<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebek Rehberi ve Aile Rehberiniz</title>
	<atom:link href="http://www.okuloncesi.info/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuloncesi.info</link>
	<description>ay ay gebelik, hafta hafta hamilelik</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 15:09:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kadının Hafızası Daha İyi!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/kadinin-hafizasi-daha-iyi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/kadinin-hafizasi-daha-iyi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 15:09:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=813</guid>
		<description><![CDATA[Bir araştırma, orta yaşlı kadınların aynı yastaki erkeklere göre kelimeleri daha hızlı ve doğru hatırladıklarını ortaya çıkardı.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-814" href="http://www.okuloncesi.info/kadinin-hafizasi-daha-iyi/63e7b1ee-8b9f-4345-ab04-a3d931e3cb15-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-814" style="margin: 4px;" title="63e7b1ee-8b9f-4345-ab04-a3d931e3cb15-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/63e7b1ee-8b9f-4345-ab04-a3d931e3cb15-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Londra Üniversitesi&#8217;nden bir grup bilim adamının yaptığı araştırma çerçevesinde, 9600 kadın ve erkeğe hafıza testleri yapıldı.</p>
<p>Deneklerden önce 10 kelimeyi hatırlamaları, 2 dakika sonra bu kelimeleri tekrar anımsamaları 5 dakika sonra da 10 kelimeden ve 5&#8242;ini saymaları istendi.</p>
<p>Kadınların her üç testte de erkeklerden daha başarılı oldukları gözlenirken, araştırmayı yürüten bilim adamlarından Matthew Brown ve Brian Dodgeon, erkeklerin sözlü hafıza testlerinde, özellikle de ertelenen hafıza testinde kadınlardan önemli ölçüde daha başarısız olduklarını söylediler.</p>
<p>Hafıza testlerinin ilkinde kadınların erkeklerden ortalama olarak yüzde 5, ikinci testte yaklaşık yüzde 8 daha başarılı, üçüncü testte de erkeklerden daha hızlı oldukları görüldü.</p>
<p>Yapılan dördüncü testte deneklerden bir dakika içinde hatırlayabildikleri kadar çok hayvan ismi söylemeleri istenirken, erkek ve kadınların bu testte ortalama 22 hayvan ismiyle aynı sonucu elde ettikleri ortaya çıktı.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=1ad9b94e-3add-476d-a400-1fbe493cb7cf">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=1ad9b94e-3add-476d-a400-1fbe493cb7cf</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/kadinin-hafizasi-daha-iyi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık İçin 2 Çocuk İdeal</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 09:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[ideal]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[Araştırmalar, en fazla 2 olmak üzere çocuk sahibi olmanın sağlık için iyi olduğunu ortaya koydu. 3 çoçuk ise sadece mutluluk baz alındığında ideal...
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-810" href="http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/a6da369c-c0ca-447b-be2e-fc84a5ee5144-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-810" style="margin: 4px;" title="a6da369c-c0ca-447b-be2e-fc84a5ee5144-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/a6da369c-c0ca-447b-be2e-fc84a5ee5144-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Araştırmacıların 1935 ila 1968’de doğan Norveçli 1,5 milyon kadın ve erkeği kapsayan çalışmasına göre, anne baba olup olmama, kanserden kalp hastalıklarına ve alkolikliğe kadar pek çok rahatsızlık üzerinde etkili&#8230;</p>
<p>Daily Mail gazetesinin haberinde, ancak anne baba olmanın sağlığa iyi gelmesinin de çocuk sayısına bağlı olduğu vurgulandı.</p>
<p>Tek çocuk ya da hiç çocuk sahibi olmama, araştırmaya konu olan hastalıkların tamamına yol açabilirken, fazla çocuk da beraberinde getirdiği mali ve duygusal stres yüzünden zararlı olabiliyor.</p>
<p>İngiliz ve Norveçli araştırmacıların, Sosyal Bilim ve Tıp dergisinde yayımlanan makalesine göre 3 çocuk sağlık için hem iyi hem kötü olabilirken, en ideali iki çocuk sahibi olmak. Ancak diğer faktörler gözönünde tutulmadan sadece mutluluk faktörü dikkate alındığında en idealinin 3 çocuk olduğu belirtiliyor.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=3a15589d-59c1-4b7f-8ad6-26a104d2d1ce">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=3a15589d-59c1-4b7f-8ad6-26a104d2d1ce</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun inadına karşı ısrarcı olmayın</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 19:40:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ay Ay Bebek Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim basamakları]]></category>
		<category><![CDATA[inat]]></category>
		<category><![CDATA[inatlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=805</guid>
		<description><![CDATA[3-6 Yaş Dönemi

Bebeğiniz artık kocaman oldu! Üç – altı yaş dönemi arasında, onu büyütürken gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak dikkat etmeniz gereken noktaları öğrenmek istiyorsanız bu bölümümüzü okumanızda sonsuz fayda var. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-806" href="http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/61b/"><img class="alignleft size-full wp-image-806" style="margin: 4px;" title="61b" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/61b.jpg" alt="" width="115" height="150" /></a>Çocukların gelişimleri içerisinde anne-babaların zorlandığı dönemler vardır. Kendi bilincine varmaya, duygularının coşkusunu keşfetmeye başlarlar. Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü’nden Pedagog Güzide Soyak çocukların gelişim süreci ve inat konusu üzerine bilgiler veriyor.</p>
<p>1 yaş dönemi: Bu dönem sonuna doğru çocuklar yürümeye başlar. Yürümek ve bedenine hakim olabilmek keyif verir. Dokunarak ve çeşitli deneyimlerle öğrenmesi hızla ilerler. Bu döneme kadar yetişkinlerine bağımlı olan bebek bağımsız olmanın hazzına varır. Her deneyim yeni bir öğrenmedir. Bir çok öğrenme deneyimi içerisinde riskleri de barındırır. Ebeveynlerin kaygılı yapıda olması, farklı tutumlar sergilemeleri çocuğun karışık olan kafasını daha çok karıştırır. Tehlikeli girişimlerde onun yaşamasını beklediğimiz kaygıyı onun yerine yaşayarak duygumuzu, tutumumuzu dayatmış oluruz. Onun duygusunu anlayamamak ilişki içerisinde önce huzursuzluklara daha sonra inatlaşmalara varır.</p>
<p>Uyku saatlerinde direnmek, yemek yeme alışkanlıklarına itiraz etmek, bilinen ve kabul edildiği düşünülen temel alışkanlıklara itirazlar artar. Bu dönem içinde öncelikle sorunun ne olduğu, değişen bir ihtiyaç mı, yoksa sınırları zorlamak mı olduğu dikkatle takip edilmeli. Çocukların istekleri de farklılık taşıyabilir. İstediği bir <a id="link1" rel="div1" href="#">oyuncak</a> için ağlarken, oyuncağa kavuştuğunda istemediğini söyleyebilir. İletişim kurarken önce duygusunu anlamaya ve paylaşmaya çalışın. Kararları her zaman tek taraf vermemeli. Bütünüyle neden olmayacağı anlatılmalı. İletişim kurarken kısa ve açık ifadeler kullanın. Unutmamamız gereken en önemli detay bu bir savaş değildir. Çocuğun yardıma ihtiyacı vardır. Duygusal gelişimi içerisinde zorluklarla baş etmeyi öğrenerek biçimlenir ve yoğrulur.</p>
<p>2 yaş dönemi: Bu dönem itibariyle çocuk yeni ve zor bir döneme adım atmaya başlar. Benmerkezcidir ve herşey onun istediği gibi olsun ister. Davranışları olgun değildir. Israrcı olmamak bu dönemde yapılması gereken en iyi tutumdur. Kendi yapabileceklerinin sınırları arttıkça, ısrarlar da artar. Öğrenme deneyimleriyle başarılı ya da başarısız olduğu alanların farkına varır. Kabul ettiremediği durumlarda çatışma yaşanmaya başlar. Başarısızlık duygusu yaşar. Becerikli olmayı her çocuk ister. Bireysel becerileri geliştikçe sınır denemeleri artabilir. Olumsuz istekler bile olsa çocukların kendileri ile ilgili kavramlarının oluşabilmesi için denemelerine izin verebiliriz. Davranışların sıklığı ve görülme süresine dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Çocuğun inatlaştığı konu sıkıntısını açıklamaya yetmeyebilir. Yemek için inatlaşan bir çocuk, yenidoğan kardaşi ile ilgili hiçbir duygusunu yansıtmıyor olabilir. İnatlaşılan davranışa değil, bütün yaşamı içindeki faktörlere bakarak çözümler aramak gerekir. İnatlaşılan konuda başarılı olan taraf değil, ortak bir karar verilmeye çalışılmalı.</p>
<p>4 yaş dönemi: Çocuğun sosyal sınırları kavradığı, birlikte yaşamanın kurallarını öğrendiği bir dönemdir. Bilinçli aileler bile bir problemin normal olup olmadığına ya da ne zaman geçmesi gerektiğine karar vermekte zorluk çekebilirler. Bu dönemde kazanılmış becerilerin geri dönmesi (alt ıslatma zamanına uyum) sıkça görülür. Anne ve babalar çocuğun bunları bilinçli yaptığını düşünüp, sorunu görmek istemeyebilir. Ceza vermek, azarlama, kolay ve ilişkilerini bozan tutumlardır. Soruna sadece alt ıslatma olarak bakmak ve bunu çözmeye çalışmak başarısızlığı getirir. Çocuğun ne yaşadığını, ilişkilerinin kalitesini, yaşantılarında değişen unsurları gözden geçirmek faydalı olur.<br />
<a href="http://www.bebek.com/3-6-yas-donemi-cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin-cnt2-61-1-6061.html">http://www.bebek.com/3-6-yas-donemi-cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin-cnt2-61-1-6061.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-inadina-karsi-israrci-olmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasta Olan Çocuğunuza Antibiyotik Verirken Dikkat!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=801</guid>
		<description><![CDATA[Havaların iyice soğuduğu bugünlerde pek çok kişi özellikle de çocuklar ani ısı değişikliklerinden çok çabuk etkilenebilmekte ve hasta olabilmektedir. Kapalı ortamlar da çocukların sağlığını olumsuz etkileyen bir diğer etken… 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-802" href="http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/photo_04052009174853_426-2/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-802" style="margin: 4px;" title="photo_04052009174853_426" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/photo_04052009174853_426-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uz. Dr. Hülya Caner, “Çocukların özellikle kış aylarında enfeksiyon tehlikesinden korunması için yapılması gerekenler” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bu dönemde çocukları bekleyen hastalıkların başında grip ve nezle geliyor</strong></p>
<p>Ani hava değişiklikleri, çocukların gerek okul servis araçlarında, gerekse okulda kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunması onların sağlığını olumsuz etkileyerek, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasını ve yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Çocuklarımızı izole bir ortamda yetiştiremeyeceğimize göre sık görülen hastalıkları tanımak ve alabileceğimiz basit önlemleri bilmek faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>Grip Salgınına Karşı Grip Aşısı</strong></p>
<p>Grip; ani başlayan ve çoğunlukla üşüme hissi, titreme ile birlikte ateş, baş ağrısı, halsizlik, yaygın kas ağrısı ve balgamsız öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Daha sonra boğaz ağrısı, burunda tıkanıklık, akıntı ve öksürükle birlikte solunum sistemi bulguları ortaya çıkar. Grip salgını, en çok okul çağında görüldüğü için grip aşısı özellikle önerilmektedir. Tedavide kesinlikle antibiotikler kullanılmaz. Bol sıvı alınması istirahat burun tıkanıklığını azaltacak serum fizyolojik kullanılması önerilir.</p>
<p>Nezle, gripten daha hafif seyirlidir. Çoğu zaman koyu kıvamlı burun akıntısı vardır. Tedavi gripteki gibidir.</p>
<p>Özellikle okul çağındaki çocuklarda boğaz enfeksiyonu ve bademcik iltihabı kendini gösteriyor. Bazı hastalarda özellikle de tedavi edilmeyenlerde kulak iltihabı, sinüzit, bademciklerde apse oluşumu, boyun ve lenf bezlerinde iltihap gibi komplikasyonlara yol açabiliyor. En önemli tehlike de tedavi edilmediği zaman akut eklem, kalp romatizması ve “akut glomerülonefrit” diye adlandırılan böbrek hastalığının daha sonra ortaya çıkma olasılığıdır. Tanıda klinik bulgular yanında mutlaka boğaz kültürü yapılması gerekir. Boğaz kültüründe A grubu streptekok veya farenjite neden olan diğer bakteriler saptanmazsa antibiyotik tedavisi gereksizdir. Hastalık saptanan çocuklar, hastalığı arkadaşlarına bulaştırmamaları için antibiyotik başlandıktan en az 24 saat sonrasına kadar okula gönderilmemelidir.</p>
<p>Kulak iltihabı; soğuk algınlığı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulgularla ortaya çıkmaktadır. Kesin tanı için doktor kontrolü gereklidir.</p>
<p>Sinüzit; ateş, öksürük, baş ağrısı 10-14 gün süre ile düzelme göstermeyen burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Tedavide uzun süreli antibiyotik gereklidir.</p>
<p>İshalde; ateş, halsizlik günde üç defadan fazla sulu dışkılama, karın ağrısı, kusma gibi bulgular görülmektedir. Dışkı analizine göre antibiyotik tedavisi gerekebilir.</p>
<p><strong>Antiobiyotik Kullanımında Doz ve Süreye Dikkat Edilmelidir</strong></p>
<p>Çocuklarda görülen enfeksiyonların büyük çoğunluğu viral enfeksiyonlardır ve bu enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı gereksizdir. Oysa aileler çocuklarının her hastalığında antibiyotik başlıyorlar. Unutulmamalıdır ki; doğru endikasyonla yeterli doz ve sürede kullanılmayan antibiyotikler faydadan çok zarar vermektedir.</p>
<p>Yine çocukların aşı ile birçok enfeksiyon hastalığından korunabilmesi için her anne ve babanın çocuklarının hangi hastalıklara karşı nerede ne zaman ve kaç kez aşılandığını bilmesi, varsa eksik aşıların tamamlanması gerekir.</p>
<p><strong>Bulaşıcı Hastalıklara Karşı Kişisel Temizlik</strong></p>
<p>Kişisel temizlik önlemleri, bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalığı önlemektedir. El temizliği, mikro organizmaların yol açtığı enfeksiyonları önlemede en etkin yoldur. Yapılan araştırmalar sadece el yıkamanın doğru uygulanması ile çocukların pek çok bulaşıcı hastalıktan korunduğunu ortaya çıkarmaktadır. Sadece sabun kullanılması ve el hijyeni ile ilgili eğitimlerin cilt enfeksiyonlarını %34; ishalle giden hastalıkları % 55; pnömoniyi %50 oranında azaltmakta ve hastalık süresini kısaltmaktadır.</p>
<p><strong>Sağlıklı ve Dengeli Beslenme Alışkanlıklarının Kazandırılması Önemli</strong></p>
<p>Hastalıklar kadar önemli diğer bir konu da çocuklarımızın beslenmesidir. Günümüzde hızla artan kronik hastalıkların kökeninde çocukluk ve ergenlikte sağlıksız beslenme ile oluşan şişmanlık yatmaktadır. Okullardaki sağlıklı beslenme programları çocukların hem bedensel sağlıklarının gelişmesinde hem de okul başarılarının artmasında etkili olacaktır. İnsanların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en elverişli dönemin okul çağı olduğu ve bu dönemde çocuklara kazandırılacak sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının yetişkinliğe taşınacağı gerçeği konunun önemini daha da artırmaktadır. Çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmak için okulda yemek veriliyorsa okul menüleri takip edilmeli, çocukla her gün okulda ne yediği konusunda konuşulmalı ve onlara yemekler hakkında bilgi verilmelidir. Çocuğun hangi besinlere yöneldiği mutlaka takip edilmeli doğru ve yanlış besinler anlatılmalı, sevmediği besinler varsa onların beğeneceği şekillerde sunulmalıdır.<br />
<a href="http://akillibebek.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=2845&amp;Itemid=224/?lid=gh">http://akillibebek.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=2845&amp;Itemid=224/?lid=gh</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kansızlık (Anemi)</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:39:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=796</guid>
		<description><![CDATA[Kan ve kansızlık hakkında bilinmesi gereken çok şey var]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-797" href="http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/200909232443_anemi1/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-797" style="margin: 4px;" title="200909232443_anemi1" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/200909232443_anemi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Kanın yaşayabilmemiz için vazgeçilmez bir sıvı olduğu herkesçe bilinmesine karşın kanın görevleri konusunda pekçoğumuzun bilgisi yeterli değildir.Bu nedenle &#8216;kansızlık&#8217; konusuna girmeden önce &#8216;kan&#8217; hakkında temel bazı bilgileri aktarmayı uygun görüyoruz.</p>
<p>   Kan her solukta akciğerlerimize gelen oksijeni, metabolizma için gerekli tüm besin maddelerini, hormonları dokularımıza taşıyan,buna karşın dokularda oluşan karbondioksiti atılmak üzere akciğerlere ve diğer artık maddeleri de bertaraf edilebilmeleri için böbreklere taşıyan bir sıvıdır.</p>
<p>   Bir erişkinin vücudunda yaklaşık 5 litre kan dolaşır.Kanı sıvı kısım ve hücreler olmak üzere iki ayrı kısımda incelemek doğru olacaktır.Kanın sıvı kısmı &#8216;plazma&#8217; olarak adlandırılır.Plazmada serbest halde ya da taşıyıcı bazı maddelere bağlı olmak üzere temel besin maddeleri tuzlar,mineraller,hormonlar taşınır.Kan hücreleri üstlendikleri ise farklı görevlere göre farklı yapısal özelliklere sahip olan üç tiptir.Tüm kan hücreleri kemik iliğinde tek bir tip &#8216;kök hücre&#8217; den farklılaşır.</p>
<p><img src="http://www.bebekbeklerken.com/digerimages/2122006113414AM.jpg" border="0" alt="" hspace="0" align="baseline" /><br />
     </p>
<p>     <strong><span style="color: #cc0000;">1)</span><span style="color: #cc0000;">Alyuvarlar</span><span style="color: #cc0000;">(Eritrositler,kımızı kan hücreleri ,RBC)</span></strong>  Kanda sayıca en fazla bulunan hücrelerdir.Temel görevleri oksijen taşımaktır.Çekirdekleri bulunmayak küçük hücrelerdir.İçeriklerinin büyük kısmını kana kırmızı rengini veren <strong>&#8216;Hemoglobin&#8217;</strong> molekülü oluşturur.Hemoglobin  <strong>&#8216;Hem&#8217;</strong> adı verilen ve içeriğinde demir bulunan özel bir molekülle bir protein olan&#8217;<strong>globin</strong>&#8216;in birleşmesiyle meydana gelir.Bu molekül kimyasal olarak oksijene bağlanma eğilimindedir.Alyuvarlar akciğerler içindeki kılcal damarlardan geçerken akciğer içindeki oksijeni bağlar ve taşıdığı karbondioksiti serbest bırakır.Karbondioksit te her soluğumuzda akciğerlerimizden dışarı atılır.Bu olayın tersi dokularda yaşanır.Tüm dokulardaki kılcal damarlarda hemoglobin molekülü taşıdığı oksijeni serbest bırakır.Bu oksijen dokulara geçer ve hayati metabolizma faaliyetlerinde kullanılır.Atık madde olarak oluşan karbondioksit te alyuvar içindeki hemoglobine bağlanır ve toplardamarlardan akciğerlere doğru yola çıkar .<br />
      <span style="color: #cc0000;"><strong>2)Akyuvarlar(Lökositler,beyaz kan hücreleri,WBC)</strong></span> Akyuvarlar vücudun savunma hücreleridir .Sayıları alyuvarlara göre çok çok azdır.Vücutta herhangi bir enfeksiyon ya da tehdit karşısında sayıları artar.Farklı görevlere sahip akyuvar tipleri vardır<br />
           <strong> &#8211; Parçalı akyuvarlar &#8212; Nötrofiller<br />
                                                   &#8212; Eozinofiller<br />
                                                   &#8211; Bazofiller<br />
               &#8211; Monositler<br />
               - Lenfositler<br />
</strong>      <span style="color: #cc0000;"><strong>3)Trombositler(Platellets ,PLT</strong>)</span>Kanın pıhtılaşmasında görev alan çok ufak hücrelerdir.Sayıca belirli sınırın altına düştüklerinde tehlikeli kanamalar görülebilir.</p>
<p>   Bu hücre gruplarının herbirine ait pekçok problem birbirinden farklı pekçok hastalığa neden olur.Ancak &#8216;kan&#8217; tüm bu hücre çeşitlerini içerse de  <strong>kansızlık (anemi)</strong> terimi alyuvarların, ya da oksijeni taşıyan <strong>hemoglobin molekülünün eksikliği</strong> için kullanılır.Anemi pekçok nedenden kaynaklanabilse de özellikle kadınlarda en sık görülen tipi <strong><span style="color: #cc0000;">&#8216;demir eksikliği anemisi&#8217;</span></strong> dir.Demir eksikliğinin en önemi iki nedeni de diyetle yetersiz demir alınması ya da kan kaybıdır.Kadınlar için artmış adet kanamaları ve doğumlar  en sık görülen kan kaybı nedenlerindendir.Gebelikler demir eksikliğinin belirgin şekilde ortaya çıktığı durumlardır.Bunun nedeni bebeğin bütün hemoglobini anneden gelen demir kullanılarak sentez edilmesi ve aynı zamanda gebelik sırasında annenin kan hacmi de ortalama 1.5 katına çıkmasıdır.Normalde vücudun günlük demir gereksinimi 1-2 gr kadarken gebeliğin sonlarına doğru 6-7 gr a kadar yükselir.Gebelik öncesinde demir eksikliği anemisi varsa bunu gebelik sırasında düzeltebilmek çok ta kolay değildir çünkü ağızdan alınan demirin barsaklardan emilmesi ve kullanabilme oranı oldukça düşüktür.Sindirim sisteminde demirin oldukça az bölümü emilerek kana karışır.</p>
<p>   Tam kan sayımında kanımızdaki tüm hücrelerin sayısı ve bazı özelliklerine ait veriler elde ederiz.Çoğu kısaltmalarla ifade edilen bu verilerden bazılarının anlamlarını açıklamak uygun olacaktır.<br />
      <strong>Hgb</strong>: Hemoglobin düzeyi<br />
      <strong>Htc</strong>: (Hematokrit) % olarak verilen bu değer kanın hücre kısmının oranını gösterir.Demir eksikliği anemisinde düşük bulunur.<br />
     <strong> RBC</strong>: Alyuvar sayısı<br />
     <strong> WBC</strong>: Akyuvar sayısı<br />
      <strong>MCV</strong>: (Ortalama alyuvar hacmi) Alyuvarların ortalama büyüklüğünü gösterir.Demir eksikliği anemisinde alyuvarlar normalden küçük olduğundan bu değer de düşük bulunur.<br />
      <strong>MCH</strong>: Alyuvarlardaki hemoglobin düzeyini gösterir.Demir eksikliğinde düşük bulunur<br />
      <strong>MCHC</strong>:Alyuvardaki hemoglobin konsantrasyonunu gösterir MCH ile paralellik gösterir</p>
<p>      Demir eksikliği anemisinde kanın daha sulu olduğu söylenebilir.Yani hücrelerin plazmaya oranı düşüktür ve oksijen taşıma kapasitesi  azalmıştır.<strong>Dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması zorlaştırır</strong>.Anemiye bağlı şikayetlerin nedeni de budur.Bu şikayetler arasında çabuk yorulma, halsizlik, baş dönmesi ilk belirtilerdendir. Özellikle ağız, göz mukozası renginde solukluk farkedilir. Eforla nefes darlığı, çarpıntı,iştahsızlık diğer bulgulardır.   Bunun yanında anemisi olanların bazı hastalıklara daha kolay yakalandıkları da bilinmektedir.</p>
<p>   Hamilelik sırasında bebeğin demir ihtiyacının anneden karşılandığını belirtmiştik. Demir eksikliği bebeği öncelikle etkilemese de çok ağır durumlarda  bebeğin büyüme ve gelişmesi de olumsuz etkilenecektir. Çoğul gebeliklerde demir eksikliği daha sık görüldüğünden özellikle dikkat edilmelidir.Gebelik öncesi anemi yoksa ve çok dikkatli besleniliyorsa demir desteği gerekmeyebilir ancak bu oldukça nadir görülür.Bugün hemen tüm dünyada gebelikte demir desteği verilmektedir.Tam kan sayımında demir eksikliği ile uyumlu bulgular saptandığında <strong>&#8216;serum demir düzeyi&#8217; ve &#8216;demir bağlama kapasitesi (DBK veya TIBC)&#8217;</strong> de kontrol edilmelidir.Eğer demir düzeyi düşük demir bağlama kapasitesi de yüksek bulunursa demir eksikliği tanısı kesinleşir.Tedavide aneminin derecesine göre davranılır.Öncelikle ağızdan alınan demir ilaçşarı tercih edilir ancak ağır anemi durumlarında  enjeksiyonlar gerekebilir.</p>
<p>   Herhangi bir yoldan demir desteğine karşın anemi devam ediyorsa demir düzeyi ve demir bağlama kapasitesi tekrar kontrol edilir.Eğer bu değerler normal olmasına karşın Hemoglobin düzeyi ve alyuvar sayısı yükseltilemiyorsa ülkemizde hiç te nadir olmayan<strong> &#8216;Akdeniz anemisi taşıyıcılığı&#8217;</strong> düşünülmelidir.Bu durum ancak <strong>&#8216;Hemoglobin elektroforezi&#8217;</strong> adı verilen bir tetkikle teşhis edilebilir. Bu durumda fazla demir desteğinin yarardan çok zararı vardır.</p>
<p>   Gebelikte karşımıza çıkan anemilerin %90&#8242;ı demir eksikliğine bağlıdır. Bunun dışında folik, B12 eksikliğinde, nadiren çinko gibi eser elementlerin eksikliğinde de anemi görülebilir.</p>
<p><strong>Beslenme Önerileri:</strong><br />
   · Tüm besin gruplarının diyetinizde yer alması gerekir<br />
   · Aç karnına demir ilacı alınması, bazı mide-barsak yakınmalarına neden olabilir. Kabızlık, dışkı renginin koyulaşması söz konusu olabilir. İlacı kesmeden önce doktorunuza bu yakınmalarınızı iletmeniz önemlidir. Size uygun olan bir başka ilaç ile bu şikayetler ortaya çıkmadan tedaviye devam etmek mümkündür.<br />
   · Gebelik boyunca günlük ortalama demir ihtiyacınız 4 mg.&#8217;dır. Ağızdan alınan tüm demir kana geçmez, büyük bir kısmı dışkı ile atılır. Bu nedenle ağızdan alınması gereken elementer demir miktarı 60 mg.&#8217;dır.<br />
   · Eğer vejeteryansanız, bu durumu doktorunuza iletmeniz ve birlikte buna uygun bir diyet programı uygulamanız anemiden korunmak için gereklidir.<br />
   · Demir emilimi  süt ve çay gibi gıdalarla birlikte alındığında azalır. İdeal olarak sabah hafif bir kahvaltıdan 1 saat sonra alınmalıdır.<br />
  <a href="http://www.bebekbeklerken.com/detay.asp?id=53">http://www.bebekbeklerken.com/detay.asp?id=53</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda görülen 5 ve 6. hastalığın belirtileri nelerdir?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:23:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=790</guid>
		<description><![CDATA['Çocukluk çağında sık görülen enfeksiyonların başında viral döküntülü hastalıklar gelir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-792" href="http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/cocuk-2/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-792" style="margin: 4px;" title="cocuk" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/cocuk1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Kızamık, suçiçeği, kızamıkçık gibi bir kısmı iyi bilinen ve aşıları olan hastalıklardır. Streptokokların neden olduğu kızıl ise bakteriyel bir hastalıktır. Ayrıca çok sayıda hafif seyirli viral döküntülü hastalıklar vardır ki bunların ismi pek bilinmez, diğer hastalıklarla karıştırılırlar. Çok hafif seyirli ve sonucu iyi olan bu hastalıkların aşıları da yoktur. Bunlardan ikisi eritema infeksiyozum ve roseola infantumtur.</p>
<p>Eritema infeksiyozum (5. Hastalık): Genellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülen bir hastalıktır. Kuluçka süresi ortalama 7-10 olup belirtisiz seyri fazla olan bir hastalıktır. Temastan yaklaşık bir hafta sonra hafif klinik öncesi bulgular ortaya çıkar. Bunlar baş ağrısı, ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kaşıntı, karın ağrısı, eklem ağrısı gibi yakınmalardır. Eklem ağrısı genellikle yetişkin kadınlarda yüzde 50 oranında ve parmaklarda görülür. Yaklaşık 7 günlük bir bulgusuz dönemden sonra tipik ve 3 aşamalı bir döküntü ortaya çıkar. Ev içi temaslarda bulaşma riski yüzde 30-50&#8242;dir. Bulaşma genellikle solunum yolu salgılarıyladır. Hastalığın özgül tedavisi yoktur. Bulgulara yönelik tedavi uygulanabilir. Çoğunlukla döküntü çıktığında bulaştırıcılık da zaten kaybolmuştur. Roseola infantum (6. Hastalık): Dört yaşına kadar hemen hemen çocukların tamamının geçirdiği ve ömür boyu bağışıklık bırakan döküntülü bir hastalıktır. Yaklaşık 3 gün süren yüksek ateşin arkasında ortaya çıkan pembe makülopopüler döküntü ile karakterize bir çocukluk çağı hastalığıdır. İyi huylu olup en sık 9-21 aylık çocuklarda ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Gövdeden başlayan döküntü boyun, kol ve bacaklara yayılır. Üzerine basmakla kaybolur, kaşıntılı değildir. 2 gün içinde iz bırakmadan kaybolur. Çocukta öksürük ve huzursuzluk görülür. Kuluçka süresi ortalama 9 gün gündür. * TDV Özel 29 Mayıs Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=959820&amp;title=cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir">http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=959820&amp;title=cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir</a><a rel="attachment wp-att-791" href="http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/cocuk/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-791" title="cocuk" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/cocuk-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zekayı Geliştirmek İçin Ne Yemeli?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=779</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, bazı gıdaların beyini beslediği düşüncesinde. Zekayı geliştirmek için düzenli olarak ceviz ve semizotu tüketmek gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-780" href="http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/17-01-2010-23-22-46-28901200/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-780" style="margin: 4px;" title="17-01-2010-23-22-46-28901200" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/17-01-2010-23-22-46-28901200-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Beslenme şekli, vücut sağlığı için önemli.</p>
<p>Bazı gıdalar vücut kadar, ruh ve beyin sağlığı için de büyük önem taşıyor.</p>
<p>Bu noktada karbonhidratlı yiyecekler ilk sırada yer alıyor.</p>
<p>Hangi besin neye iyi geliyor, işte cevabı&#8230;</p>
<p><strong>Stresle Mücadele İçin</strong><br />
Beslenme Uzmanı Sinem Paker, &#8220;Günümüzde stresle baş etmek için, B5 vitaminli besinlerden fazla miktarda almamız lazım. Bunlar özellikle hayvansal kaynaklı besinler, kuru baklagiller. Yani kurufasulye, nohut, mercimek ve fındıkta bol miktarda bulunmaktadır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Unutkanlığı Önlemek İçin</strong></p>
<p>Unutkanlığı önlemek için de besinlerin önemine dikkat çeken Paker, şöyle konuştu:<br />
&#8220;Özellikle kepekli pirinçte bol miktarda B vitamini olduğu için unutkanlığa çok iyi geliyor. Kepekli makarna, kepekli ekmekler, buğday ekmeği, çavdar ekmekleri, kuru baklagiller ve fındığı unutkanlığın ilaçlarından sayabiliriz.&#8221;</p>
<p><strong>Zeka Gelişimi İçin</strong><br />
Zeka gelişimi anne karnında başladığı için, hamilelikteki beslenme şekli büyük önem taşıyor.</p>
<p>Sinem Paker, &#8220;Özellikle anne karnındayken ilk 3 ayda omega3 besin içeriklerinden fazla miktarda tüketmemiz gerekiyor. Özellikle ceviz, semizotu, balık ve balık yağlarında bol miktarda bulunmaktadır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=092fa8ab-0dce-4249-bf28-93da8ab984bc">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=092fa8ab-0dce-4249-bf28-93da8ab984bc</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikolog Yeşildağ: Çocuktaki Özgüveni Zedelemeyelim</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:09:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, Günümüzde Aile İçerisinde Yaşanan Problemlerin Temelinde İletişimsizliğin Yattığını Söyledi. Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, günümüzde aile içerisinde yaşanan problemlerin temelinde iletişimsizliğin yattığını söyledi. Hatay Meclis Kültür Sanat Merkezi&#8217;nde, Fatih Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi ve Samanyolu TV&#8217;de yayınlanan İki Alyans programı yapımcısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-772" href="http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k-2/"><img class="alignleft size-full wp-image-772" style="margin: 4px;" title="psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k1.jpg" alt="" width="100" height="133" /></a>Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, Günümüzde Aile İçerisinde Yaşanan Problemlerin Temelinde İletişimsizliğin Yattığını Söyledi.</p>
<p>Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, günümüzde aile içerisinde yaşanan problemlerin temelinde iletişimsizliğin yattığını söyledi.<br />
Hatay Meclis Kültür Sanat Merkezi&#8217;nde, Fatih Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi ve Samanyolu TV&#8217;de yayınlanan İki Alyans programı yapımcısı Efkan Yeşildağ&#8217;ın sunumunu yaptığı &#8220;Sevgi Anne, Güven Baba&#8221; konulu aile eğitim semineri düzenledi.</p>
<p>2 Haftada 4 kilo Vermenin Yolu Burda!</p>
<p>Yeşildağ, anne-baba ve eğitimcilerin, çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda her geçen gün bilgi birikimlerini geliştirmesine rağmen, çocuklarla ilgili sorunların azalmadığını, aksine arttığını dile getirdi.</p>
<p>Özel Zengi İlköğretim Okulu tarafından anne ve babaların çocuklarını nasıl yetiştirecekleri noktasında bilgilendirmek amacıyla düzenlenen seminere yoğun katılım oldu.</p>
<p>Efkan Yeşildağ, ailede hak ve sorumluluklar, çocuk hakları, anne ve babanın aile içindeki rolleri ve değişime karşı eğitimin nasıl olacağını anlattı.</p>
<p>Özel Zengi İlköğretim Okulu Müdürü Yaşar Turna da değişen ve gelişen teknoloji ile çocukların yetiştirilmesine önem verilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu konuda özellikle çocukların özgüvenini zedelememeye özenme verilmesi gerektiğine dikkat çeken Turna, çocukları başarısızlığın öğretilmemesi gerektiğini ve bu konuda onlara yardımcı olunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Çocuk gelişiminde medyanın büyük rol oynadığını söyleyen Turna, izlenen korku, şiddet ve benzeri filmlerin çocuklar üzerinde olumsuz etki yaptığını söyleyerek, bu konuda ailelerin çocuklarının film seçimlerine dikkat etmesi gerektiğine vurgu yaptı.</p>
<p>(CİHAN) (Cihan Haber Ajansı)</p>
<p><a rel="attachment wp-att-769" href="http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k/"><img class="alignleft size-full wp-image-769" title="psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k.jpg" alt="" width="100" height="133" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Sendromu</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:05:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=763</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, çocuk psikolojisinde en önemli psikiyatrik  sorunların başında gelir.  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu aileyi, okulu, toplumu  ilgilendiren yönleriyle aynı zamanda bir eğitim ve öğretim sorunudur. 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-764" href="http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/images-3/"><img class="alignleft size-full wp-image-764" style="margin: 4px;" title="images" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/images.jpg" alt="" width="104" height="104" /></a>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nun<br />
ZEKA İLE HİÇ BİR İLİŞKİSİ YOKTUR .</p>
<p>Normalin Üstü, Normalin Altı ya da Normal zekaya sahip her çocuk DEHB i yaşayabilir.</p>
<p>ANNE-BABA VE ÖĞRETMENLERİN BU ÇOCUKLARI TANIMLAMALARI</p>
<p>&#8221; Söylediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor &#8221;</p>
<p>&#8221; Tüm araba markalarını biliyor ama bir dakika önce söylediğim şeyi hatırlamıyor &#8221;</p>
<p>&#8221; Bilgisayar başında saatlerce oturabiliyor ama ödev başında en çok 10 dk. &#8221;<br />
&#8221; Sınavlarda dikkatsizce hatalar yapıyor &#8221; &#8221; Dersi dinleyemiyor, sürekli etrafı ile ilgili &#8221;</p>
<p>&#8221; Başladığı işi bitirmiyor &#8221; &#8221; Doğum öncesinden beri hareketli &#8221;<br />
&#8221; Eli dursa ayağı oynar &#8221;</p>
<p>&#8221; Sürekli hareket halinde , yürümez koşar &#8221;<br />
&#8221; Ya konuşur ya sesler çıkarır &#8221; &#8221; TV izlerken bile hareket eder &#8221;<br />
&#8221; Sandalyede oturmanın 50 çeşidini gösterebilir &#8221; &#8221; Sınıfta nereye baksam onu görüyorum &#8221;<br />
&#8221; Sırada otururken bile eli ayağı hareket ediyor&#8221;</p>
<p>DÜRTÜSELLİK BELİRTİLERİ<br />
Davranışları ortama ve sonuçlarına göre düzenlemek ve yönlendirmekle ilgili bir sorundur.<br />
Bir şey yapmadan önce sonucunu düşünmezler (&#8220;Bunu yaparsam ceza alırım&#8221;).<br />
Bir şey yapmadan önce o davranışın o ortam için uygun olup olmadığını düşünmezler (&#8220;Burada bu davranış yapılmaz&#8221;).<br />
Söyleyecekleri şeyin karşısındaki kişide nasıl bir etki yapacağını düşünmezler ( &#8220;Bunu söylersem bana kırılır&#8221;) Aslında ne yapmaları ya da yapmamaları gerektiğini bilirler ama o bildikleri şeyi uygulayamazlar.<br />
Bir kuralı biliyorlardır, sorarsanız uygun bir biçimde açıklayabilirler ama düşünmeden hareket ettikleri için o kuralı yine bozabilirler.<br />
Bu durum gerek anne baba gerekse öğretmeni daha çok öfkelendirir. Bu davranışlar bilerek yapılan, ya da kurallar önemsenmediği için yapılan davranışlar olarak nitelendirilirler. Bu nedenle de daha acımasız yöntemlerle ele alınırlar.<br />
ANNE-BABA VE ÖĞRETMENLERİN BU ÇOCUKLARI TANIMLAMALARI</p>
<p>&#8221; 10 yaşına geldi hala söz kesmemeyi öğrenemedi &#8221;<br />
&#8221; Düşünmeden hareket eder &#8221; &#8221; Sabırsızdır, istekleri hemen olsun ister &#8221;<br />
&#8221; Asla sırasını bekleyemez &#8221;<br />
&#8221; Daha soruyu tamamlamadan cevabını vermeye kalkıyor &#8221;<br />
&#8221; Aklına geleni hemen yapıyor &#8221;</p>
<p>DEHB in NEDENLERİ<br />
Kalıtsal bir sorundur.<br />
Anne babadan alınan genler bu soruna yatkınlık oluşturur.<br />
Ailenin diğer bireylerinde de benzer sorunlar olma riski yüksektir.</p>
<p>KALITSAL<br />
<span style="text-decoration: underline;">Aile Çalışmaları</span></p>
<p>DEHB olan çocukların anne babalarında benzer belirtiler olma oranı normal çocuklara oranla 2-8 kat fazla . DEHB olan çocukların kardeşlerinde normal çocuklara oranla 2-3 kat fazla DEHB var.<br />
<span style="text-decoration: underline;">İkiz Çalışmaları</span><br />
Tek yumurta ikizlerinde eş hastalanım oranı %80-90, çift yumurta ikizlerinde %30</p>
<p>ÇEVRESEL<br />
Bu etkenler direk olarak DEHB a neden olmaz. Sadece genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde riski arttırır.<br />
Doğum öncesi (gebelikte hastalanma, alkol, sigara, ilaç kullanımı)<br />
Doğum sırasında ( erken doğum, doğum komplikasyonları)<br />
Doğum sonrası ( Bazı hastalıklar, kurşun gibi maddelere maruz kalma vb)</p>
<p>FİZYOLOJİK<br />
Beyindeki dikkat ve davranış kontrolünden sorumlu olan bölgeler yeterince aktif değillerdir.<br />
Dikkatin kolayca dağılması, aşırı hareketlilik ve düşünmeden hareket etme beyindeki bu merkezlerin iyi çalışmamasının sonucudur.<br />
DEHB TE SÜREÇ<br />
Erken çocukluk dönemlerinde başlar,<br />
En sık ilkokul döneminde tanı konulur,<br />
Çocukluğunda bu tanıyı alanların %70-80 i ergenlikte de aynı belirtileri gösterirler.<br />
Bunların da %50-65 i erişkinlikte de aynı tanıyı alırlar.<br />
DEHB erken çocukluk döneminde başlayıp yaşam boyu devam edebilen bir bozukluktur.<br />
Temel belirtiler aynı olmakla birlikte her yaş döneminde farklı bir görünüm vardır.<br />
Özellikle aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri zaman içinde azalır.<br />
Dikkat eksikliği yaşam boyu devam edebilir.<br />
İlkokul çağındaki çocukların % 3-5 inde yani her 20-30 çocuktan birisinde görülüyor.<br />
Her sınıfta en az 1 çocukta bu sorunun bulunma olasılığı var.<br />
Erkeklerde kızlara göre 3-4 kat daha fazla görülüyor.<br />
Çocukluklarında DEHB bozukluğu olanların %80 i ergenlikte, %30-65 i erişkinlikte de bu belirtileri taşırlar.<br />
Erişkinler arasında %1-2 sıklıkta görüldüğü bildiriliyor (ABD ve Kanada da).</p>
<p>DEHB ye EŞLİK EDEN SORUNLAR<br />
Dağınıklık, düzensizlik<br />
Dalgınlık, hayal kurma<br />
Tutarsızlık<br />
Bellek sorunları<br />
Sakarlık, koordinasyon güçlükleri<br />
Sosyal ilişkilerde sorunlar<br />
Düşük benlik saygısı</p>
<p>BEBEKLİK DÖNEMİ<br />
Huzursuz, gergin bebeklerdir.<br />
Kolay ağlarlar, zor sakinleştirilirler.<br />
Dış uyaranlara (ses, dokunma gibi ) aşırı tepki verirler.<br />
Uyku sorunları ( az uyuma, sık sık uyanma gibi) olabilir.<br />
&#8220;Daha karnımdayken bile çok hareket ederdi&#8221;<br />
&#8220;Kucağıma aldığımda devamlı dolaşmamdan hoşlanırdı&#8221;<br />
&#8220;Asla uzun süre uyumaz, çok kolay uyanırdı &#8221; OKUL ÖNCESİ DÖNEM<br />
Devamlı hareket eder, atlar, zıplar, bir yerlere tırmanır.<br />
İsteklerini erteleyemez, tutturmaları olur.<br />
İlgi devamlı üzerinde olsun ister, bunu sağlayacak şeyler yapar.<br />
Bir oyundan diğerine geçer, ilgisi çok kısadır.<br />
Çok konuşur, sürekli soru sorar ama yanıtı dinlemez.<br />
Mutsuzluk, mızırdanma, ana babaya aşırı bağımlılık.<br />
İLKÖĞRETİM DÖNEMİ<br />
En sık bu dönemde tanı konulur.<br />
Sakin ve sessizce sırada oturamaz.<br />
Dersi dikkatle dinleyemez, etrafı ile daha çok ilgilidir.<br />
Sorulan sorulara sonunu beklemeden, söz istemeden yanıt verir.<br />
Verilen görevleri tam olarak yerine getirmez.<br />
Diğer çocuklarla ilişki sorunları olabilir.<br />
Kendisine benzer çocuklarla arkadaşlık kurar.<br />
Eşyalarını tam olarak getirmez, kaybeder, dağınıktır.<br />
Akademik başarısı kapasitesiyle orantılı değildir.<br />
Ev ödevlerini almaz, evde ödev yapmak sorun olur.</p>
<p>ERGENLİK DÖNEMİ<br />
Hiperaktivitede azalma olur ama kıpır kıpırlık devam eder.<br />
Ders dinleyemez, uykulu bir hali olabilir ya da kalem çevirme, resim yapma gibi şeylerle uğraşır.<br />
Akademik başarı daha ciddi düzeyde sorun olmaya başlar.<br />
Öğretmenlerle ilişkilerde sorunlar yaşanır, karşılık verir, saygısız, ilgisiz bir öğrenci olarak nitelendirilir.<br />
Aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar olabilir.<br />
Benlik saygısında azalma, depresyon görülebilir, duygu durumu değişkendir, aniden öfkelenebilir.<br />
Sigara, alkol madde kullanımı başlayabilir.<br />
Yasal sorunlara neden olabilecek, riskli ,tehlikeli davranışları olabilir.</p>
<p><strong>DEHB İLE BAŞA ÇIKMAK TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong><br />
1. Farmakolojik tedaviler(ilaç tedavisi)<br />
2. Anne baba ve öğretmen eğitimi<br />
3. Çocuğun bireysel tedavisi(davranışçı teknikler, sosyal beceri eğitimi)<br />
1. Eğitim<br />
1. Alternatif tedaviler</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">OLUMLU ÖZELLİKLERİ</span></p>
<p>Enerjik olma</p>
<p>Yaratıcılık</p>
<p>Sıcak kanlı ve cana yakın olma</p>
<p>Kolay ilişki kurabilme Esneklik Hoşgörülü olma</p>
<p>İyi bir espri yeteneğine sahip olma<br />
Risk alabilme (bazen gerekenden fazla oranda)</p>
<p>İnsanlara kolaylıkla güvenebilme ( bazen gerekenden fazla oranda)<br />
<strong>NELER YAPABİLİRİZ?</strong></p>
<p><strong>DİKKAT EKSİKLİĞİ İÇİN&#8230;</strong></p>
<p>Öğrenciyi:<br />
Sakin bir yerde oturtun.<br />
İyi örnek olabilecek bir arkadaşının yanına oturtun.<br />
Samimi olduğu çalışkan bir arkadaşının yanına oturtun.<br />
Not tutmada bu arkadaşının yardımını sağlayın.<br />
Sınıfta bütün sıraların arasındaki uzaklığı arttırınız.<br />
Verilen çalışmayı tamamlayabilmesi için ek süre veriniz.<br />
Dikkat süresi ile uyumlu olacak şekilde görevleri ya da çalışma süresini kısaltınız.<br />
Kısa süreli hedefler belirleyin.<br />
Her seferinde bir tek görev veriniz.<br />
Ödevlerinin miktarını azaltınız.<br />
Açık ve kesin yönerge verin.<br />
Etkinliği sürdürmesi için uyarı-sinyal veriniz.</p>
<p><strong>HİPERAKTİVİTE İÇİN&#8230;</strong><br />
Çalışırken arada bir duraklamasını sağlayınız.<br />
Sırada oturmaya ara vermesi için fırsat tanıyınız.<br />
Görevleri arasında kısa molalar veriniz.<br />
Aceleci ve dikkatsiz çalışmışsa, yaptığı işi kontrol etmesini öğretiniz.<br />
Küçük, uygunsuz davranışları görmezden geliniz.<br />
Uygunsuz davranışları ihtiyatlı kınayınız.<br />
Olumlu davranışları övünüz.<br />
Öğrencinin aç olmadığından emin olunuz. Gerektikçe el kaldırmasını, seslenmesini öğretin.<br />
Elini yalnızca amaca uygun durumda kaldırdığı zaman yanına gidin.<br />
Soru yanıtlamak için el kaldırdığında övün.<br />
<strong>Öğretmene Öneriler</strong></p>
<p>DEHB li çocuklar genellikle okula başladıktan sonra teşhis edilirler. Bunun başlıca nedeni anne babaların kendi çocuklarına alışmaları sonucu bir çok davranışın onlara olağan görünmesidir. Çoğunlukla öğretmenler DEHB li çocukları fark edip ve tanı sürecini başlattıkları için DEHB konusunda çok temel bazı bilgilere sahip olmaları gerekir. Öğretmenler tanı sürecinin ilk halkalarından biridir bunun yanı sıra işlerinin DEHB li çocuklar hakkında her şeyi bilmek ve tanı koymak olmadığını akılda tutarak bir uzmandan yardım istemekten çekinmemelidirler. DEHB li çocuklarla başa çıkabilmesi için öğretmenlerin olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye, sıkı bir gözlem ve denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir kişilik yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve uzmanlarla), sahip olması gerekir. DEHB li çocukların %50 si normal sınıflarda eğitilebilir. Geriye kalan %50 si ise özel eğitim ve ilgili hizmetleri gerektirir. Bu %50 nin yaklaşık %35-40 ı da normal sınıflarda bulunabilir ancak ek destek alırlar. Çok ciddi şekilde etkilenen diğer %10-15 lik kesim için özel sınıflar gereklidir. Öğretmen bu çocukların ihtiyaçlarını tanıyacak ve bu çocuklara uygun eğitim verecek şekilde eğitilmemişse kendini yetiştirme fırsatları aramalıdır. Aksi halde sınıfta bir sinir savaşı yaşanır. Türk Milli Eğitim sisteminde yer alan müfredat içerikleri dikkat yetenekleri bakımından çan eğrisinin ortasındaki çocuklara göre düzenlenmiştir. Ortalamanın biraz üzerindeki ve biraz altındaki çocuklar okulda genel olarak problem yaşamazlar.</p>
<p>Öğretmenlerin ders anlatırken dikkat dağınıklığı bozukluğu olan çocukların da içinde bulunduğu ortalamanın altındaki çocukları göz önünde tutmaları çok önemlidir. Bazen dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB li çocuklar normal çocukların devam ettiği sınıflarda tutulmak istenmez. Alt özel sınıflara gönderilmeleri için anne babalara önerilerde bulunulur. Oysa IQ düzeyi normal olduğu halde dürtüsel ve hiperaktif davranışları nedeniyle bir çocuğun alt özel sınıfa gönderilmesi son derece sakıncalıdır. Aile ya da öğretmen bunu bir çözümmüş gibi görebilir ancak normal IQ ‘ya sahip DEHB li bir çocuk bu tür sınıflarda zihinsel açıdan kapasitelerinin çok daha altında performans göstermeye başlar. Okul değiştirme seçeneği de saklı kalmak kaydıyla sınıf yada öğretmen değiştirmek o an için daha iyi bir çözüm olabilir. Normal sınıfta kalabilmesi için neler gerektiği ve sonuçlarının neler olabileceği aile ve çocukla tartışılmalı, uzman görüşü alınmalıdır.<br />
Eğitim-öğretim ortamı oluşturma DEHB li çocuklar sürekli oturmak ve dikkatlerini derse odaklandırmakta yetersizlik yaşarlar ve bu duygudan kaynaklanan yaramazlık davranışları gösterirler. Sonuçta akranları tarafından dışlanır ve yıkıcı davranışlar sergilerler. Yıkıcı davranışlar gösterdikleri için iyice dışlanır, kolay incinir ve zarar görürler. Çocukluk döneminde tedavi edilmeyen hiperaktivite vakaları, ilaç bağımlılığı, antisosyal davranışlar gösterme ve başkalarından zarar görme riskiyle karşı karşıyadır. Bu çocukların dikkatleri ilgisiz uyaranlarla ve diğer insanların önemsemediği ses ve olaylarla kolaylıkla dağılabildiği için sınıflarının sessiz ve sade olmasında yarar vardır. Öğretmenlerin sınıfı güzelleştirmek veya eğitim amacıyla her yere astıkları materyallerde bu çocukların dikkatini dağıtabilmektedir. Bu öğrencilerin düşünce biçimlerinin farklı olduğuna dikkat edilmelidir. Doğrusal bir düşünceye sahip olmadıkları ve asla olamayacakları için çocukları bu yönde zorlamak, kaynakları ve zamanı boşa harcamaya yol açar. DEHB li çocukların bulunduğu sınıflarda konular dikkatlice yapılandırılmalı, önemli noktalar açıkça belirlenmelidir. DEHB li öğrenciler için her ders planında fiziksel hareketler planlanmalıdır.(Kalemi açmak için kalkmak, yandaki sınıftan tebeşir almak, öğretmen masasını düzenlemek, çiçekleri sulamak, müdür yardımcısına not göndermek gibi). Okulunda yoğun olarak spora yönelmesi sağlanabilir. Bu konuda beden eğitimi öğretmeni ile işbirliği yapıp çocuğun yatkın olduğu bir spor alanını belirlenip, bu sporu yapması için imkan tanıması faydalı olacaktır. Bu çocukların yerinde duramama özellikleri nedeniyle öğretmenleri tarafından sıklıkla uyarılmaları istenmeyen bu davranışın pekiştirilmesine yol açar. Bir öğretmen olarak kendi hızınızı değerlendirerek sınıfta konuları işlerken ne kadar hızlı yada yavaş olduğunuza dikkat edin. Övgüyü ve cesaretlendirmeyi çok seven bu çocuklar, özellikle cesaretlendirme olmadığı zaman sinirlenirler.</p>
<p>Anlamlı ve eğlenceli buldukları etkinliklere rahat yoğunlaşabildikleri için dersi eğlenceli hale getirmek önemlidir. Şakacı, eğlenceli ve sürprizlere açık olarak DEHB li çocukların ilgisini ve hevesini arttırabilirsiniz. Hayatlarının büyük bir kısmının planlar, listeler ve kurallardan oluşması çok sıkılmalarına yol açar. Oysa sürprizleri ve oynamayı seven bu çocuklar hayat doludurlar. Çocuğun çalışmaya isteyerek katılması ve çalışmadan hoşlanması önemli olduğu için, çalışmaların eğlenceli hale getirilmesine dikkat edilmelidir. Çocuklara bir şey öğretmek için onlarla konuştuğunuzda fiziksel olarak yakın olmak, uygun olan zamanlarda çocuğa dokunmak etkili olabilir. Sürekli göz teması kurarak bu çocukları daha kolay denetleyebilirsiniz. Bir göz atış çocuğu günlük hayallerden sınıf ortamına geri getirebilir. Talimat verirken aşağıdaki noktalara dikkat edin.<br />
Canlı açık bir dil kullanın, kısa konuşun.<br />
Her seferinde bir tek talimat verin.<br />
Konuşurken yüzünüz çocuğa dönük olsun.<br />
Çok duyuya hitap eden talimatlar vermeye çalışın.<br />
Mümkünse yapılmasını istediğiniz davranışı gösterin.<br />
Zaman zaman çocuğun talimatı anlayıp anlamadığını denetleyin ve gerekiyorsa talimatı tekrarlayın.<br />
Sınıfa soru yöneltirken, önce soruyu sorun sonra çocuğun ismini söyleyin. Önce çocuğun ismini söylerseniz diğer çocuklar soruyu savuşturduğunu düşünüp dinlemeyecektir. Dikkati dağılan çocuğa kolay bir soru sorun, konuyla ilgili olması şart değildir. Çocuklardan bir konuda düşünmeleri istendiğinde birkaç saniyede cevaplayabilecekleri sorular sorulmalıdır. Bir konu üzerinde uzunca bir süre düşünmesi beklenmemelidir. Aksi takdirde çocuğun canı sıkılır ve dikkati dağılır. Acele ve özensiz yaptığı işleri tekrar kontrol etmesi istenmeli, verilen görevler arasında kısa molalar verilmelidir. Ne istendiği çok açık bir şekilde öğrenci tarafından anlaşıldığından emin olununcaya kadar tekrarlanarak iletilmelidir. Bu çocukların sınıf içi çalışmalarda hoşlandıkları biriyle eşleştirmek verimi arttıracaktır. Katılma ve bağlı olma ihtiyacı hisseden bu çocuklar grup içi çalışmalarda yer aldıkları sürece kendilerini güdülenmiş hissedecekleri için katılımları sağlanmalıdır. Sıraları öğretmen masasına yakın olabilir ancak orada amaçlı olarak tecrit edilmemelidirler. Kendisine örnek olabilecek bir arkadaşıyla oturtulabilir.</p>
<p>Sınıfta DEHB ile ilgili bir hikaye okumak, DEHB li çocukları deli olarak gören sınıftaki arkadaşları için yararlı olabilir. Sık sık gelişmeleri gözlemlenip denetlenmelidir. Sık ve çabuk geri bildirimler, onları doğru iş üzerinde tutmaya yardımcı olarak, kendilerinden ne beklenildiğini ve hedeflerini karşılayıp karşılayamadıklarını bilmelerini sağlayarak ve cesaret vererek gelişimlerine büyük yararlar sağlar. Kendini gözlemesini öğretin, düşüncelerine nasıl takılıp kaldığının farkına varmasını sağlayın ve en önemlisi de takılma gerçekleştiğinde tekrar nasıl odaklanacağını konuşun. Öğrenmenin duygusal boyutu ihmal edilmemelidir. Duygusal gelişimin sağlıklı olması, davranışların kalıcı kılınması açısından önemli olduğu için öğrencilerin katılım, ait olma ve eğlence ihtiyaçlarının öğretimsel etkinlikler esnasında karşılanması gerekir. Yaramazlığın dikkat çekme(sıkılma ve sevgi ihtiyacından dolayı), güç mücadelesi(tehdit edilmiş hissettiğinden dolayı), öç alma(incinme ve haksızlığa uğradığını hissettiğinden dolayı) ve yetersizlik(güçsüz hissettiğinden dolayı) olmak üzere dört kaynağı olduğunu akılda tutarak yaramazlıklarının nedenine uygun olarak müdahale biçimi belirlenmelidir. Uygun müdahale doğru sonuçlara götürür. Bu konuda bir sınıf yönetimi kitaplarından yararlanabilirsiniz. Pek çok DEHB li çocuk görsel olarak daha iyi öğrendiği için bir şey söyleneceği zaman göstererek söylemek tercih edilebilir. İstenilen davranış aynı zamanda yazılırsa daha da somutlaşmış olur. Herhangi bir olay yada konunun taslağını çıkarma, kitap okurken ve dinlerken not alma becerisini kazandırılmalıdır. Bu becerileri kazanmak DEHB li çocuklara kolay gelmez fakat bir sefer öğrendikleri zaman okumaktan ve ders dinlemekten daha az sıkılır hale gelirler. Aşırı yorgunluk stres ve baskı çocukların özdenetimlerini azaltıp uygunsuz davranışlara neden olabileceği için dinlenme fırsatları sağlanmalıdır. Sessizlik zamanı ve gevşeme tekniği uygulamaları buna örnek olabilir. Bu çocuklar gün boyunca çok fazla başarısızlık duyguları yaşarlar. Bunun için mümkün olduğunca başarılı olduğu durumlar araştırılıp başarılarının altı çizilmelidir.</p>
<p>DEHB li çocukların özdenetim düzeyi düşük olduğu için özdenetimli olmasına yardımcı olacak geri bildirimler verilmelidir. Nasıl davranacakları konusunda genellikle fikirleri olmayan bu çocuklara alternatifler sunulmalıdır.(Bunu farklı bir biçimde nasıl söyleyebilirdin gibi ) DEHB in en yıkıcı yönü DEHB in kendisi değil özsaygıya yönelik ikincil zararıdır. Bu çocuklar bol bol cesaretlendirilip övülmelidir, ancak överken dikkatli olup gerçek övgülerle sahtelerini kolayca ayırabilecekleri unutulmamalıdır. Çocuğa DEHB in avantajları olduğu da hatırlatılmalıdır. Çok fazla enerji verdiği için aşırı hareketlilik acil işlerin yapılmasında etkili olmaktadır. İleride hareket yada konuşkanlık gerektiren mesleklerde başarılı olabilecekleri belirtilmelidir.<br />
<strong>Ödev ve Sorumluluklar</strong></p>
<p>DEHB li çocuklar dışsal olayları kendi başlarına yapılandıramadıkları için yönlendirilmeye ve planlamaya ihtiyaç duyarlar. Planlamayı kolaylaştırmak için etkinlik listelerinin yapılması, yaptıkları işin neresinde kaldıklarını unuttuklarında hatırlamalarını kolaylaştırır. Hatırlama bu çocuklar için problem olduğundan dolayı, doğal olarak var olmayan çağrışımlar oluşturarak kodlamaya yardımcı olan hatırlama stratejileri ve beceriler öğretilebilir. Ödevlerini küçük parçalara ayırmak DEHB li çocuklar için önemlidir. Ağır ödevler çocuğu ezebilir ve çocukta yetersizlik duygusuna yol açabilir. Bu tür ödevlerin her bir bölümü yapılabilecek parçalara ayrılarak çocuğun başarısızlık korkusu azaltılabilir. Aslında bu çocuklar yapabileceklerini düşündüklerinden daha fazlasını yapabilirler. Bu çocuklar çok ödevden sıkıldıkları için az ödev verilerek ödevlerinin niceliğinden ziyade niteliğine dikkat edilmelidir. Yaptığı çalışmalarda verdiğiniz sürenin yeterli olup olmadığına dikkat edin. Yetersiz süreden dolayı başarısızlık çocuğun yeteneklerinden şüphe etmesine yol açar. DEHB li çocuklar bir ödevi yaparken kendi hızlarına göre değerlendirilmelidir. Sınıftaki diğer çocuklara bakarak onun geç yada erken bitirdiğini söylemek yanıltıcı olabilir. Çalışma hızı diğer çocuklarla kıyaslanarak belirlenirse DEHB belirtileri daha da artabilir. Öğrenmeyi ölçmek için alternatif değerlendirmeler kullanılmalıdır. Geleneksel standart testlere güvenilmemeli, konular bazen ödev, proje, video kayıt çalışması vererek yada sözel olarak değerlendirilebilir. Bu çocukların bütün ödevlerini, sorumluluklarını, sınav günlerini ve randevularını yazabilecekleri bir ödev defteri kullanmaları sağlanmalıdır. Bu defter günlük olarak kontrol edilmelidir. İşlerini önem derecesine göre sıraya koyması gerektiği paylaşılarak yapılacaklar listesi hazırlamaya özendirilebilir. DEHB li öğrencilerin bazen diğer öğrenciler kadar iş yapamayacaklarını unutulmayarak beklentiler öğrencinin kapasitesine göre ayarlanmalıdır. DEHB li öğrenciler bağımsız çalışmanın aksine öğretmen tarafından doğrudan işe yönlendirildiklerinde daha başarılı olmaktadırlar. Çocuk tarafından ceza olarak algılanmamak kaydıyla mümkün olduğunca çocuğa sorumluluk verilmelidir.<br />
<strong>Kurallar</strong></p>
<p>DEHB li öğrencilerin okul başarısını arttırmak için öğretmenlerin kuralların yapılandırılmış olmasına, çalışma zamanlarının kısa tutulmasına, dersin ilginç etkinliklerle desteklenmesine ve olumlu pekiştireçlerin kullanımına dikkat etmesi gerekir. Düzeni sağlamak için kurallar mümkün olduğunca erken oluşturulmalı, düzen ve temizliği kontrol etmek için çok sık ara kontroller yapılmamalıdır. Aksi takdirde çocukların içsel motivasyonları azalır. Sınıftaki öğrencilerin katkılarıyla oluşturulan kuralları herkesin görebileceği bir biçimde yazıp asmak, kuralların benimsenmesini ve uygulanmasını sağlayabilir.</p>
<p><a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&amp;SID=22">http://www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&amp;SID=22</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlık Kuramayan Çocuklara Dikkat!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:02:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzda Asperger bozukluğu hastalığı olabilir. İşte tıp dünyasının tanı koymakta zorlandığı ve otizm ile karıştırılan bu hastalığın ayrıntıları&#8230; Asperger bozukluğu. Genetik özelliklerden dolayı çocuğa geçtiği düşünülen bu sendrom, yaygın gelişim ve iletişim zorluğu olarak tanımlanıyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof.Dr. Efser Kerimoğlu, aspergen bozukluğu olan bir çocuğu şöyle tanımlıyor: &#8221; Arkadaş ilişkilerinde zorluklar yaşıyor. Konuları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzda Asperger bozukluğu hastalığı olabilir. İşte tıp dünyasının tanı koymakta zorlandığı ve otizm ile karıştırılan bu hastalığın ayrıntıları&#8230;<br />
Asperger bozukluğu.</p>
<p>Genetik özelliklerden dolayı çocuğa geçtiği düşünülen bu sendrom, yaygın gelişim ve iletişim zorluğu olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof.Dr. Efser Kerimoğlu, aspergen bozukluğu olan bir çocuğu şöyle tanımlıyor:</p>
<p>&#8221; Arkadaş ilişkilerinde zorluklar yaşıyor. Konuları çok cezbedici değil. Bir konuya takıyor, habire o konudan konuşuyor.Çoğu zaman arkadaşları bilim adamı deyip dışlıyorlar. Çünkü onlar gibi oyunlardan, şakalardan anlamıyor. &#8221; </p>
<p>Tanı koymanın zor olduğu asperger bozukluğu için uzmanlar, hastalığın otizmden ayrılan özellikleri üzerinde duruyor.</p>
<p>Prof.Dr.Efser Kerimoğlu asperger bozukluğu ile otizmi mukayese ederken şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Otizm erken yaşta farkedilir.Aspergerin geç yaşlarda farkına varılır. Okul çağında tuhaflıklar çıktığında anlaşılır. Otistikler genellikle geç ve az konuşur ama aspergerliler konuşkandır. Yalnız konuşmalarında özellikler vardır.Çok daralmış ilgi alanları var. Çocuklarımızdan bir tanesi hep kendi kalesine gol atıyordu. Çünkü neden karşı kaleye gol atılması gerektiğini futbolda anlamıyordu. &#8221;</p>
<p>Normal veya ileri zeka seviyesinde olabilen bu çocuklar dünyayı somut, dar ve ayrıntı çerçevesinden görüyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, ünlü fizikçiler Albert Einstein ve Isaac Newton da, hastalığın bu özellikleri ile bilim dünyasına damgasını vurmuş.</p>
<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr.Emine Zinnur Kılıç da sosyal ilişkilerin yetersizliğine dikkat çekiyor:</p>
<p>&#8220;Einsteinin asperger olabileceğine dair bir çok uzmanın görüşü var. Onun dışında Newton, felsefeci Victor Steinbach için benzer şeyler söyleniyor. Bunların ortak özelliği belli bir ilgi alanında çok yoğun, derinlemesine çalışmalar yapmış olmaları. Buna karşılık kendi alanlarında çok önemli işler yapmış olmalarına rağmen hepsinin sosyal ilişkilerinin yetersiz oluşu, hepsinin yaşamlarını yalnız sürdürmüş, yalnızlığı tercih etmiş birçok zaman sosyal ilişkilerden huzursuz olduklarını ifade etmiş olmaları. &#8221;</p>
<p>Davranış terapisi uygulanan bu çocukların sosyal hayat içinde yer edinmeleri için en büyük görev anne-babalara düşüyor.</p>
<p>Uzmanlar, &#8221; çocuklarınızı arkadaş ilişkilerini geliştirmek için yönlendirin&#8221; uyarısında bulunuyor.</p>
<p>http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=2fc67db0-0c7e-4919-aa82-230d8f7455cc<a href="http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/eb6e5577-ba60-4169-afb3-a394be5b99cc-444x333/" rel="attachment wp-att-760"><img src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/eb6e5577-ba60-4169-afb3-a394be5b99cc-444x333-150x150.jpg" alt="" title="eb6e5577-ba60-4169-afb3-a394be5b99cc-444x333" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-760" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
