilecek dersler mevcur.

2018 ÖABT verilerine göre Türk Dili ve Edebiyatı alanından aday sayısı.

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliğinde atanmak zor mu?

Öğretmen atamaları söz konusu olduğunda birçok değişkeni ele almak gerekiyor. Bu noktada kimi verilere değinmek istiyorum. 2018 yılında KPSS’ye Türk Dili ve Edebiyatı alanından 38700 aday girdi. Türk Dili ve Edebiyatı alanı öğretmenlik alanlarından en fazla mezuna sahip bölümlerden birisi. Bunun çeşitli sebepleri var.

Aslında Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümü 8 ayrı üniversitede bulunan bir bölüm. Dolayısıyla çok fazla mezun vermiyor. Ancak Fen Edebiyat fakülteleri bünyesinde yer alan Türk Dili ve Edebiyatı bölümü 102 ayrı devlet üniversitesinde bulunuyor. Bahsettiğim 102 üniversitenin 59’unda ikinci öğretim programı da mevcut. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün her yıl ciddi sayıda mezun verdiğini söyleyebiliriz. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olanlar formasyon olarak ifade edilen ve genellikle 1 yıl süren programları üniversitelerden aldıklarında Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atanabiliyorlar. Aday sayısının fazla olmasının temelinde yatan sebeplerden birisi de bu.

Gelelim atamalarına, bu noktada gerçekçi olmak gerekiyor ki Türk Dili ve Edebiyatı alanından atanmak oldukça zor. Her atama döneminde 20.000 öğretmen atamasının 500 kadarı Türk Dili ve Edebiyatı alanına yapılıyor. 37.000’den fazla mezun öğretmen de göz önünde bulundurulunca bunun oldukça küçük bir rakam olduğunu görebiliriz. Zaten son iki atamada bölümün KPSS taban puanları 85 civarında.

Türk Dili ve Edebiyatı bölümü iş olanakları

Türk Dili ve Edebiyatı veya Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümü mezunu kişiler yetenek ve olanaklarına paralel olarak çeşitli basın-yayın kuruluşlarında ve ortaöğretim kurumlarında iş olanaklarına sahiplerdir. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi devlet okullarının yanı sıra özel ortaöğretim kurumlarında ve üniversiteye hazırlık kurslarında Türk Dili ve Edebiyatı mezunları iş bulabilmektedirler. Ancak bu bölümü okumak isteyen adayların en temelde mezun sayısının çok fazla olmasının getireceği zorlukların farkında olması gerekir.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğrencisinin Kaleminden

Yeditepe Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandığımda kendimi çok mutlu hissetmiştim. Çünkü edebiyat duyguların ve düşüncelerin ifadesi olarak insanın kendini bulmasının bir yoluydu. Liseden geldiğim için kafamda belli ezber ifadeler ve kalıplar vardı. Ezberleyerek ve dönemlerin değişmez gerçekleri olduğunu, sınavlarda çok fazla yazmanın ve ayrıntılara girmenin daha iyi olduğu düşüncesiyle hareket ediyordum.

Ancak ilk dönemden itibaren yavaş yavaş alıştığım bu davranışlardan vazgeçmeye başladım. Her dönemin altında yatan siyasi sosyal fonu görerek değişmeleri bu bakış açısıyla değerlendirmeye başladım. Her dönemin ayrı ayrı yapılar değil birbiriyle bağlantılı oldukları, ilk diye baktığımız birçok şeyin geçmişte birçok örneğinin bulunabileceğini gördüm. Bilgileri kullanırken belli bir kompozisyon düzeniyle, birbiriyle bağlantılı olarak kurmayı öğrendim.

İncelediğim romanlara, hikayelere, şiirlere alışılmış belli kalıplardan ziyade yeni yeni bakış açıları getirmeyi, eleştirel yaklaşmayı ve bir konu üzerinde çeşitli yorumlar yapılabileceğini gördüm. Kısa ve öz yazarak bir konuyu anlatabilmeyi öğrenerek yazma konusunda kendimi geliştirdiğimi söyleyebilirim. Her konu ve aldığımız her alıntı hakkında dipnot ve kaynakça verilmesi gerektiği, kendi özgün kimliğimiz ve fikirlerimizin önemli olduğu düşüncesine vardım.

Farklı farklı hocalardan dersler alarak belli kalıplardan çıkarak bakış açımı geliştirmeye çalıştım. Ödevler yaparak araştırma bilincini, farklı kaynaklardan yararlanma ve çeşitli görüşlerden faydalanmaya çalıştım. Çeşitli romanlar ve konular hakkında sunum yaparak topluluk karşısında konuşma bilincini geliştirip, çekingenliğimi yenmeye çalıştım. Çünkü yapı itibariyle sessiz sakin birisi olarak topluluk karşısında konuşmak beni çok zorlayan bir durumdu. Tahtaya kalkmak istemediğim zamanlar oldu, ancak kalktığımda beni ne kadar geliştirdiğini gördüm. Bu huyumu tamamen yendiğimi söyleyemem ama belli bir aşama kaydetmeyi başardım.

Aynı zamanda farklı yazarlardan farklı kitaplar okuyarak kendimce çeşitli görüşler oluşturmayı öğrendim. Bir konuyu farklı bakış açılarından görerek özgün bakış açısı oluşturmayı, kendimi insanlar karşısında doğru ifade edebilmeyi öğrendim. Çalışmalarımda spesifik bir konuyu ele alırken her şeyi bütün ayrıntılarıyla ele almak yerine, açıklamak istediğim konu üzerinde durmam gerektiğini biliyorum. Dönemleri ele alırken sabit ve kötümser bakış yerine daha ılımlı daha akademik bakmak gerektiğini görerek yazılarımı daha tarafsız bir şekilde yazdım, ve olaylara dışarıdan bakmaya başladım. Edebiyat tahsilinin bana kattıklarını saymakla bitiremem, ancak aklıma gelenler bunlar oldu. Dört sene boyunca bizlerle uğraşan, bizlere bilgilerini aktaran, bizleri geliştiren hocalarıma teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir