<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebek Rehberi ve Aile Rehberiniz &#187; Evlilik Öncesi</title>
	<atom:link href="http://www.okuloncesi.info/category/evlilik-oncesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuloncesi.info</link>
	<description>ay ay gebelik, hafta hafta hamilelik</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 15:09:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hasta Olan Çocuğunuza Antibiyotik Verirken Dikkat!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=801</guid>
		<description><![CDATA[Havaların iyice soğuduğu bugünlerde pek çok kişi özellikle de çocuklar ani ısı değişikliklerinden çok çabuk etkilenebilmekte ve hasta olabilmektedir. Kapalı ortamlar da çocukların sağlığını olumsuz etkileyen bir diğer etken… 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-802" href="http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/photo_04052009174853_426-2/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-802" style="margin: 4px;" title="photo_04052009174853_426" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/photo_04052009174853_426-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uz. Dr. Hülya Caner, “Çocukların özellikle kış aylarında enfeksiyon tehlikesinden korunması için yapılması gerekenler” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bu dönemde çocukları bekleyen hastalıkların başında grip ve nezle geliyor</strong></p>
<p>Ani hava değişiklikleri, çocukların gerek okul servis araçlarında, gerekse okulda kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunması onların sağlığını olumsuz etkileyerek, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasını ve yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Çocuklarımızı izole bir ortamda yetiştiremeyeceğimize göre sık görülen hastalıkları tanımak ve alabileceğimiz basit önlemleri bilmek faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>Grip Salgınına Karşı Grip Aşısı</strong></p>
<p>Grip; ani başlayan ve çoğunlukla üşüme hissi, titreme ile birlikte ateş, baş ağrısı, halsizlik, yaygın kas ağrısı ve balgamsız öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Daha sonra boğaz ağrısı, burunda tıkanıklık, akıntı ve öksürükle birlikte solunum sistemi bulguları ortaya çıkar. Grip salgını, en çok okul çağında görüldüğü için grip aşısı özellikle önerilmektedir. Tedavide kesinlikle antibiotikler kullanılmaz. Bol sıvı alınması istirahat burun tıkanıklığını azaltacak serum fizyolojik kullanılması önerilir.</p>
<p>Nezle, gripten daha hafif seyirlidir. Çoğu zaman koyu kıvamlı burun akıntısı vardır. Tedavi gripteki gibidir.</p>
<p>Özellikle okul çağındaki çocuklarda boğaz enfeksiyonu ve bademcik iltihabı kendini gösteriyor. Bazı hastalarda özellikle de tedavi edilmeyenlerde kulak iltihabı, sinüzit, bademciklerde apse oluşumu, boyun ve lenf bezlerinde iltihap gibi komplikasyonlara yol açabiliyor. En önemli tehlike de tedavi edilmediği zaman akut eklem, kalp romatizması ve “akut glomerülonefrit” diye adlandırılan böbrek hastalığının daha sonra ortaya çıkma olasılığıdır. Tanıda klinik bulgular yanında mutlaka boğaz kültürü yapılması gerekir. Boğaz kültüründe A grubu streptekok veya farenjite neden olan diğer bakteriler saptanmazsa antibiyotik tedavisi gereksizdir. Hastalık saptanan çocuklar, hastalığı arkadaşlarına bulaştırmamaları için antibiyotik başlandıktan en az 24 saat sonrasına kadar okula gönderilmemelidir.</p>
<p>Kulak iltihabı; soğuk algınlığı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulgularla ortaya çıkmaktadır. Kesin tanı için doktor kontrolü gereklidir.</p>
<p>Sinüzit; ateş, öksürük, baş ağrısı 10-14 gün süre ile düzelme göstermeyen burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Tedavide uzun süreli antibiyotik gereklidir.</p>
<p>İshalde; ateş, halsizlik günde üç defadan fazla sulu dışkılama, karın ağrısı, kusma gibi bulgular görülmektedir. Dışkı analizine göre antibiyotik tedavisi gerekebilir.</p>
<p><strong>Antiobiyotik Kullanımında Doz ve Süreye Dikkat Edilmelidir</strong></p>
<p>Çocuklarda görülen enfeksiyonların büyük çoğunluğu viral enfeksiyonlardır ve bu enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı gereksizdir. Oysa aileler çocuklarının her hastalığında antibiyotik başlıyorlar. Unutulmamalıdır ki; doğru endikasyonla yeterli doz ve sürede kullanılmayan antibiyotikler faydadan çok zarar vermektedir.</p>
<p>Yine çocukların aşı ile birçok enfeksiyon hastalığından korunabilmesi için her anne ve babanın çocuklarının hangi hastalıklara karşı nerede ne zaman ve kaç kez aşılandığını bilmesi, varsa eksik aşıların tamamlanması gerekir.</p>
<p><strong>Bulaşıcı Hastalıklara Karşı Kişisel Temizlik</strong></p>
<p>Kişisel temizlik önlemleri, bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalığı önlemektedir. El temizliği, mikro organizmaların yol açtığı enfeksiyonları önlemede en etkin yoldur. Yapılan araştırmalar sadece el yıkamanın doğru uygulanması ile çocukların pek çok bulaşıcı hastalıktan korunduğunu ortaya çıkarmaktadır. Sadece sabun kullanılması ve el hijyeni ile ilgili eğitimlerin cilt enfeksiyonlarını %34; ishalle giden hastalıkları % 55; pnömoniyi %50 oranında azaltmakta ve hastalık süresini kısaltmaktadır.</p>
<p><strong>Sağlıklı ve Dengeli Beslenme Alışkanlıklarının Kazandırılması Önemli</strong></p>
<p>Hastalıklar kadar önemli diğer bir konu da çocuklarımızın beslenmesidir. Günümüzde hızla artan kronik hastalıkların kökeninde çocukluk ve ergenlikte sağlıksız beslenme ile oluşan şişmanlık yatmaktadır. Okullardaki sağlıklı beslenme programları çocukların hem bedensel sağlıklarının gelişmesinde hem de okul başarılarının artmasında etkili olacaktır. İnsanların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en elverişli dönemin okul çağı olduğu ve bu dönemde çocuklara kazandırılacak sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının yetişkinliğe taşınacağı gerçeği konunun önemini daha da artırmaktadır. Çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmak için okulda yemek veriliyorsa okul menüleri takip edilmeli, çocukla her gün okulda ne yediği konusunda konuşulmalı ve onlara yemekler hakkında bilgi verilmelidir. Çocuğun hangi besinlere yöneldiği mutlaka takip edilmeli doğru ve yanlış besinler anlatılmalı, sevmediği besinler varsa onların beğeneceği şekillerde sunulmalıdır.<br />
<a href="http://akillibebek.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=2845&amp;Itemid=224/?lid=gh">http://akillibebek.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=2845&amp;Itemid=224/?lid=gh</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/hasta-olan-cocugunuza-antibiyotik-verirken-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikolog Yeşildağ: Çocuktaki Özgüveni Zedelemeyelim</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:09:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, Günümüzde Aile İçerisinde Yaşanan Problemlerin Temelinde İletişimsizliğin Yattığını Söyledi. Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, günümüzde aile içerisinde yaşanan problemlerin temelinde iletişimsizliğin yattığını söyledi. Hatay Meclis Kültür Sanat Merkezi&#8217;nde, Fatih Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi ve Samanyolu TV&#8217;de yayınlanan İki Alyans programı yapımcısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-772" href="http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k-2/"><img class="alignleft size-full wp-image-772" style="margin: 4px;" title="psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k1.jpg" alt="" width="100" height="133" /></a>Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, Günümüzde Aile İçerisinde Yaşanan Problemlerin Temelinde İletişimsizliğin Yattığını Söyledi.</p>
<p>Fatih Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Efkan Yeşildağ, günümüzde aile içerisinde yaşanan problemlerin temelinde iletişimsizliğin yattığını söyledi.<br />
Hatay Meclis Kültür Sanat Merkezi&#8217;nde, Fatih Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi ve Samanyolu TV&#8217;de yayınlanan İki Alyans programı yapımcısı Efkan Yeşildağ&#8217;ın sunumunu yaptığı &#8220;Sevgi Anne, Güven Baba&#8221; konulu aile eğitim semineri düzenledi.</p>
<p>2 Haftada 4 kilo Vermenin Yolu Burda!</p>
<p>Yeşildağ, anne-baba ve eğitimcilerin, çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda her geçen gün bilgi birikimlerini geliştirmesine rağmen, çocuklarla ilgili sorunların azalmadığını, aksine arttığını dile getirdi.</p>
<p>Özel Zengi İlköğretim Okulu tarafından anne ve babaların çocuklarını nasıl yetiştirecekleri noktasında bilgilendirmek amacıyla düzenlenen seminere yoğun katılım oldu.</p>
<p>Efkan Yeşildağ, ailede hak ve sorumluluklar, çocuk hakları, anne ve babanın aile içindeki rolleri ve değişime karşı eğitimin nasıl olacağını anlattı.</p>
<p>Özel Zengi İlköğretim Okulu Müdürü Yaşar Turna da değişen ve gelişen teknoloji ile çocukların yetiştirilmesine önem verilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu konuda özellikle çocukların özgüvenini zedelememeye özenme verilmesi gerektiğine dikkat çeken Turna, çocukları başarısızlığın öğretilmemesi gerektiğini ve bu konuda onlara yardımcı olunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Çocuk gelişiminde medyanın büyük rol oynadığını söyleyen Turna, izlenen korku, şiddet ve benzeri filmlerin çocuklar üzerinde olumsuz etki yaptığını söyleyerek, bu konuda ailelerin çocuklarının film seçimlerine dikkat etmesi gerektiğine vurgu yaptı.</p>
<p>(CİHAN) (Cihan Haber Ajansı)</p>
<p><a rel="attachment wp-att-769" href="http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k/"><img class="alignleft size-full wp-image-769" title="psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedeleme-1842889_k.jpg" alt="" width="100" height="133" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/psikolog-yesildag-cocuktaki-ozguveni-zedelemeyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlık Kuramayan Çocuklara Dikkat!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:02:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzda Asperger bozukluğu hastalığı olabilir. İşte tıp dünyasının tanı koymakta zorlandığı ve otizm ile karıştırılan bu hastalığın ayrıntıları&#8230; Asperger bozukluğu. Genetik özelliklerden dolayı çocuğa geçtiği düşünülen bu sendrom, yaygın gelişim ve iletişim zorluğu olarak tanımlanıyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof.Dr. Efser Kerimoğlu, aspergen bozukluğu olan bir çocuğu şöyle tanımlıyor: &#8221; Arkadaş ilişkilerinde zorluklar yaşıyor. Konuları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzda Asperger bozukluğu hastalığı olabilir. İşte tıp dünyasının tanı koymakta zorlandığı ve otizm ile karıştırılan bu hastalığın ayrıntıları&#8230;<br />
Asperger bozukluğu.</p>
<p>Genetik özelliklerden dolayı çocuğa geçtiği düşünülen bu sendrom, yaygın gelişim ve iletişim zorluğu olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof.Dr. Efser Kerimoğlu, aspergen bozukluğu olan bir çocuğu şöyle tanımlıyor:</p>
<p>&#8221; Arkadaş ilişkilerinde zorluklar yaşıyor. Konuları çok cezbedici değil. Bir konuya takıyor, habire o konudan konuşuyor.Çoğu zaman arkadaşları bilim adamı deyip dışlıyorlar. Çünkü onlar gibi oyunlardan, şakalardan anlamıyor. &#8221; </p>
<p>Tanı koymanın zor olduğu asperger bozukluğu için uzmanlar, hastalığın otizmden ayrılan özellikleri üzerinde duruyor.</p>
<p>Prof.Dr.Efser Kerimoğlu asperger bozukluğu ile otizmi mukayese ederken şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Otizm erken yaşta farkedilir.Aspergerin geç yaşlarda farkına varılır. Okul çağında tuhaflıklar çıktığında anlaşılır. Otistikler genellikle geç ve az konuşur ama aspergerliler konuşkandır. Yalnız konuşmalarında özellikler vardır.Çok daralmış ilgi alanları var. Çocuklarımızdan bir tanesi hep kendi kalesine gol atıyordu. Çünkü neden karşı kaleye gol atılması gerektiğini futbolda anlamıyordu. &#8221;</p>
<p>Normal veya ileri zeka seviyesinde olabilen bu çocuklar dünyayı somut, dar ve ayrıntı çerçevesinden görüyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, ünlü fizikçiler Albert Einstein ve Isaac Newton da, hastalığın bu özellikleri ile bilim dünyasına damgasını vurmuş.</p>
<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr.Emine Zinnur Kılıç da sosyal ilişkilerin yetersizliğine dikkat çekiyor:</p>
<p>&#8220;Einsteinin asperger olabileceğine dair bir çok uzmanın görüşü var. Onun dışında Newton, felsefeci Victor Steinbach için benzer şeyler söyleniyor. Bunların ortak özelliği belli bir ilgi alanında çok yoğun, derinlemesine çalışmalar yapmış olmaları. Buna karşılık kendi alanlarında çok önemli işler yapmış olmalarına rağmen hepsinin sosyal ilişkilerinin yetersiz oluşu, hepsinin yaşamlarını yalnız sürdürmüş, yalnızlığı tercih etmiş birçok zaman sosyal ilişkilerden huzursuz olduklarını ifade etmiş olmaları. &#8221;</p>
<p>Davranış terapisi uygulanan bu çocukların sosyal hayat içinde yer edinmeleri için en büyük görev anne-babalara düşüyor.</p>
<p>Uzmanlar, &#8221; çocuklarınızı arkadaş ilişkilerini geliştirmek için yönlendirin&#8221; uyarısında bulunuyor.</p>
<p>http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=2fc67db0-0c7e-4919-aa82-230d8f7455cc<a href="http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/eb6e5577-ba60-4169-afb3-a394be5b99cc-444x333/" rel="attachment wp-att-760"><img src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/eb6e5577-ba60-4169-afb3-a394be5b99cc-444x333-150x150.jpg" alt="" title="eb6e5577-ba60-4169-afb3-a394be5b99cc-444x333" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-760" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/arkadaslik-kuramayan-cocuklara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık Bebeğe Geçer mi?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 20:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavisinde kullanılan mikroenjeksiyon yöntemi, kısırlığın bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Açıklama, yöntemin öncülüğünü yapan Profesörden. Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu. Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi. Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-757" href="http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60/"><img class="alignleft size-full wp-image-757" style="margin: 4px;" title="aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60.jpg" alt="" width="80" height="60" /></a>Tüp bebek tedavisinde kullanılan mikroenjeksiyon yöntemi, kısırlığın bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Açıklama, yöntemin öncülüğünü yapan Profesörden.<br />
Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu.</p>
<p>Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi.</p>
<p>Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor.</p>
<p>Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesinden Profesör Andre Van Steirteghem, yönteminin, kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açabileceğini açıkladı.</p>
<p>Peki bu ne anlama geliyor?</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;.. öÖellikle erkek bebeklerin cinsel sisteminde bulunabilen birtakım problemler geçiş gösterebiliyor. Örneğin bu erkek bebeklerin babaları gibi çocuk sahibi olmasında güçlük olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Uzmanlar, kromozom düzensizliklerinden meydana gelen ’Klinefelter Sendromu’nun da aynı özellikleriyle bebeğe geçmesinin mümkün olduğu görüşünde&#8230;</p>
<p>Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;Eğer siz bu embriyoları genetik bir taramadan geçirmezseniz böylece 47 xxy yani klinefelter sendromlu bebek karşınıza çıkar. Babada olan bu sorunun çocukta olması aileyi rahatsız eder mi, genelde etmediğini görüyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bu tür kalıtsal bozuklukları önceden bilmek, tedavinin şeklinin belirlenmesi açısından önemli.</p>
<p>Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin birtakım testlerden geçmesi gerektiği üzerinde duruyor.</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, şunları söyledi:<br />
&#8220;Sperm sayısı 5 milyon altında olan erkeklerin kromozom analizi yaptırmaları gerekir. Tekrarlanan tüp bebek başarasızlığı ve tekrarlanan düşüğü olan çiftlerin yine kromozom bozukluğu bakımından analiz edilmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz.&#8221;</p>
<p>http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=44fe0b08-cdca-4871-9908-9332d6497cd9</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon &#8220;Kadınları&#8221; Vuruyor</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/depresyon-kadinlari-vuruyor/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/depresyon-kadinlari-vuruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 15:30:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=735</guid>
		<description><![CDATA[Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda depresyon, erkeklerden iki kat daha sık görülüyor.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-736" href="http://www.okuloncesi.info/depresyon-kadinlari-vuruyor/c1b87265-35ea-427e-b5c6-c1c947ee2326-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-736" style="margin: 4px;" title="c1b87265-35ea-427e-b5c6-c1c947ee2326-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/c1b87265-35ea-427e-b5c6-c1c947ee2326-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Türkiye Psikiyatri Derneğinden Yrd.Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, ’’Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve fobiler başta olmak üzere anksiyete bozuklukları ve depresyon gibi toplumda sık görülen bazı ruhsal hastalıklar, kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir. Kadınların yüzde 8-12’inde gebelik döneminde, yüzde 6-13’ünde doğum sonrasında majör depresyon görülmektedir’’ dedi.</p>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu adına Yrd. Doç. Dr. Başterzi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, yaptığı açıklamada, ruhsal hastalıkların yaygınlığının, seyri ve yol açtığı sorunların cinsiyetler arasında belirgin farklılıklar gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Başterzi, depresyonun 2020 yılında dünyada en çok yeti yitimine yol açacak hastalıklar listesinde 2. sırada yer almasının beklendiğini ifade ederek, ’’Bu artışın kadınlarda daha yüksek olacağı öngörülmektedir. Kadınlar erkeklerden üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda depresyon erkeklerden iki kat daha sıktır’’ diye konuştu.</p>
<p>Kadınların ruh sağlığının, genel olarak daha kötü olmasının yalnızca erkeklerle kadınlar arasındaki biyolojik farklılıklar, bunun yanında bireysel ya da yaşam tarzı ile ilişkili faktörler ile açıklanamayacağını dile getiren Başterzi, &#8220;Kadın ruh sağlığını etkileyen en temel iki sosyal faktör şiddete maruz kalma ve yoksulluktur.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Önlemler Neler Olmalı?</strong><br />
Başterzi, ruhsal hastalıkların önlenebilmesi için dernek olarak şu önerilerde bulundu:</p>
<p>’’Ülkemizde kadınlara yönelik yapılandırılmış eylem planları hızla uygulamaya konulmalı. Türkiye’de kadın ruh sağlığını etkileyen sosyal faktörleri belirlemek için kapsamlı çalışmalar yapılmalı. Kadının ruh sağlığı üzerinde koruyucu ve iyileştirici etkisi olan faktörler belirlenmeli. Kadınların eğitim alma hakkını engelleyen kişiler hakkında hukuki yaptırımlar iyi işletilmeli, tüm kadınların eğitim kurumlarından devlet güvencesi altında erkekler kadar yararlanması sağlanmalı.</p>
<p>Cinsiyet ayrımcılığına karşı geliştirilen araçlar, başta yazılı ve görsel basın organlarında yer almalı. Kadınların ekonomik durumlarını iyileştirmek için etkin çalışmalar yapılmalı, ev içi karşılıksız emeğin karşılıksız ve güvencesiz bırakılmaması için uğraşılmalı. Kadına yönelik istihdam programları arttırılmalı.</p>
<p>Tüm kadınların ekonomik alanlarda yaşadığı adaletsizliklerin giderilmesi için zorlayıcı yasal düzenlemeler getirilmeli. Kadına yönelik travma, kötüye kullanım ve şiddete karşı ciddi ve kapsamlı bir eylem planı beklenmeden hayata geçirilmeli. Yazılı, görsel basın ve film ve müziklerin erkek egemen ve kadını aşağılayıcı ifadeler içermemesine dikkat edilmeli.’’</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=fde64ce9-9b63-4403-bbdb-ee43fb6cdfcc">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=fde64ce9-9b63-4403-bbdb-ee43fb6cdfcc</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/depresyon-kadinlari-vuruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zihin Gelişimi İçin Günde 1 Yumurta</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/zihin-gelisimi-icin-gunde-1-yumurta/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/zihin-gelisimi-icin-gunde-1-yumurta/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 15:25:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/zihin-gelisimi-icin-gunde-1-yumurta/</guid>
		<description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karakaya, çocukların ve gençlerin, zihinsel gelişimleri için büyümelerini tamamlayıncaya kadar günde 1-2 adet yumurta tüketmesi gerektiğini söyledi. Karakaya, sağlıklı ve dengeli bir beslenme için hayvansal gıdaların mutlaka düzenli şekilde alınması gerektiğini belirtti. İnsan beslenmesinde ve vücut gelişiminde proteinlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Karakaya; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-731" href="http://www.okuloncesi.info/zihin-gelisimi-icin-gunde-1-yumurta/e33c240e-f795-40fc-97d8-0e28e08f0b86-444x333-3/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-731" style="margin: 4px;" title="e33c240e-f795-40fc-97d8-0e28e08f0b86-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/e33c240e-f795-40fc-97d8-0e28e08f0b86-444x3332-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karakaya, çocukların ve gençlerin, zihinsel gelişimleri için büyümelerini tamamlayıncaya kadar günde 1-2 adet yumurta tüketmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Karakaya, sağlıklı ve dengeli bir beslenme için hayvansal gıdaların mutlaka düzenli şekilde alınması gerektiğini belirtti.</p>
<p>İnsan beslenmesinde ve vücut gelişiminde proteinlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Karakaya; et, süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerin de protein açısından zengin kaynaklar olduğunu bildirdi.</p>
<p>Yumurtada Kaliteli Protein Var<br />
Karakaya; biyolojik değeri en yüksek olan proteinlerin yumurtada bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>’’Yumurtanın bileşiminde bulunan proteinler, tüm gıdalardaki proteinler arasında en kaliteli olanlardır. Yumurta, protein, yağ, vitamin ve mineral gibi besin maddelerinin pek çoğunu içeren önemli bir gıda kaynağıdır. Çocuklar ve gençler özellikle zihinsel gelişimleri için, büyümelerini tamamlayıncaya kadar günde 1-2 adet yumurta tüketmeli.&#8221;</p>
<p>Çocukluk Döneminde Yenmeyen Yumurta Telafi Edilemiyor<br />
Prof. Dr. Mustafa Karakaya; bu yaşlarda yumurta veya et ve süt gibi hayvansal gıdaları yeterince almadan büyümesini tamamlayan bireylerin ileri yaşlarında bu gıdaları ne kadar alırlarsa alsınlar zihinsel gelişimleri üzerinde artık çok fazla etkili olmayacağını vurguladı.</p>
<p>Karakaya, &#8220;Özellikle çocukların zihinsel ve bedensel gelişiminde önemli rol oynayan yumurtanın her yaşta düzenli olarak tüketilmesi, bazı hastalıklardan korunma açısından da faydalıdır. Bu nedenle özellikle anneler, küçük yaştaki çocuklarına zihinsel gelişimlerini tamamlayabilmesi için yumurta yedirmeyi ihmal etmemeli’’dedi.</p>
<p>&#8220;Aşırı Tüketmek de Yanlış&#8221;<br />
Tüm bu faydalarına karşın yumurtanın aşırı tüketilmesinin de yanlış olduğunu, et, süt ve yumurtanın yanı sıra bitkisel gıdaların da dengeli şekilde alınması gerektiğini anlatan Karakaya, yüksek oranda yağ ve karbonhidrat içeren gıdaların tüketiminde aşırıya kaçılması durumunda kilo artışına bağlı bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini bildirdi.</p>
<p>http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=bdba8215-e1d1-4fc9-af40-d9ef17e17e69</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/zihin-gelisimi-icin-gunde-1-yumurta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alerjik nezle can yakıyor</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 17:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=656</guid>
		<description><![CDATA[Bayındır Hastanesi Söğütözü Pediatri/Pediatrik Alerji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yaşar Anlar, Alerjik nezlenin, hapşırma, burunda tıkanıklık, kızarıklık, kaşıntı ve akıntı ile seyreden ve toplumda sık görülen bir hastalık olduğunu söyledi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-659" href="http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/17-3/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-659" style="margin: 4px;" title="17" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/172-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Alerjik nezlenin mevsimsel bir seyir izleyebildiğini ya da belirtilerin yıl boyunca hiç azalmadan devam edebileceğini ifade eden Dr.Anlar, alerjik nezlenin mevsimsel seyir izleyen tipinin daha sık olduğunu; “ilkbahar ve sonbaharda çeşitli polenlerin ortaya çıkması ile belirtilerde artış gözlenir. Yıl boyunca süren alerjik nezleye ise sebep olarak ev tozu gibi sürekli ortamda bulunabilen alerjenler gösterilmektedir” dedi.</p>
<p>Alerjik nezlenin tedavisi için temel amacın, alerjiye neden olan uyaranın ortamdan uzaklaştırılması olduğunu dile getiren Anlar, polenlerden korunmak için bahar aylarında pencerelerin kapalı tutulmasını istedi. Anlar, sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıya çıkılmayarak polenlerden kaçınmak gerektiğini söyledi. Anlar şöyle devam etti; “Tatil zamanlarını bahar aylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcil hayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özen göstermek gerekir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ile alerjik nezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak için düzenli olarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yatak takımları ile perdeleri sıcak suyla yıkamak yerinde olacaktır”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>ALLERJİK NEZLE TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN İLAÇLAR</strong><br />
<strong>Antihistaminikler </strong><br />
Sıkça başvurulan ilaçlardır. Histaminin etkisini bloke ederek alerjik nezle belirtilerini önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Fakat histamin salınımı allerjik nezleye yol açan mekanizmalardan sadece bir tanesidir. Antihistaminikler muhtemelen burun akıntısını iyileştirecektir ancak tıkanıklık konusunda fazla bir şey yapamayacaktır. Antihistaminikler yan etki olarak en sık sersemlik hissine yol açarlar.</span></p>
<p><strong>Dekonjestan </strong><br />
İlaçlar burundaki damarları daraltarak rahatlama sağlamayı hedefler. Çocuklarda allerjik nezlenin tedavisinde bu ilaçlar önerilmez. Bu ilaçlar bazı kişilerde sıkıntı hissi ve uykusuzluğa neden olabilir. Dekonjestan ilaçlar fazla kullanılırsa allerjik nezle belirtilerini daha da kötüleştirebilirler; Örneğin burun tıkanıklığı daha da artabilir.</p>
<p><strong>Buruna Uygulanan Anti-Enflamatuar İlaçlar</strong><br />
Bugün allerjik tedavi için etkin tedavi imkanı sunan ilaçlar olarak görülmektedir. Doğrudan buruna uygulanan Allerjik nezle belirtilerinin temelinde yatan ana neden burundaki enflamasyon olduğu için, doğrudan buruna sıkılan kortikosteroid ilaçlar burundaki kaşıntı, akıntı, tıkanıklık ve hapşırmanın gerilemesini sağlar. Ağızdan alınarak bütün vücuda dağılmış olan antihistaminik ve dekonjestan ilaçlardan farklı olarak sersemlik hissine yol açmaz. Tedavide ilacı sadece ihtiyaç duyulan bölgeye yani buruna uygulamak mümkün olur.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><a rel="attachment wp-att-657" href="http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/attachment/17/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-657" style="margin: 4px;" title="17" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/17-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/475814.asp#storyContinues">http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/475814.asp#storyContinues</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nişanlanmanın Amacı</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/nisanlanmanin-amaci/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/nisanlanmanin-amaci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 23:03:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nişanlılık Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[neden nişan]]></category>
		<category><![CDATA[nişanlanmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Nişanlılık devresi, ileride evlenecek olan şahısların birbirlerini ve bizzat kendilerini denemeleri, anlamaları için mühim bir süredir. Bu devrede karakterlerin uyuşup uyuşmayacağı anlaşılmış olur. Bu zamanda yalnız zekâ ve heyecana değil, düşünceli bir değerlendirmeye de ihtiyaç vardır. Uyum sağlamayan yönlerin evlilikte nasıl giderileceği, bunlara nasıl tahammül edileceği düşünülmelidir. Diğer taraftan bazı nişanlıların dini nikah yaparak, kendilerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-33" style="margin: 4px;" title="ask" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/03/ask.jpg" alt="ask" width="300" height="483" /> Nişanlılık devresi, ileride evlenecek olan şahısların birbirlerini ve bizzat kendilerini denemeleri, anlamaları için mühim bir süredir. Bu devrede karakterlerin uyuşup uyuşmayacağı anlaşılmış olur. Bu zamanda yalnız zekâ ve heyecana değil, düşünceli bir değerlendirmeye de ihtiyaç vardır. Uyum sağlamayan yönlerin evlilikte nasıl giderileceği, bunlara nasıl tahammül edileceği düşünülmelidir.<br />
Diğer taraftan bazı nişanlıların dini nikah yaparak, kendilerini evlilikteki yakınlık derecesine bıraktıklarına rastlamaktayız. Kanaatimizce bu doğru değildir. Bu devrenin anlama ve tecrübe devresi olarak devam etmesi lâzımdır. Çünkü taraflardan birisi evlenmenin doğru olmayacağına inanarak nişanı bozabilir. Bu durumda da hiç evlenmeden dul kalınabilir. Dini nikahı böyle yanlışlara alet etmemelidir. Ayrıca nişanlılıkta cinsel ihtiyaç giderilmeye kalkılır ve buna düşkünlük gösterilirse diğer yönlerin incelenmesi ihmal edilir. Masum bir başlangıç ekseriya nefse hakim olmayı zayıflatarak kolayca, henüz arzu edilmeyen taraflara kayabilir. Bu da hem beden hem de ruh sağlığı için mahzurlu olur. Nişanlılıkta ileri gidilmemenin mükafatı evlilikte görülür.<br />
Bazı kimseler, nişanlılıkta cinsel anlaşmayı ve uyuşmayı anlamak için yakınlığa ihtiyaç olduğunu iddia etmekteyseler de bu doğru değildir. Bunu anlamak için cinsel hayatın zirvesine çıkmaya hiç gerek yoktur. Bu noktaya ulaşmadan, cinsel hayat hakkında bilgi edinilebilir. Uyuyan bir kimseye dokunulduğu zaman onun kımıldadığını görmek onun canlı olduğunu ve tamamen canlanabileceğini anlamaya kâfi gelir. Yani genç nişanlısının sesini duyunca veya onu görünce sevinç ve coşku hissediyor, içi kıpır kıpır oluyorsa mesele yoktur.</p>
<p>Nişanlılık Önemli<br />
Bazen bakıyorum gençler daha nişanlılıkta veya flört döneminde hep kavga ediyor, adeta birbirlerini yiyorlar. Buna rağmen evleniyor ve geçimsiz bir çift oluyorlar.<br />
Geçimsiz oldukları için, evlilik problemlerinden dolayı muayeneye gelen çiftlerin genellikle nişanlılıkta da anlaşamadıklarını görüyorum. &#8220;O zaman niçin evlendiniz?&#8221; diye sorunca, &#8220;Toplum ne der? Ayrılmayı çevremiz kabul eder mi?&#8221; şeklindeki sorularla cevap veriyorlar. Bence nişanlılıkta geçinemeyen ve hep böyle kavga eden kişiler hemen beraberliklerine son vermeyi düşünmeliler. Çünkü evlenmeleri kavga etmelerini önlemez. Hattâ sürekli beraber olacakları ve üstlenecekleri yükümlülükleri artacağı için, kavga daha sıklaşacak ve gitgide daha acılı durumlar ortaya çıkacaktır.<br />
Tabi burada demek istediğimiz nişanlılıktaki önemli ve sürekli problemlerin evliliğe taşınacağının bilinmesidir. Yoksa &#8220;belki olur; deneyelim.&#8221; diye rastgele nişanlılık yapılması doğru olmaz.<br />
Genç kız ve erkek evlenmeden önce birbirlerinin kusurunu bilmelidir. Hiçbiri ötekinden eksiğini saklamamalıdır. Çünkü gizlenen kusur, açıklanmayan zaaf ilerde nasıl olsa ortaya çıkacaktır. Taraflardan biri ötekinin bu eksikliğine hoşgörü ile bakmayabilir. Kaldı ki böyle bir davranış sahtekarlıktan başka bir şey değildir. Belki kusur veya zaaf önemsenmez, ama sahtekarlık kolay kolay bağışlanmaz. Evlilik hayatında yapılan bir yanıltma tamir edilmesi çok güç, olumsuz sonuçlar doğurur.<br />
Bu yüzden flört dönemindeki kişiler birbiri hakkında yeterince bilgi edinemez. Sevgililer genellikle birbirlerinin zayıf noktaları veya kusurları hakkında çok şey öğrenemeyebilir. Bazı açık kusurların düzeleceğini sanırlar veya bunları görmezlikten gelebilirler.<br />
İster kız olsun, ister erkek herkes eş seçme konusunda yanılabilir. Yanılmayı önlemek için çiftler evlenmeden önce birbirlerini iyice araştırmalıdır. Böylece yanılma ihtimali düşecektir. Ancak şuna çok dikkat etmelidir: Birbirini seven kız ve erkek birbirini tanımaya, birbirini anlamaya çalıştıkları dönemde sevginin fiziksel yanından yararlanmaya kalkışmamalıdırlar. Eğer sevginin fiziksel yanından yararlanır ve daha sonra evlilik de gerçekleşmezse hoş olmayan durumlar ortaya çıkar.<br />
Didem böyle bir genç kızdı. &#8220;Aşkın gözü kördür, sonunu göremedim.&#8221; diyordu. Sevdiği gençle cinsellikte ileriye gitmiş, beraberlik hüsranla neticelenmişti. Aslında aşk olmayan bir duyguyu aşk sanmıştı. Bu duygu şehvet olabilir, bir anlık zayıflık, yalnızlık veya o an bir problemden çıkış yolu duygusu olabilirdi. Genç de ona iltifat edince aşık olduğunu sanmıştı. Şimdi ise vicdan azabı ve suçluluk duygusu ile acı doluydu. Halbuki ciddi olarak evlilik düşünen erkekler, evlenecekleri kadının daha çok tatlı, sadık, dürüst ve anlayışlı olmasını isterler. Didem cinselliğini kullanarak bir süre delikanlıyı elinde tutmuş, ancak evlilik konusu gündeme gelince genç ortadan kaybolmuştu.<br />
Didem ilişkiye girmeseydi bu birlikteliği bitirmesi kolay olurdu. Çünkü kadınlar cinselliği yaşadığı erkeğe daha derin duygusal bağlarla bağlanırlar.<br />
Gençlere tavsiyem şudur: Sakın birbirinizi tanımaya çalıştığınız sıralarda fiziksel olarak mesafeyi bozmayın. Sağlam bir irade ile duygularınıza gem vurun. Mantığınızı ön planda tutun.<br />
Nişanlılığın Süresi<br />
Nişanlılık devresinin uzun veya kısa sürmesi konusunda netbirşey söylemek zordur. Bu müddet daha çok evvelce cereyan eden hadiselere ve nişanlıların durumuna bağlıdır. Yalnız nişanlılık, tarafların birbirlerini iyi anlamaları ve uyuşmanın mümkün olup olmayacağına karar vermeleri için, yeterli derecede uzun olmalıdır. Sözlülük devresi varsa bu dönem kısa sürebilir. Cinsel hayat bakımından, nişanlılık uygun bir devre sayılamaz. Çünkü bu devre cinsel arzuyu kamçılar. Şiddetlenen bu hissin tamamen yatıştırılmasına henüz imkân yoktur. Bu hal çok defa sıkıcı olur. Hatta bazen sıhhati bile bozar. Nişanlılık süresine taraflar karar vermelidir.<br />
Nişanlıların Cinselliğe Bakışı Nasıl Olmalı?<br />
1.  Cinsel arzu fıtrı ve tabi&#8217;i bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç insanın gıdaya, nefes almaya olan ihtiyacı gibidir. Gerçekten bu arzu iyi kullanıldığında ve hayatın diğer sahaları ile güzel bir şekilde sen-tezlendiğinde şahsın cemiyete faydalı olması hususuna çok yardım eder.<br />
2.  Cinsel arzu yalnız neslin devamına hizmet etmez, aynı zamanda insanları birbirine bağlamaya ve aralarında sevgi oluşturmaya da yardım eder. Cinsel ilişki, her şeyden önce sevginin yüksek bir ifadesidir.<br />
3.  Cinsel ilişki, şayet evlilikte normal hudutlar dahilinde yapılırsa, vücudun fikri ve fizik sağlığını artırır, heyecanları tanzim eder. Sevgiyi canlandırır, destekler ve geliştirir.<br />
4.  İnsan vücudu bir bütündür. Bunun bir kısmını adl, ayıp telakki etmek anormal ve haksız bir görüştür. Birleşme öncesi sevişmede vücudun hiçbir sahası sevilmekten hariç tutulmamalıdır.<br />
5.  Cinsel ihtiyaç ve onun belirtilerini yalnız normal bir hadise gibi kabul etmemeli, aynı zamanda evlilikteki arkadaşlık sevgisini devam ettiren tabil bir mesned olarak kabul etmeli ve memnuniyetle karşılamalıdır. Birleşmede iki tarafın cinsel kudretinin tam tatmin olması, cinsel sevginin gelişmesi için zaruridir.<br />
6.  Sevişen evliler için cinsel arzuyu gereksiz yere kısmaya hacet yoktur. Aşırı sun&#8217;i uyarılar olmaksızın kendiliğinden meydana çıkan karşılıklı arzuya göre hareket etmek, rehber olmalıdır. Hayatın her sahasında ölçülü hareket etmek icap eder. Cinsel ilişki bundan istisna edilemez.</p>
<p>Kaynak: http://www.kesfetkendini.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/nisanlanmanin-amaci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
