<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebek Rehberi ve Aile Rehberiniz &#187; Sağlık Önerileri</title>
	<atom:link href="http://www.okuloncesi.info/category/cocukluk/saglik-onerileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuloncesi.info</link>
	<description>ay ay gebelik, hafta hafta hamilelik</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 15:09:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kansızlık (Anemi)</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:39:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[kansızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=796</guid>
		<description><![CDATA[Kan ve kansızlık hakkında bilinmesi gereken çok şey var]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-797" href="http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/200909232443_anemi1/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-797" style="margin: 4px;" title="200909232443_anemi1" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/200909232443_anemi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Kanın yaşayabilmemiz için vazgeçilmez bir sıvı olduğu herkesçe bilinmesine karşın kanın görevleri konusunda pekçoğumuzun bilgisi yeterli değildir.Bu nedenle &#8216;kansızlık&#8217; konusuna girmeden önce &#8216;kan&#8217; hakkında temel bazı bilgileri aktarmayı uygun görüyoruz.</p>
<p>   Kan her solukta akciğerlerimize gelen oksijeni, metabolizma için gerekli tüm besin maddelerini, hormonları dokularımıza taşıyan,buna karşın dokularda oluşan karbondioksiti atılmak üzere akciğerlere ve diğer artık maddeleri de bertaraf edilebilmeleri için böbreklere taşıyan bir sıvıdır.</p>
<p>   Bir erişkinin vücudunda yaklaşık 5 litre kan dolaşır.Kanı sıvı kısım ve hücreler olmak üzere iki ayrı kısımda incelemek doğru olacaktır.Kanın sıvı kısmı &#8216;plazma&#8217; olarak adlandırılır.Plazmada serbest halde ya da taşıyıcı bazı maddelere bağlı olmak üzere temel besin maddeleri tuzlar,mineraller,hormonlar taşınır.Kan hücreleri üstlendikleri ise farklı görevlere göre farklı yapısal özelliklere sahip olan üç tiptir.Tüm kan hücreleri kemik iliğinde tek bir tip &#8216;kök hücre&#8217; den farklılaşır.</p>
<p><img src="http://www.bebekbeklerken.com/digerimages/2122006113414AM.jpg" border="0" alt="" hspace="0" align="baseline" /><br />
     </p>
<p>     <strong><span style="color: #cc0000;">1)</span><span style="color: #cc0000;">Alyuvarlar</span><span style="color: #cc0000;">(Eritrositler,kımızı kan hücreleri ,RBC)</span></strong>  Kanda sayıca en fazla bulunan hücrelerdir.Temel görevleri oksijen taşımaktır.Çekirdekleri bulunmayak küçük hücrelerdir.İçeriklerinin büyük kısmını kana kırmızı rengini veren <strong>&#8216;Hemoglobin&#8217;</strong> molekülü oluşturur.Hemoglobin  <strong>&#8216;Hem&#8217;</strong> adı verilen ve içeriğinde demir bulunan özel bir molekülle bir protein olan&#8217;<strong>globin</strong>&#8216;in birleşmesiyle meydana gelir.Bu molekül kimyasal olarak oksijene bağlanma eğilimindedir.Alyuvarlar akciğerler içindeki kılcal damarlardan geçerken akciğer içindeki oksijeni bağlar ve taşıdığı karbondioksiti serbest bırakır.Karbondioksit te her soluğumuzda akciğerlerimizden dışarı atılır.Bu olayın tersi dokularda yaşanır.Tüm dokulardaki kılcal damarlarda hemoglobin molekülü taşıdığı oksijeni serbest bırakır.Bu oksijen dokulara geçer ve hayati metabolizma faaliyetlerinde kullanılır.Atık madde olarak oluşan karbondioksit te alyuvar içindeki hemoglobine bağlanır ve toplardamarlardan akciğerlere doğru yola çıkar .<br />
      <span style="color: #cc0000;"><strong>2)Akyuvarlar(Lökositler,beyaz kan hücreleri,WBC)</strong></span> Akyuvarlar vücudun savunma hücreleridir .Sayıları alyuvarlara göre çok çok azdır.Vücutta herhangi bir enfeksiyon ya da tehdit karşısında sayıları artar.Farklı görevlere sahip akyuvar tipleri vardır<br />
           <strong> &#8211; Parçalı akyuvarlar &#8212; Nötrofiller<br />
                                                   &#8212; Eozinofiller<br />
                                                   &#8211; Bazofiller<br />
               &#8211; Monositler<br />
               - Lenfositler<br />
</strong>      <span style="color: #cc0000;"><strong>3)Trombositler(Platellets ,PLT</strong>)</span>Kanın pıhtılaşmasında görev alan çok ufak hücrelerdir.Sayıca belirli sınırın altına düştüklerinde tehlikeli kanamalar görülebilir.</p>
<p>   Bu hücre gruplarının herbirine ait pekçok problem birbirinden farklı pekçok hastalığa neden olur.Ancak &#8216;kan&#8217; tüm bu hücre çeşitlerini içerse de  <strong>kansızlık (anemi)</strong> terimi alyuvarların, ya da oksijeni taşıyan <strong>hemoglobin molekülünün eksikliği</strong> için kullanılır.Anemi pekçok nedenden kaynaklanabilse de özellikle kadınlarda en sık görülen tipi <strong><span style="color: #cc0000;">&#8216;demir eksikliği anemisi&#8217;</span></strong> dir.Demir eksikliğinin en önemi iki nedeni de diyetle yetersiz demir alınması ya da kan kaybıdır.Kadınlar için artmış adet kanamaları ve doğumlar  en sık görülen kan kaybı nedenlerindendir.Gebelikler demir eksikliğinin belirgin şekilde ortaya çıktığı durumlardır.Bunun nedeni bebeğin bütün hemoglobini anneden gelen demir kullanılarak sentez edilmesi ve aynı zamanda gebelik sırasında annenin kan hacmi de ortalama 1.5 katına çıkmasıdır.Normalde vücudun günlük demir gereksinimi 1-2 gr kadarken gebeliğin sonlarına doğru 6-7 gr a kadar yükselir.Gebelik öncesinde demir eksikliği anemisi varsa bunu gebelik sırasında düzeltebilmek çok ta kolay değildir çünkü ağızdan alınan demirin barsaklardan emilmesi ve kullanabilme oranı oldukça düşüktür.Sindirim sisteminde demirin oldukça az bölümü emilerek kana karışır.</p>
<p>   Tam kan sayımında kanımızdaki tüm hücrelerin sayısı ve bazı özelliklerine ait veriler elde ederiz.Çoğu kısaltmalarla ifade edilen bu verilerden bazılarının anlamlarını açıklamak uygun olacaktır.<br />
      <strong>Hgb</strong>: Hemoglobin düzeyi<br />
      <strong>Htc</strong>: (Hematokrit) % olarak verilen bu değer kanın hücre kısmının oranını gösterir.Demir eksikliği anemisinde düşük bulunur.<br />
     <strong> RBC</strong>: Alyuvar sayısı<br />
     <strong> WBC</strong>: Akyuvar sayısı<br />
      <strong>MCV</strong>: (Ortalama alyuvar hacmi) Alyuvarların ortalama büyüklüğünü gösterir.Demir eksikliği anemisinde alyuvarlar normalden küçük olduğundan bu değer de düşük bulunur.<br />
      <strong>MCH</strong>: Alyuvarlardaki hemoglobin düzeyini gösterir.Demir eksikliğinde düşük bulunur<br />
      <strong>MCHC</strong>:Alyuvardaki hemoglobin konsantrasyonunu gösterir MCH ile paralellik gösterir</p>
<p>      Demir eksikliği anemisinde kanın daha sulu olduğu söylenebilir.Yani hücrelerin plazmaya oranı düşüktür ve oksijen taşıma kapasitesi  azalmıştır.<strong>Dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması zorlaştırır</strong>.Anemiye bağlı şikayetlerin nedeni de budur.Bu şikayetler arasında çabuk yorulma, halsizlik, baş dönmesi ilk belirtilerdendir. Özellikle ağız, göz mukozası renginde solukluk farkedilir. Eforla nefes darlığı, çarpıntı,iştahsızlık diğer bulgulardır.   Bunun yanında anemisi olanların bazı hastalıklara daha kolay yakalandıkları da bilinmektedir.</p>
<p>   Hamilelik sırasında bebeğin demir ihtiyacının anneden karşılandığını belirtmiştik. Demir eksikliği bebeği öncelikle etkilemese de çok ağır durumlarda  bebeğin büyüme ve gelişmesi de olumsuz etkilenecektir. Çoğul gebeliklerde demir eksikliği daha sık görüldüğünden özellikle dikkat edilmelidir.Gebelik öncesi anemi yoksa ve çok dikkatli besleniliyorsa demir desteği gerekmeyebilir ancak bu oldukça nadir görülür.Bugün hemen tüm dünyada gebelikte demir desteği verilmektedir.Tam kan sayımında demir eksikliği ile uyumlu bulgular saptandığında <strong>&#8216;serum demir düzeyi&#8217; ve &#8216;demir bağlama kapasitesi (DBK veya TIBC)&#8217;</strong> de kontrol edilmelidir.Eğer demir düzeyi düşük demir bağlama kapasitesi de yüksek bulunursa demir eksikliği tanısı kesinleşir.Tedavide aneminin derecesine göre davranılır.Öncelikle ağızdan alınan demir ilaçşarı tercih edilir ancak ağır anemi durumlarında  enjeksiyonlar gerekebilir.</p>
<p>   Herhangi bir yoldan demir desteğine karşın anemi devam ediyorsa demir düzeyi ve demir bağlama kapasitesi tekrar kontrol edilir.Eğer bu değerler normal olmasına karşın Hemoglobin düzeyi ve alyuvar sayısı yükseltilemiyorsa ülkemizde hiç te nadir olmayan<strong> &#8216;Akdeniz anemisi taşıyıcılığı&#8217;</strong> düşünülmelidir.Bu durum ancak <strong>&#8216;Hemoglobin elektroforezi&#8217;</strong> adı verilen bir tetkikle teşhis edilebilir. Bu durumda fazla demir desteğinin yarardan çok zararı vardır.</p>
<p>   Gebelikte karşımıza çıkan anemilerin %90&#8242;ı demir eksikliğine bağlıdır. Bunun dışında folik, B12 eksikliğinde, nadiren çinko gibi eser elementlerin eksikliğinde de anemi görülebilir.</p>
<p><strong>Beslenme Önerileri:</strong><br />
   · Tüm besin gruplarının diyetinizde yer alması gerekir<br />
   · Aç karnına demir ilacı alınması, bazı mide-barsak yakınmalarına neden olabilir. Kabızlık, dışkı renginin koyulaşması söz konusu olabilir. İlacı kesmeden önce doktorunuza bu yakınmalarınızı iletmeniz önemlidir. Size uygun olan bir başka ilaç ile bu şikayetler ortaya çıkmadan tedaviye devam etmek mümkündür.<br />
   · Gebelik boyunca günlük ortalama demir ihtiyacınız 4 mg.&#8217;dır. Ağızdan alınan tüm demir kana geçmez, büyük bir kısmı dışkı ile atılır. Bu nedenle ağızdan alınması gereken elementer demir miktarı 60 mg.&#8217;dır.<br />
   · Eğer vejeteryansanız, bu durumu doktorunuza iletmeniz ve birlikte buna uygun bir diyet programı uygulamanız anemiden korunmak için gereklidir.<br />
   · Demir emilimi  süt ve çay gibi gıdalarla birlikte alındığında azalır. İdeal olarak sabah hafif bir kahvaltıdan 1 saat sonra alınmalıdır.<br />
  <a href="http://www.bebekbeklerken.com/detay.asp?id=53">http://www.bebekbeklerken.com/detay.asp?id=53</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/kansizlik-anemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda görülen 5 ve 6. hastalığın belirtileri nelerdir?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 15:23:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=790</guid>
		<description><![CDATA['Çocukluk çağında sık görülen enfeksiyonların başında viral döküntülü hastalıklar gelir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-792" href="http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/cocuk-2/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-792" style="margin: 4px;" title="cocuk" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/cocuk1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Kızamık, suçiçeği, kızamıkçık gibi bir kısmı iyi bilinen ve aşıları olan hastalıklardır. Streptokokların neden olduğu kızıl ise bakteriyel bir hastalıktır. Ayrıca çok sayıda hafif seyirli viral döküntülü hastalıklar vardır ki bunların ismi pek bilinmez, diğer hastalıklarla karıştırılırlar. Çok hafif seyirli ve sonucu iyi olan bu hastalıkların aşıları da yoktur. Bunlardan ikisi eritema infeksiyozum ve roseola infantumtur.</p>
<p>Eritema infeksiyozum (5. Hastalık): Genellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülen bir hastalıktır. Kuluçka süresi ortalama 7-10 olup belirtisiz seyri fazla olan bir hastalıktır. Temastan yaklaşık bir hafta sonra hafif klinik öncesi bulgular ortaya çıkar. Bunlar baş ağrısı, ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kaşıntı, karın ağrısı, eklem ağrısı gibi yakınmalardır. Eklem ağrısı genellikle yetişkin kadınlarda yüzde 50 oranında ve parmaklarda görülür. Yaklaşık 7 günlük bir bulgusuz dönemden sonra tipik ve 3 aşamalı bir döküntü ortaya çıkar. Ev içi temaslarda bulaşma riski yüzde 30-50&#8242;dir. Bulaşma genellikle solunum yolu salgılarıyladır. Hastalığın özgül tedavisi yoktur. Bulgulara yönelik tedavi uygulanabilir. Çoğunlukla döküntü çıktığında bulaştırıcılık da zaten kaybolmuştur. Roseola infantum (6. Hastalık): Dört yaşına kadar hemen hemen çocukların tamamının geçirdiği ve ömür boyu bağışıklık bırakan döküntülü bir hastalıktır. Yaklaşık 3 gün süren yüksek ateşin arkasında ortaya çıkan pembe makülopopüler döküntü ile karakterize bir çocukluk çağı hastalığıdır. İyi huylu olup en sık 9-21 aylık çocuklarda ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Gövdeden başlayan döküntü boyun, kol ve bacaklara yayılır. Üzerine basmakla kaybolur, kaşıntılı değildir. 2 gün içinde iz bırakmadan kaybolur. Çocukta öksürük ve huzursuzluk görülür. Kuluçka süresi ortalama 9 gün gündür. * TDV Özel 29 Mayıs Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı</p>
<p><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=959820&amp;title=cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir">http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=959820&amp;title=cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir</a><a rel="attachment wp-att-791" href="http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/cocuk/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-791" title="cocuk" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/cocuk-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-gorulen-5-ve-6-hastaligin-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zekayı Geliştirmek İçin Ne Yemeli?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=779</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, bazı gıdaların beyini beslediği düşüncesinde. Zekayı geliştirmek için düzenli olarak ceviz ve semizotu tüketmek gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-780" href="http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/17-01-2010-23-22-46-28901200/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-780" style="margin: 4px;" title="17-01-2010-23-22-46-28901200" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/17-01-2010-23-22-46-28901200-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Beslenme şekli, vücut sağlığı için önemli.</p>
<p>Bazı gıdalar vücut kadar, ruh ve beyin sağlığı için de büyük önem taşıyor.</p>
<p>Bu noktada karbonhidratlı yiyecekler ilk sırada yer alıyor.</p>
<p>Hangi besin neye iyi geliyor, işte cevabı&#8230;</p>
<p><strong>Stresle Mücadele İçin</strong><br />
Beslenme Uzmanı Sinem Paker, &#8220;Günümüzde stresle baş etmek için, B5 vitaminli besinlerden fazla miktarda almamız lazım. Bunlar özellikle hayvansal kaynaklı besinler, kuru baklagiller. Yani kurufasulye, nohut, mercimek ve fındıkta bol miktarda bulunmaktadır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Unutkanlığı Önlemek İçin</strong></p>
<p>Unutkanlığı önlemek için de besinlerin önemine dikkat çeken Paker, şöyle konuştu:<br />
&#8220;Özellikle kepekli pirinçte bol miktarda B vitamini olduğu için unutkanlığa çok iyi geliyor. Kepekli makarna, kepekli ekmekler, buğday ekmeği, çavdar ekmekleri, kuru baklagiller ve fındığı unutkanlığın ilaçlarından sayabiliriz.&#8221;</p>
<p><strong>Zeka Gelişimi İçin</strong><br />
Zeka gelişimi anne karnında başladığı için, hamilelikteki beslenme şekli büyük önem taşıyor.</p>
<p>Sinem Paker, &#8220;Özellikle anne karnındayken ilk 3 ayda omega3 besin içeriklerinden fazla miktarda tüketmemiz gerekiyor. Özellikle ceviz, semizotu, balık ve balık yağlarında bol miktarda bulunmaktadır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=092fa8ab-0dce-4249-bf28-93da8ab984bc">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=092fa8ab-0dce-4249-bf28-93da8ab984bc</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/zekayi-gelistirmek-icin-ne-yemeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öksürüğü Hafife Almayın</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/oksurugu-hafife-almayin/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/oksurugu-hafife-almayin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 20:50:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korunma Yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=743</guid>
		<description><![CDATA[Balgamlı, peşpeşe gelen, kimi zaman kusturan ya da uyurken yaşanan öksürüklere dikkat, çünkü astım veya akciğer hastalıklarından kaynaklanabilir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-744" href="http://www.okuloncesi.info/oksurugu-hafife-almayin/58191c2a-0301-48f4-8333-42ec016f018c-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-744" style="margin: 4px;" title="58191c2a-0301-48f4-8333-42ec016f018c-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/58191c2a-0301-48f4-8333-42ec016f018c-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Nezle, grip ya da soğuk algınlığı sonrasında 7-10 gün içinde geçmeyen, balgamlı, kriz tarzında peş peşe gelen, kimi zaman kusmaya neden öksürüğün, astım ya da akciğer hastalıkları gibi alt solunum yolu hastalıklarından kaynaklanabileceği belirtildi.</p>
<p>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Alerji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İpek Türktaş, öksürüğün üst solunum yolu hastalıklarının dışında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen akciğer hastalıklarının belirtisi olabileceğini söyledi.</p>
<p>Öksürüğün, yaşamın her döneminde bazı hastalıkların tanımlanması açısından önemli olduğunu vurgulayan Türktaş, 7 yaşından küçük çocuklarda görülen öksürüğün genellikle nezle, grip ve soğuk algınlığı ile kendini gösteren üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ortaya çıktığını anlattı.</p>
<p>Bu hastalıkların, doğumdan itibaren görülebildiğini, özellikle kreş döneminde artış gösterdiğini dile getiren Türktaş, üst solunum yolu hastalıklarının hiçbir şekilde üşütme, cereyanda kalma, terin sırtta kuruması gibi gerekçelerle ortaya çıkmadığını, virüs kaynaklı olduğunu ve bunun da insandan insana bulaşma şeklinde yayıldığını bildirdi.</p>
<p>Türktaş, küçük çocukların yılda 7-8 kez bu tür enfeksiyon hastalıklarına yakalanmalarının doğal olduğuna işaret ederek, ’’Eylül’den Mayıs ayına kadar ortalama ayda bir kere, bazen ayda iki kere nezle, soğuk algınlığı ya da grip geçirilmesi çok normaldir’’ dedi. Buna karşın, çocuğun enfeksiyonu hangi şiddette ve ne sürede geçirdiğinin önemli olduğuna işaret eden Türktaş, ’’Enfeksiyonla birlikte ortaya çıktığı düşünülen öksürük, çok hafif şiddette olmalı ve en geç 1 hafta içinde bitmeli’’ uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Öksürüğün Kaynağı Belirlenmeli</strong><br />
Öksürüğün kaynağına dikkat edilmesi ve bunun saptanması gerektiğini dile getiren Türktaş, şunları kaydetti:</p>
<p>’’Gribal enfeksiyon sırasında ya da geçmeye yakınken başlayan ve bir hafta içinde geçmeyen, yaklaşık 2 hafta-2 ay devam edebilen, balgamlı, kriz tarzında peş peşe gelen, kimi zaman kusmaya neden olan öksürük, astımlı çocuklarda tanı koydurmaktadır.</p>
<p>Küçük çocuklar balgamı kusarak, daha büyükler ise yutarak vücuttan atar. Ancak balgam yapımını durduran ilaçlar kullanılmazsa bu durum devam edip gider. Öksürüğün, özellikle efor ve hızlı hareket etmeyle, terlemeyle, ağlamayla gece uykuda ortaya çıkması gibi belirtiler, öksürüğün alt solunum kaynaklı olduğunu düşündürür. Bu bulgular üst solunum yolu enfeksiyonları ve sinüzitte hiçbir zaman olmaz.’’</p>
<p>Prof. Dr. Türktaş, bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden uzman doktorlara başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=f47952ae-9317-43eb-bc44-a161e9aee6be">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=f47952ae-9317-43eb-bc44-a161e9aee6be</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/oksurugu-hafife-almayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suya Sabuna Dokunun!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/suya-sabuna-dokunun/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/suya-sabuna-dokunun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 20:43:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik ve Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Korunma Yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı "Suya sabuna dokunun, hastalıklardan korunun" sloganıyla yeni bir kampanya başlattı.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-717" href="http://www.okuloncesi.info/suya-sabuna-dokunun/68d688fb-346f-41cf-92ba-b2a01c88ed2f-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-717" style="margin: 4px;" title="68d688fb-346f-41cf-92ba-b2a01c88ed2f-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/68d688fb-346f-41cf-92ba-b2a01c88ed2f-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Hijyen konusunda bilinç düzeyini artırmayı hedefleyen kampanyanın ilk aşaması, 3 ay sürecek.</p>
<p>İlk etapta öğrenciler ve toplu yaşama alanları kampanyaya dahil edildi.</p>
<p>Hastalanmamak için en önemli şart, su ve sabunla elleri yıkamak.</p>
<p>Sağlık Bakanı Recep Akdağ kampanyayı başlatırken yaptığı konuşmada, Türkiye’nin gelişmiş bir ülke olduğunu, kentten kırsala evlerin yüzde 99’una su ulaştırıldığını anlattı ve temizlik için bir bahane kalmadığını söyledi.</p>
<p>Sabunun sıvı ya da katı olmasının hiç bir önemi olmadığını kaydeden Akdağ şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Hangisini gönlünüz daha çok çekiyorsa onu kullanın, hangisi kolayınıza gidiyorsa onu daha çok kullanın. Ama lütfen suyu ve sabunu daha fazla kullanın. Sabah evden çıkarken elinizi yıkayın, tuvalete girip çıktıktan sonra mutlaka elinizi daha iyi yıkayın. akşam evinize döndüğünüzde elinizi iyi yıkayın, çocuklarınızın ellerini yıkamalarını sağlayın.&#8221;</p>
<p><strong>İlaç Takip Sistemi</strong></p>
<p>Sağlık Bakanı Recep Akdağ gazetecilerin sorularını cevaplandırırken de, ilaç takip sisteminde yer yer görülen sıkıntıların, bazı eczanelerin program ve kare barkod okuyucu bulundurmamasından kaynaklandığını, kısa bir zaman içinde bu sıkıntıların aşılacağını belirtti.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=a886305f-602e-4ed3-a5b0-642f43330f22">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=a886305f-602e-4ed3-a5b0-642f43330f22</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/suya-sabuna-dokunun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hazır Gıda&#8221; Tüketirken Dikkat!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/hazir-gida-tuketirken-dikkat/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/hazir-gida-tuketirken-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 12:51:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[hazır gıda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=697</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor; "Hazır yemekleri kızartmak yerine fırınlayarak tüketin... Nadiren tüketin ve çocuklara yedirmeyin."
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-698" href="http://www.okuloncesi.info/hazir-gida-tuketirken-dikkat/images24/"><img class="alignleft size-full wp-image-698" style="margin: 4px;" title="images24" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/images24.jpg" alt="" width="120" height="66" /></a>Tüketim alışkanlıkları değişiyor, sofralarda geleneksel yemeklerin yerini hazır gıdalar alıyor.</p>
<p>&#8220;Özellikle hazır yemekleri kızartmak yerine fırınlayarak tüketin&#8221; diyen uzmanlar uyarıyor: &#8220;Bu tür gıdaları sadece çok acil durumlarda tercih edin ve çocuklara yedirmeyin.&#8221;</p>
<p>Hazır çorbalar, yenmeye hazır et ürünleri ve hamur işleri&#8230;</p>
<p>Ekonomik olması ve zahmetsiz hazırlanması sebebiyle hazır gıdalar sofraların yeni baştacı&#8230;</p>
<p>Uzmanlar, hazır gıdaların çok sık tüketilmesini doğru bulmuyor.</p>
<p>Beslenme Uzmanı Beste Günday, &#8220;Hergün bir hazır gıda tüketimi tabii ki vücutta bir birikime götürür bu katkı maddelerini. Nadiren kullandıklarımız çok da büyük tehlike arz etmemektedir. Hazır gıdaları çok nadiren, çok acil durumlarda tüketmek en sağlıklısı olacaktır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Tüketilen hazır gıdanın nasıl pişirildiği de önemli&#8230;</p>
<p>Bir firma yetkilisi bu konuda şu bilgileri veriyor:<br />
&#8220;Kızartılmış tüm ürünler, bir ön kızartma işleminden geçiyor. Dolayısıyla bunları tekrar kızartarak pişirmeyi çok tavsiye etmiyoruz. Onları fırınlayarak nihai tüketimini yapın diyoruz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Hazır gıdaları çoçuklara yedirmeyin&#8221; diyen uzmanlar, doğal ürünlerin tüketilmesini öneriyor:<br />
&#8220;Mevsiminde olan yiyeceklere yönelmek en doğrusu. Eğer mevsiminde olmayan bir yiyeceği tüketmek istiyorsak, sebze ve meyveler için geçerli olmak üzere, dondurulmuş ürünler en sağlıklı hazırlama yöntemidir.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=85e84b54-014b-4332-97ba-5337ce86bd50">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=85e84b54-014b-4332-97ba-5337ce86bd50</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/hazir-gida-tuketirken-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık Sisteminin Ödenek Ayırmasıyla Tüp Bebek için Hizmet Alan Sayısı Arttı</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebek-icin-hizmet-alan-sayisi-artti/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebek-icin-hizmet-alan-sayisi-artti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 20:17:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kaliteli Bir Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yozgat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=681</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Sisteminin Ödenek Ayırmasıyla Beraber Tüp Bebek Yöntemiyle Hizmet Alan Hasta Sayısının Arttığı Belirtildi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><a rel="attachment wp-att-682" href="http://www.okuloncesi.info/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebek-icin-hizmet-alan-sayisi-artti/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebe-1931326_o/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-682" style="margin: 4px;" title="saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebe-1931326_o" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebe-1931326_o-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a title="Yozgat Haberleri" onclick="javascript: pageTracker._trackEvent('HABERDETAY', 'Clicks', 'Haber_Metni_Terim_Linkleri');" href="http://www.haberler.com/yozgat/">Yozgat</a> Belediyesi Ankara Centrum Klinik Tüp Bebek Merkezi tarafından<a title="Yozgat Haberleri" onclick="javascript: pageTracker._trackEvent('HABERDETAY', 'Clicks', 'Haber_Metni_Terim_Linkleri');" href="http://www.haberler.com/yozgat/"><span style="text-decoration: underline;">Yozgat</span></a>&#8216;ta, çocuk sahibi olamayanlara, tüp bebek yöntemi ve rahim ağzı kanseri konularında bilgilendirme toplantısı düzenledi.</span></p>
<p>Belediye Kent Park&#8217;ta düzenlenen toplantıya yaklaşık 50 çift katılırken, toplantıda Ankara Centrum Klinik Tüp Bebek Merkezi&#8217;nde görevli Uz. Dr. Mehmet Öztürkmen tarafından katılımcılara slayt gösterileriyle tüp bebek yöntemi ve rahim ağzı kanseri konularında detaylı bilgi verildi.</p>
<p>Ankara Centrum Kilinikte görevli Uz. Dr. Mehmet Öztürkmen, Belediyenin düzenlediği toplantı çerçevesinde <a title="Yozgat Haberleri" onclick="javascript: pageTracker._trackEvent('HABERDETAY', 'Clicks', 'Haber_Metni_Terim_Linkleri');" href="http://www.haberler.com/yozgat/"><span style="text-decoration: underline;">Yozgat</span></a>&#8216;a geldiklerini belirterek, &#8220;Bizim temel amacımız iki konu üzerinde aydınlatıcı bilgi vermek. Birincisi çocuk sahibi olamayan çiftlere dönük olarak bu konudaki uygulamalar, son yenilikler hakkında bilgi vermek istiyoruz. Diğer bir konuda rahim ağzı kanseri ve koruyucu tedbirler hakkında bilgi vermek.&#8221; dedi.</p>
<p>Tüp Bebek yönteminin Türkiye&#8217;de gelişmiş ülkelere göre çok geride olduğunu ifade eden Dr. Öztürkmen, &#8220;İsrail&#8217;de çocuk sahibi olamayan çiftlerin yüzde 100&#8242;ü bu hizmeti alabiliyorlar. Batlık ülkelerinde ise bu oran yüzde 70&#8242;lerde bizim ülkemizin bulunduğu kuşakta ise maalesef bu oran yüzde 15-20&#8242;lerdedir. Bunun üzerinde ekonomik etkenlerde etkilidir. Birde insanlara bu konuda yapılması gerekenlerin anlatılması gerekiyor. Genelde hastalar çok uzun süre oyalanmakta ve zaman kaybettiğini görüyoruz. Bu konuda hanımların yaşı çok önemlidir. Hanımların yaşının çok ilerlediğini ve daha sonraları hizmet almak için müracaatlarda bulunduğunu görüyoruz. Sağlık sisteminin bu konuda ödenek ayırmasıyla beraber, hizmet alan hasta sayısı oldukça artmıştır.&#8221; dedi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın tek embriyo uygulamasının başarıyı düşüreceğini ifade eden Dr. Öztürkmen, &#8220;Çoğul gebeliklerin ortaya koyduğu maddi kayıpları ve bir takım tıbbi sakıncaları önlemek için alınan bir tedbirdir. Ancak gebelik miktarları bir miktar düşecektir. Maliyetler artacak, bir hastanın gebelik elde etmek için bir yerine belki 3 -4 defa tüp bebek uygulaması yapması gerekecek. Tabi kaliteli merkezler bunu, büyük oranda başaracaklar. Bunun için embriyo dondurma dediğimiz, bir tane embriyo koyduktan sonra kalanı dondurma yoluna gidecektir. İnşallah tek embriyo yöntemi hayırlı olur.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><a href="http://www.haberler.com/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebek-haberi/">http://www.haberler.com/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebek-haberi/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/saglik-sisteminin-odenek-ayirmasiyla-tup-bebek-icin-hizmet-alan-sayisi-artti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alerjik nezle can yakıyor</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 17:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=656</guid>
		<description><![CDATA[Bayındır Hastanesi Söğütözü Pediatri/Pediatrik Alerji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yaşar Anlar, Alerjik nezlenin, hapşırma, burunda tıkanıklık, kızarıklık, kaşıntı ve akıntı ile seyreden ve toplumda sık görülen bir hastalık olduğunu söyledi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-659" href="http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/17-3/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-659" style="margin: 4px;" title="17" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/172-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Alerjik nezlenin mevsimsel bir seyir izleyebildiğini ya da belirtilerin yıl boyunca hiç azalmadan devam edebileceğini ifade eden Dr.Anlar, alerjik nezlenin mevsimsel seyir izleyen tipinin daha sık olduğunu; “ilkbahar ve sonbaharda çeşitli polenlerin ortaya çıkması ile belirtilerde artış gözlenir. Yıl boyunca süren alerjik nezleye ise sebep olarak ev tozu gibi sürekli ortamda bulunabilen alerjenler gösterilmektedir” dedi.</p>
<p>Alerjik nezlenin tedavisi için temel amacın, alerjiye neden olan uyaranın ortamdan uzaklaştırılması olduğunu dile getiren Anlar, polenlerden korunmak için bahar aylarında pencerelerin kapalı tutulmasını istedi. Anlar, sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıya çıkılmayarak polenlerden kaçınmak gerektiğini söyledi. Anlar şöyle devam etti; “Tatil zamanlarını bahar aylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcil hayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özen göstermek gerekir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ile alerjik nezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak için düzenli olarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yatak takımları ile perdeleri sıcak suyla yıkamak yerinde olacaktır”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>ALLERJİK NEZLE TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN İLAÇLAR</strong><br />
<strong>Antihistaminikler </strong><br />
Sıkça başvurulan ilaçlardır. Histaminin etkisini bloke ederek alerjik nezle belirtilerini önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Fakat histamin salınımı allerjik nezleye yol açan mekanizmalardan sadece bir tanesidir. Antihistaminikler muhtemelen burun akıntısını iyileştirecektir ancak tıkanıklık konusunda fazla bir şey yapamayacaktır. Antihistaminikler yan etki olarak en sık sersemlik hissine yol açarlar.</span></p>
<p><strong>Dekonjestan </strong><br />
İlaçlar burundaki damarları daraltarak rahatlama sağlamayı hedefler. Çocuklarda allerjik nezlenin tedavisinde bu ilaçlar önerilmez. Bu ilaçlar bazı kişilerde sıkıntı hissi ve uykusuzluğa neden olabilir. Dekonjestan ilaçlar fazla kullanılırsa allerjik nezle belirtilerini daha da kötüleştirebilirler; Örneğin burun tıkanıklığı daha da artabilir.</p>
<p><strong>Buruna Uygulanan Anti-Enflamatuar İlaçlar</strong><br />
Bugün allerjik tedavi için etkin tedavi imkanı sunan ilaçlar olarak görülmektedir. Doğrudan buruna uygulanan Allerjik nezle belirtilerinin temelinde yatan ana neden burundaki enflamasyon olduğu için, doğrudan buruna sıkılan kortikosteroid ilaçlar burundaki kaşıntı, akıntı, tıkanıklık ve hapşırmanın gerilemesini sağlar. Ağızdan alınarak bütün vücuda dağılmış olan antihistaminik ve dekonjestan ilaçlardan farklı olarak sersemlik hissine yol açmaz. Tedavide ilacı sadece ihtiyaç duyulan bölgeye yani buruna uygulamak mümkün olur.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><a rel="attachment wp-att-657" href="http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/attachment/17/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-657" style="margin: 4px;" title="17" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/17-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/475814.asp#storyContinues">http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/475814.asp#storyContinues</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/alerjik-nezle-can-yakiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aylara Göre Besinler</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:44:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Ay Bebek Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[0-12 ay arasındaki bebeklere ay ay beslenme önerileri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a rel="attachment wp-att-650" href="http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/photo_04052009174853_426/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-650" style="margin: 4px;" title="photo_04052009174853_426" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_04052009174853_426-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>OCAK</strong><img src="ContentImage/photo_04052009174853_426.jpg" alt="" /><br />
Balık: Kefal, tekir, kırlangıç, strongilos, levrek, morina, yengeç, yılanbalığı, karides<br />
Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanasi, brokoli, havuç, pırasa, ıspanak, pazı, karaturp, kırmizı turp<br />
Meyve: Elma,nar, portakal, armut, ayva, greyfurt<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin:<br />
Sebze ve et suyu ile hazirlanmis çorbalari sofranizdan eksik etmeyin. Hareketsiz geçen soğuk kis günlerinde çorbalar bağırsak sistemini<br />
düzenler. Soguk havalarda vücuda direnç veren balik ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken besinlerden.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>ŞUBAT</strong><br />
Balık: Uskumru, istavrit, lüfer, palamut, tekir, kefal, kalkan, gümüş balığı, midye, istakoz, somon, dil balığı.<br />
Sebze: Brokoli, brüksel lahanasi, karnabahar, pazi, hindibağ, ıspanak, pırasa, pancar, defneyapragi, havuç, frenk soğanı, turp.<br />
Meyve: Elma, portakal, muz, armut, greyfurt, ayva.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanasi, karnabahar ve brokoli) sık sık yiyin. Bol betakaroten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>MART</strong><br />
Balık: Levrek, kalkan, kefal, tekir, midye.<br />
Sebze: Ispanak, havuç, pirasa,kirmizi turp, brokoli.<br />
Meyve: Elma, muz<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Mart, yaza hazirlik ayıdrr. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tam zamanıdır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçiş ayıdır. Bu nedenle hafif bir o kadar da direnç verici besinleri tüketmeye özen göstermek gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmeli.<br />
<strong>NİSAN</strong><br />
Balık: Kalkan, kılıç, kırlangiç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı, midye.<br />
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuskonmaz, taze kekik, bakla, marul.<br />
Meyve: Can erik<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı. Bu aylarda et olarak kuzu etini<br />
tercih edin. Sütlü hafif tatlılar pişirin. Sabah kahvaltısında ve geceleri yatmadan önce bir bardak süt için. Hafif ama sağlıklı beslenerek ve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.<br />
<strong>MAYIS</strong><br />
Balik: Barbunya, istakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya, karides.<br />
Sebze: Enginar, bakla, madimak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates, salatalık.<br />
Meyve: Çilek, yeşil erik, malta eriği, dut.<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Çilek kısa ömürlü bir meyve. İçeriğindeki zengin vitamin (özellikle C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, geçis mevsiminde ortaya çıkan yorgunluk belirtilerini giderir.<br />
<strong>HAZİRAN</strong><br />
Balik: Mercan, levrek, barbunya, tekir, pavurya, istakoz.<br />
Sebze: Taze patates, taze fasulye, bakla (ayın ortasına kadar), bezelye, kabak, sivribiber, domates, salatalık, kuzu ıspanak,<br />
semizotu, rezene, marul, asma yaprağı, taze soğan, taze sarımsak, dereotu, dolmalık biber, çalı fasulyesi.<br />
Meyve: Kiraz, yeşil erik, malta eriği, kayisi, şeftali, dut.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Kısa ömürlü dut ve kirazı bu ayda bol bol tüketin. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağı.<br />
<strong>TEMMUZ</strong><br />
Balık: Sardalya, barbunya, tekir, istakoz, böcek, pavurya.<br />
Sebze: Domates, salatalik, bezelye, dereotu, kum havucu, taze fasulye, kuzu ıspanak, kabak, patlican, semizotu, sivribiber, dolmalık biber, çalı fasulyesi, barbunya fasulyesi.<br />
Meyve: Kayısı, şeftali, kavun, sarı erik, karpuz, ahududu, vişne.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Semizotu, balıktan sonra en çok Omega-3 içeren sebze. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karşı ekili.<br />
<strong>AĞUSTOS</strong><br />
Balık: Çingene palamudu, mercan, kılıç, sardalye, izmarit, ıstakoz.<br />
Sebze: Domates, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, çarliston biber, sivribiber, taze fasulye, barbunya fasulyesi, kabak, mısır, kırmızı<br />
salçalık biber.<br />
Meyve: Kayısı, kavun, kırmızı erik, şeftali, vişne, böğürtlen, karpuz, incir, mürdüm eriği, üzüm.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanı. Meyveleri bol yiyin. Bunun<br />
yanısıra balık, zeytinyağli sebze, hafif soslu makarnaları günlük ögünlerinize paylaştırın.<br />
<strong>EYLÜL</strong><br />
Balık: Palamut, lüfer, kılıç, sardalye, kolyoz, kırlangıç.<br />
Sebze: Mantar, patlican, mısır, pazı, biberiye, barbunya fasulyesi, kabak, dolmalık biber, kırmızı salçalık biber.<br />
Meyve: Mürdüm eriği, fındık, kavun, karpuz, incir, üzüm.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir.<br />
Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm eriğini ve fındığı hergün belli bir miktar<br />
tüketmeye özen gösterin.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>EKİM</strong><br />
Balık: Pamatu, lüfer, istavrit, barbunya, kiliç, mercan, sardalye, torik.<br />
Sebze: Mantar, fındık, ceviz, ıspanak, yerelması, pırasa, lahana, kıvırcık salata, kırmız turp, karnabahar, havuç.<br />
Meyve: Armut, ceviz, üzüm, elma, greyfurt, mandalina, muz.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Ekim ayında Omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefis yemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı izgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>KASIM</strong><br />
Balık: Mezgit, ringa<br />
Sebze: Balkabağı, kabak, lahana, kereviz, pırasa, yeralması, havuç, ıspanak, karnabahar, pazı.<br />
Meyve: Ceviz, kestane, üzüm, elma,muz, mandalina, nar, armut, kivi, greyfurt, Trabzon hurmasi.<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol betakaroten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>ARALIK</strong><br />
Balık: Yengeç, pavurya, levrek.<br />
Sebze: Balkabağı, lahana, yerelması, pırasa, brüksel lahanası, karnabahar, ıspanak, kereviz, havuç, pazı, kara lahana.<br />
Meyve: Elma, mandalina, portakal, nar, armut, muz, kivi, kestane, greyfurt, ayva, Trabzon hurması.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin. Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yogurt, muz, elma ve kuruyemisleri bol tüketin.</p>
<p><a href="http://www.milupa.com.tr/Inside.aspx?CategoryID=80&amp;PageID=201">http://www.milupa.com.tr/Inside.aspx?CategoryID=80&amp;PageID=201</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirme Sorunları</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/emzirme-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/emzirme-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 14:26:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl emzirilir]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl emzirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Emzirme Pozisyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirme Sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Emzirme, tümüyle doğal bir olgu  olmasına rağmen, bir takım güçlükler içerir. Özellikle ilk birkaç hafta, hem siz, hem de bebeğiniz için yorucudur. Anne ile bebek arasında ideal bir emzirme ilişkisinin kurulması haftalar sürebilir.İlk yapılacak şey,  emzirmeyi gerçekten istemek ve sabırlı olmaktır. İşte size bir kaç ipucu: Bebeğinizi emzirmek için ideal duruş şeklinizi bulun, gevşeyin, bebeğiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-328" style="margin: 4px;" title="emzirme" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/emzirme.jpg" alt="emzirme" width="296" height="296" /></p>
<p>Emzirme, tümüyle doğal bir olgu  olmasına rağmen, bir takım güçlükler içerir.</p>
<p>Özellikle ilk birkaç hafta, hem siz, hem de bebeğiniz için yorucudur. Anne ile bebek arasında ideal bir emzirme ilişkisinin kurulması haftalar sürebilir.İlk yapılacak şey,  emzirmeyi gerçekten istemek ve sabırlı olmaktır. İşte size bir kaç ipucu:</p>
<ul>
<li><strong>Bebeğinizi emzirmek için ideal duruş şeklinizi bulun, gevşeyin, bebeğiniz emmeye başlarken derin nefes alıp verin..</strong></li>
<li><strong>Bebeğini uzun süre başarıyla emzirmiş annelerle, hatta kendi annenizle konuşun..</strong></li>
<li><strong>Bebek bakım deneyimi olan bakıcılarla, bebek hemşireleriyle, çocuk hekimleriyle görüşün, önerilerini alın..</strong></li>
</ul>
<p>Tüm bunlara karşın, başarılı bir emzirmenin olamamasının tedavi gerektiren kimi tıbbi nedenleri de vardır. Kabaca özetlersek bunlar;</p>
<ul>
<li>Göğüslerin aşırı dolması ve şişmesi</li>
<li>Meme başında ağrı</li>
<li>Meme başında yara</li>
<li>Meme iltihabı (mastit)</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">Doğru Emzirme Pozisyonları</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-329" title="bf-5" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bf-5.gif" alt="bf-5" width="202" height="125" /> <img class="alignleft size-full wp-image-330" title="bf-3" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bf-3.gif" alt="bf-3" width="202" height="216" /><img class="alignleft size-full wp-image-332" title="bf-4" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bf-4.gif" alt="bf-4" width="202" height="237" /><br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/emzirme-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
