Dil Edinim Kuramları ve Okul Öncesi

Dil Edinimi Nedir?

Dil edinimi kavramı, bir dilin öğrenilmesinden daha farklı olarak dilin doğal yolla edinilmesini ifade edilen kavramdır. Örneğin bir bebeğin çevresinden anadilini öğrenme süreci edinim olarak tanımlanırken, bir yetişkinin ikinci bir dili bir kursta kendi isteği ile öğrenmesi öğrenme kavramı ile açıklanır.

Dil Edinim Kuramları

Doğuştancı kuramın öncüsü Dilbilimci Noam Chomsky

Davranışçılık: ABD’de Watson ve Rusya’da Pavlov’un yaptığı araştırmaların esaslarına dayanan davranışçılık (behavioralism) insan davranışlarının daha çok gözlemlenebilir, bilimsel yöntemlerle incelebilen tarafı ile ilgilenir. Bu sebeple davranışçıların dil hakkındaki bakış açıları da dilin koşullama esasları ile edinildiği yönündedir. Davranışçıların dil edinimi ghhakkında görüşlerini çocuk çevresinden duyduğu sesleri taklit eder, taklit edilen bu seslerin karşılığı olanlar yetişkinler tarafından pekiştirilir olarak kısaca özetlemek mümkündür.

Bilişsel Yaklaşım: Yaklaşımın öncüsü İsveçli bilim adamı Jean Piaget’tir. Bilişsel yaklaşım dil edinim sürecinin sosyal ve bilişsel süreçleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu yaklaşımda dilin zihin ve bilişsel yapılar ile ilişkisi irdelenmiştir. Bilginin nasıl elde dildiği, nasıl bilişsel süreçler ile işlendiği, dil-düşünce zihin arasındaki ilişki bilişsel yaklaşım kapsamındadır.

Dil edinimi ile zeka arasında sıkı bir ilişki vardır. Dil becerileri akranlarından önce gelişip erken konuşma ortalama üstü zekanın gözlemlenebilir belirtilerinden sayılmaktadır. (Ancak çağdaş zeka kuramlarında zeka tek bir bileşenden oluşmamaktadır. Gardner’in Çoklu Zeka Kuramı ve CHC Zeka Kuramı gibi yaklaşımlar dilsel zekayı zekanın yalnızca bir boyutu olarak yansıtmaktadır.) Dil gelişiminin temelinde bilişsel yapıların aktif olarak kullanılması görüşü bilişsel yaklaşımı savunduğu temel tezlerden birisidir.

Toplumsal Etkileşimci Kuram: Sosyal gelişimciler tarafından geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Vygotsky bu yaklaşımın öncülerindendir. Dil edinimi ve çevre arasındaki ilişki üzerine yoğunlaşmışlardır. Birey-çevre arasındaki etkileşim dil ile sağlanır ve birey bu süreçte dil edinim aşamasında da çevresi ile ilişki halindedir. (Konu ile ilgili Yakınsak Gelişim Alanı ve Yapı İskelesi kavramlarına bakınız.)

Dil gelişimi çocuklarda genellikle aynı sırayı izlese de çocukların dili edinim hızlarını çevreleri ile kurdukları etkileşimin niteliği belirler. Dilsel açıdan zengin uyaranların var olduğu bir çevre, erişkinlerin çocuklarla etkili bir dil kullanarak iletişim kurmalarının dil gelişimi açısından pozitif etkileri vardır. Toplumsal etkileşimci-sosyal gelişimci kuramcılar bu savlarla çocuğun dil edinimindeki çevre etkisini vurgularlar.

Doğuştancı kuram: Dilin edinilmesini sağlayan araç veya düzeneklerin doğuştan mı var olduğu yoksa dil ediniminin bireyin çocukluğunda geliştirdiği zihinsel süreçlerle mümkün olabilen bir olgu olduğu tartışması uzun süredir var olan bir tartışmadır ve davranışçılar-bilişselciler arasında da çeşitli noktalarına değinilmiş bir olgudur. Doğuştancı kuram çocuğun doğuştan dil sahip olduğu bir dil edinim aracına (language acquisition device) sahip olduğunu düşünür. Noam Chomsky’e göre dil ile ilgili işlevler zihinsel-beyinle ilgili işlemlerle var olur. Çocuk sahip olduğu bu dil edinim aracı ile çevresinde konuşulan dili edinir.

Okul Öncesi Dönem ve Dil Gelişimi

Itard ve Victor’u konu alan The Wild Child (1970) filminden bir sahne.

Okul öncesi dönem (özellikle ilk 3 yaş) dil gelişimi açısından kritik dönem olarak kabul edilmiştir. Jean Marc Gaspard Itard’ın Victor isimli bir çocuk üzerinde yaptığı çalışma kritik dönem kavramını örnekleyen çalışmalardır. Okul öncesi dönemde dil gelişiminin verimli bir şekilde sağlanabilmesi için çocuğa zengin ortamların sağlanması önem taşır. Okul öncesi dönemde dil gelişimini olumlu yönde etkileyebilmek için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  • Çocuğun dil açısından zengin uyaranlarla dolu bir ortamda olması:  Yapılmış olan birçok çalışma ebeveynlerin dil hakkındaki tutumlarının, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin, buna bağlı olarak çocukla kurulan dilsel iletişimin niteliğinin üst düzeyde olması çocuğun dili daha iyi kullanmasını sağlayan etmenlerden olduğunu göstermiştir. Bu sebeple çocuğun gelişiminin en önemli süreçlerinden biri olan erken çocukluk döneminde çocukla nitelikli konuşmalar yapmak önemlidir.
  • Akran etkileşimini desteklemek: Her ne kadar yetişkin rehberli dilsel müdahaleler çocuğun dil gelişiminde önemli olsa da çocuğun akranları ile oyun-etkileşim halinde bulunması, duygularını ve düşüncelerini akran gruplarında paylaşmasının teşvik edilmesi çocuğun hem sosyal gelişimini hem de dil gelişimini etkileyen önemli unsurlardandır.
  • Duygularını, düşüncelerini paylaşmaya teşvik etmek: Bilişsel psikologlar içsel konuşma ile zeka arasındaki bağlantıyı sıkça vurgulamışlardır. Bu noktada çocuğun hislerini açıklamaya teşvik edilmesi, bir durumun/olayın ardından düşüncelerinin ve hislerinin neler olduğunun sorulması ve yapıcı bir diyalog kurulması çocuğun dil gelişimi açısından önemlidir.
  • Kitaplarla haşır neşir olmak: Çocuğun düzeyine uygun yazılı materyaller dil gelişimine en çok katkı sunan unsurlardan birisidir. Bu sebeple çocuğun mümkün olduğu kadar erken sürede kitaplarla tanışmasının sağlanması, okunan kitapların ardından duygular-düşünceler hakkında konuşmaların yapılması, çocuğun kitap içerisinde geçen bilgi, olay ve hisler hakkında konuşmasının sağlanması kitap okuma etkinliklerini verimli hale getiren temel unsurlardır.  (Ayrıntılı bilgi için daha önce yazmış olduğumuz Etkileşimli okuma: Kitap okuma etkinliklerini nasıl daha verimli hale getirebiliriz? yazımıza göz atabilirsiniz.)
Bu gönderiyi paylaş:

Mustafa Özkara

Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Öğretmenliği lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Özel Eğitim yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir