<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebek Rehberi ve Aile Rehberiniz &#187; Bakım ve Eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.okuloncesi.info/category/bakim-ve-egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuloncesi.info</link>
	<description>ay ay gebelik, hafta hafta hamilelik</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 15:09:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kısırlık Bebeğe Geçer mi?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 20:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavisinde kullanılan mikroenjeksiyon yöntemi, kısırlığın bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Açıklama, yöntemin öncülüğünü yapan Profesörden. Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu. Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi. Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-757" href="http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60/"><img class="alignleft size-full wp-image-757" style="margin: 4px;" title="aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60.jpg" alt="" width="80" height="60" /></a>Tüp bebek tedavisinde kullanılan mikroenjeksiyon yöntemi, kısırlığın bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Açıklama, yöntemin öncülüğünü yapan Profesörden.<br />
Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu.</p>
<p>Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi.</p>
<p>Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor.</p>
<p>Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesinden Profesör Andre Van Steirteghem, yönteminin, kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açabileceğini açıkladı.</p>
<p>Peki bu ne anlama geliyor?</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;.. öÖellikle erkek bebeklerin cinsel sisteminde bulunabilen birtakım problemler geçiş gösterebiliyor. Örneğin bu erkek bebeklerin babaları gibi çocuk sahibi olmasında güçlük olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Uzmanlar, kromozom düzensizliklerinden meydana gelen ’Klinefelter Sendromu’nun da aynı özellikleriyle bebeğe geçmesinin mümkün olduğu görüşünde&#8230;</p>
<p>Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;Eğer siz bu embriyoları genetik bir taramadan geçirmezseniz böylece 47 xxy yani klinefelter sendromlu bebek karşınıza çıkar. Babada olan bu sorunun çocukta olması aileyi rahatsız eder mi, genelde etmediğini görüyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bu tür kalıtsal bozuklukları önceden bilmek, tedavinin şeklinin belirlenmesi açısından önemli.</p>
<p>Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin birtakım testlerden geçmesi gerektiği üzerinde duruyor.</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, şunları söyledi:<br />
&#8220;Sperm sayısı 5 milyon altında olan erkeklerin kromozom analizi yaptırmaları gerekir. Tekrarlanan tüp bebek başarasızlığı ve tekrarlanan düşüğü olan çiftlerin yine kromozom bozukluğu bakımından analiz edilmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz.&#8221;</p>
<p>http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=44fe0b08-cdca-4871-9908-9332d6497cd9</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler neden ağlar?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/bebekler-neden-aglar/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/bebekler-neden-aglar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 22:41:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler neden ağlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/bebekler-neden-aglar/</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Sorumlusu Uzm. Dr. Ercan Tutak, bebeklerin ağlamalarının hangi durumlarda normal karşılanması gerektiğini, hangi durumlarda bunun bir hastalık belirtisi olabileceği hakkında bilgi verdi. Altı henüz değiştirilmiş, karnı doyurulmuş ve pişiği olmayan bir bebek, ayaklarını karnına doğru çekip kızararak ağlıyorsa gaz sancısı var demektir. Gazını çok rahat çıkarabildiği halde gözlenebilen bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-679" style="margin: 4px;" title="aglayan_bebek" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/aglayan_bebek1-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" />Memorial Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Sorumlusu Uzm. Dr. Ercan Tutak, bebeklerin ağlamalarının hangi durumlarda normal karşılanması gerektiğini, hangi durumlarda bunun bir hastalık belirtisi olabileceği hakkında bilgi verdi.  Altı henüz değiştirilmiş, karnı doyurulmuş ve pişiği olmayan bir bebek, ayaklarını karnına doğru çekip kızararak ağlıyorsa gaz sancısı var demektir. Gazını çok rahat çıkarabildiği halde gözlenebilen bu sancının asıl nedeni bağırsakların anormal kasılmasıdır. Erişkinler nasıl, karnı ağrıdığında iki büklüm olarak karnını içe doğru çekip rahatlamaya çalışırsa, bebekler de ayaklarını karınlarına doğru çekip ağrı duyduklarını ağlayarak gösterirler.</p>
<p>Bebeğin hasta mı yoksa gaz sancısından mı ağladığı nasıl anlaşılır?</p>
<p>Bebeğin ağlama nedeni her zaman gaz sancısı nedeniyle olmayabilir. O halde bir bebeğin hasta mı, yoksa sadece gaz sancısından mı ağladığı ayrımı anne ve babalar tarafından yapılabilir? Eğer ağlamaya eşlik eden ateş, kusma, ishal, burun tıkanıklığı, öksürük, hırıltı, deride döküntü, emmeme, keyifsizlik halsizlik gibi bulgular varsa mutlaka doktora başvurmak gerekir. Aksi halde bu bir gaz sancısıdır.</p>
<p>Her beslenme ardından bir miktar çıkartma şeklinde kusma gözlenebilir ve bu durum tartı alımı iyi olan bir bebek için son derece normaldir. Özellikle ilk üç aylık dönemde anne sütü ile beslenen bebekler günde 8-10 defaya varan altın sarısı renginde, sulu ve kötü kokmayan kaka yaparlar, bu ishal tanımına girmez. Bu tanımın dışında yer alan kusma ve ishal hastalık belirtisi olabilir.</p>
<p>Ne kadar süren ağlama normal, ne kadarı anormaldir?</p>
<p>Gün içinde avutmakla dinmeyen 2 saatten uzun süren ağlama nöbeti ikiden fazla sayıda tekrarlıyorsa bu ağlamanın altında yatan nedenin gaz sancısı dışında olması muhtemeldir ve araştırılması gerekir. Bu duruma başta idrar yolu enfeksiyonları düşünülmelidir. Çünkü özelikle 0-3 ay arasında çok sık olarak gaz sancısı denerek geçiştirilir. Anne sütünün yetmemesi ve açlık ağlamaları da ayırt edilmesi gereken diğer durumlardır. Bunun ayırımı tartı yapılarak çok kolay sağlanabilir. Haftada 150 gr’dan fazla kilo alımı olan bir bebek, doyuyordur. Sürekli meme arama, ellerini emme çoğu annenin zannettiğinin aksine o bebeğin aç kaldığını göstermez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/bebekler-neden-aglar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlamanın da dili var!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/aglamanin-da-dili-var/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/aglamanin-da-dili-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 22:28:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler neden ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[gece ağlayan bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Bebekler ihtiyaçlarına veya sıkıntılarına göre ağlayarak annelerine mesaj veriyor. &#8216;Ağlamanın Dili&#8217; adlı incelemede, bebeklerde ağlama aşırı olmadığı sürece bebeğin özellikle akciğerleri için yararlı bulunuyor. Ancak ağlamanın aşırı olması halinde bebeğin kan basıncı artıyor ve kalp atışları hızlanıyor. Böylece bebeğin kanındaki oksijen azalıyor. Araştırmalar bebeklerin günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını ortaya koyuyor. Bebeklerin bu şifreli ağlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-675" style="margin: 4px;" title="aglayan_bebek" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/aglayan_bebek-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" />Bebekler ihtiyaçlarına veya sıkıntılarına göre ağlayarak annelerine mesaj veriyor.</p>
<p>&#8216;Ağlamanın Dili&#8217; adlı incelemede, bebeklerde ağlama aşırı olmadığı sürece bebeğin özellikle akciğerleri için yararlı bulunuyor. Ancak ağlamanın aşırı olması halinde bebeğin kan basıncı artıyor ve kalp atışları hızlanıyor. Böylece bebeğin kanındaki oksijen azalıyor. Araştırmalar bebeklerin günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını ortaya koyuyor.</p>
<p>Bebeklerin bu şifreli ağlama türlerinin bilinmesi anneliği de kolaylaştırıyor. Ağlama türleri şöyle sıralanıyor:</p>
<p>Acı çektiğinde: Keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama.</p>
<p>Acıktığında: Düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama. Bebekler parmaklarını emer, yanaklarına vurur, annesi tarafından kucağa alınıncaya kadar bu ağlamasını kesmez.</p>
<p>Yorulduğunda: Uykusu geldiği zaman yumuşak şekilde, tıpkı şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar.</p>
<p>Sıkıldığında: Yankı yapan bir ses tonu. Bu durumda ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez.</p>
<p>Rahatsız olduğunda: Huysuz ve aksi bir ses tonu. Bu ağlama türünde bebeğin altını ıslattığı, üşüdüğü, terlediği mesajları alınabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/aglamanin-da-dili-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik dönemi</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/ergenlik-donemi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/ergenlik-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 18:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kaliteli Bir Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=665</guid>
		<description><![CDATA[ 
  
    
  
 
  
  
Ergenlik, çok bilinen anlamıyla büyümek demektir. İnsan hayatındaki en önemli gelişim dönemidir diyebiliriz. Çünkü kişiliğin oluşmasından, çocuğun sosyal ve toplumsal bir birey olarak var olmayı öğrenmesinden söz ediyoruz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-668" href="http://www.okuloncesi.info/ergenlik-donemi/images-2/"><img class="alignleft size-full wp-image-668" style="margin: 4px;" title="images" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/images1.jpg" alt="" width="116" height="119" /></a>Ergenlik, çok bilinen anlamıyla büyümek demektir. İnsan hayatındaki en önemli gelişim dönemidir diyebiliriz. Çünkü kişiliğin oluşmasından, çocuğun sosyal ve toplumsal bir birey olarak var olmayı öğrenmesinden söz ediyoruz.</p>
<p>Ergenlik dönemi dediğimiz dönem yaklaşık olarak 12-20 yaşlar arasındadır. Burada da kişiye özgü farklılıklar olabileceği unutulmamalıdır. Bir çocuk için bu dönem 11 yaşında başlayabilirken bir diğer çocuk için 13 yaş başlama yaşı olabilir. Çok kesin bir zaman aralığı yoktur. Ancak 20 yaş civarı sonlanmaktadır.</p>
<p>Ergenlik bireyin kendisi olmayı öğrendiği, kendisini tanıma ve tanımlama becerisini kazandığı, kendisine toplumsal bir değer ve rol biçtiği oldukça çalkantılı bir dönemdir. Bu dönemde bedendeki hormonal faaliyetlerin en üst düzeyde olduğunu da bilmek gerekir. Bunu bilmek önemlidir. Çünkü o zaman çocuğumuzun ani gelişen öfke patlamalarını, kararsızlıklarını, çelişkilerini, yoğun güvensizlik duygularını ya da aşırı güven duygularını, herkese ve her şeye karşı olan isyanını, kırılganlığını, ağlama nöbetlerini, sık sık değişen arkadaşlarını, bunalımlarını daha kolaylıkla anlamak mümkün olabilir.</p>
<p>Çocuğumuz gelişmektedir ve inanılmaz bir hızla hormon üretmektedir. Henüz düzene girmeyen bu üretim faaliyeti sırasında ise ani iniş çıkışlar olabilmektedir. Ergenlik tek kelimeyle aslında “Karmaşa” demektir. Bu karmaşayla başa çıkmak için de biz yetişkinlerin doğru modeller olmamız ve son derece sakin, sabırlı davranmayı becerebilmemiz gerekir.</p>
<p><strong>Ergenlik dönemi özellikleri</strong></p>
<p>Çocuklar bebeklik dönemi sıkıntılarını atlattıktan sonra genellikle ergenlik dönemine sorunsuz ve sakin bir süreç yaşayarak ulaşırlar. Özellikle “Son Çocukluk Dönemi” dediğimiz 6-12 yaşlar arası çok uyumlu, ailesiyle sağlıklı ilişkiler geliştirebilen ve kurallara uyan bir gelişim evresi yaşarlar. Çocukluğun bu sakin, düzenli süreçlerinden sora bir anda karmakarışık fırtınalı bir döneme girilir ve ailelerin de elleri ayakları birbirine girer. Nasıl davranacaklarını, ne tür kurallar koyacaklarını bilemezler. Modern yaşamın ve gelişen iletişim olanaklarının sağladığı konfor, aynı zamanda kuşaklar arası çatışmaları da belirginleştirir. Anne babalar, kendi ebeveynlerinin tutumu ile yeniçağın davranış biçimleri arasında bocalayabilirler.</p>
<p>Bir konuyu çok net olarak açıklamak gerekiyor: Ergenlikte karmaşalar ve çatışmalar yaşanması çok normaldir. Çocukluğun sakin, düzenli ve çocuksu ruh halinden artık bir yetişkin olma dönemine girilirken bazı taşların yerinden oynaması ve bazı değerlerin yerini bulması olması gereken bir sürecin sancılı adımlarıdır. Bizler bu adımlar sırasında yol gösterici, yönlendirici olmak durumundayız. Çocuklarımız kendi kişiliklerini ve deneyimlerini oluştururken yardımcı olmak açısından dönemin özelliklerini de bilmek gerekiyor.</p>
<p>Ergenlik Dönemi’ndeki bir genç neler yaşıyor;</p>
<p>• Genellikle karmaşık duygular yaşar.</p>
<p>• Çatışmacı, uyumsuz ve öfkeli bir tavır içindedir.</p>
<p>• İnsanların kendisini anlamadığını düşünür.</p>
<p>• Yapı olarak kararsız ve çelişkilidir.</p>
<p>• Arkadaş konusunda sıkıntılar yaşar: Ya çok arkadaşı vardır ya da hiç arkadaşı olmadığından yakınır.</p>
<p>• Bütün dikkati bedeni üzerindedir.</p>
<p>• Sürekli bir takdir bekler. Başkalarının düşüncelerine çok önem vermeye başlar.</p>
<p>• Her tür kurala karşı çıkar, kendi kurallarını koymaya çalışır.</p>
<p>• Özgürlüğüne aşırı düşkündür.</p>
<p>• Özellikle anneyle yoğun çatışmalar yaşanır.</p>
<p>• Bir gruba, bir kişiye ya da bir düşünceye bağlanma duygusu ve davranışı gösterir.</p>
<p>• Karşı cinse karşı artan ilgi ve merak ön plana çıkar.</p>
<p>• Dağınık, dikkatsiz bazen saygısız davranabilir.</p>
<p>• Eleştiriye ya da kendisine yapılan uyarılara sert tepki verebilir.</p>
<p>• Derslerine ve sorumluluklarına karşı ilgisiz, duyarsız davranışlar sergileyebilir.</p>
<p>Yine bu dönemde gencin en çok tepki gösterdiği davranışlara baktığımızda ise;</p>
<p>• Alay edildiğinde,</p>
<p>• Eleştirildiğinde ya da haksız yere azarlandığında,</p>
<p>• Cezalandırıldığında,</p>
<p>• Baskı uygulandığında,</p>
<p>• Özel eşyaları karıştırıldığında ve odasına ya da eşyalarına müdahale edildiğinde gençlerin çok öfkelendiklerini görüyoruz.</p>
<p><strong>Ergen-Ebeveyn iletişim engelleri</strong></p>
<p>Ergenlik dönemindeki bir çocuk artık sadece bizim küçük çocuğumuz olmaktan çıkmış ve neredeyse bir yetişkin olma yoluna girmiştir. Bu dönemde çocuklarımızla olan ilişkilerimize ve özellikle iletişim biçimlerimize çok dikkat etmek zorundayız. Onlarla sağlıklı iletişim kurmak istiyorsak, çocuklarımızla işbirliği yapma becerimizi geliştirmemiz gerekecek. Ancak işbirliği yaparsak birçok sorunu uzlaşarak çözümleme şansımız olur.</p>
<p>Oysa genellikle ergenlik döneminde yaşanan çatışmalar çatışma olarak kalırlar ve sonuca ulaşmazlar. İşte bu sonuçsuzluk da çocuklarımızla aramızda aşılmaz engeller oluşturur. Bunlar iletişim engelleridir. Pek çoğumuzun çocuklarıyla yaşadıkları iletişim engelleri olarak;</p>
<p>• Sürekli eleştirmek, yargılamak,</p>
<p>• Tek kural koyucu taraf olmak,</p>
<p>• Sürekli soru sormak,</p>
<p>• Çocuğu dinleme sabrını gösterememek,</p>
<p>• Her davranışın altında bir anlam aramak,</p>
<p>• Küçümseyici davranmak ve hafife almak,</p>
<p>• Alay etmek gibi davranışlarımızı örnek verebiliriz. Maalesef çocuklarımıza karşı sergilediğimiz davranışlar bunlar.</p>
<p><em>Psikolog Serap Duygulu </em></p>
<p><a href="http://www.anneyiz.biz/haber/ergenlik-donemi_abs11718.html">http://www.anneyiz.biz/haber/ergenlik-donemi_abs11718.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/ergenlik-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda büyüme geriliği</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-buyume-geriligi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-buyume-geriligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 17:55:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[kısalık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=663</guid>
		<description><![CDATA[Büyüme, basit olarak vücudun hem boy hem de işlev bakımından gelişmesi olarak tanımlanabilir. Büyüme, anne karnında başlar ve ergenlik döneminin sonuna kadar sürer. Büyüme çocukların sağlık durumlarını en iyi yansıtan ölçüdür.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a rel="attachment wp-att-671" href="http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-buyume-geriligi/images-12/"><img class="alignleft size-full wp-image-671" style="margin: 4px;" title="images 12" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/images-12.jpg" alt="" width="119" height="118" /></a>Çocuklar Nasıl Büyürler?</strong><br />
Büyüme, kemiklerin uç kısımlarındaki büyüme plaklarının gelişmesi ile sağlanmaktadır ve bunun için üç önemli faktöre ihtiyaç vardır. Bunlardan ilki genetik faktörlerdir. Her çocuğun boyunu anne ve babasından geçen iki grup gen birbirinden bağımsız olarak etkilemektedir. Genler büyümenin ana kalıbını(çocuğun boyu ne kadar olabilir, ergenlik dönemine ne zaman girer gibi) vermektedir. Genel olarak kız çocuklarının boyu annelerin boyu kadar, erkek çocukların boyu babalarının boyu kadar olmaktadır. Büyümeyi sağlayan ikinci faktör beslenmedir. Beslenme özellikle ilk iki yaşta olmak üzere bütün yaşlarda büyümeyi etkiler. Yetersiz beslenmenin en önemli bulgusu boy kısalığıdır. Büyümeyi sağlayan üçüncü faktör hormonlardır. Başta büyüme hormonu olmak üzere, tiroid hormonları ve cinsiyet hormonları büyümeyi düzenlemektedir.</p>
<div><img src="http://www.anneyiz.biz/admin/haber/pics/4ae1606f0d6971adf1d04a33730ebb33.jpg" alt="Çocuklarda büyüme geriliği" /></div>
<p>Büyüme esas olarak üç döneme ayrılmaktadır. İlk dönem doğumdan iki yaşına kadardır ve bu dönemdeki büyümeyi en çok beslenme etkilemektedir. İkinci dönem iki yaş ile ergenlik dönemi arasıdır ve bu dönemde büyüme hormonu önem kazanmaktadır. Üçüncü ve son büyüme dönemi ergenlik dönemidir. Bu dönemdeki büyümeyi cinsiyet hormonları düzenlemektedir. Her çocuk bu dönemleri ve kendi büyüme eğrisini izleyerek büyümektedir.<br />
<strong>Çocuklar yılda kaç cm uzarlar? Boyları tahmin edilebilir mi?</strong><br />
Çocukların büyüme hızları yaşlarına göre değişmektedir. Yeni doğan bir bebeğin boyu ortalama 50 cm dir ve bebekler ilk yılda 25 cm, ikinci yılda 10 cm uzarlar. Daha sonra yıllık büyüme hızı giderek azalır. Çocuklar 3-4 yaş arasında yılda 7 cm, 5-6 yaş arasında yılda 6 cm, 6 yaştan ergenlik dönemine kadar yılda 5 cm uzamaktadır. Ergenlik döneminde ise “büyüme patlaması” olur ve bu dönem boyunca kızlar ortalama 15 cm, erkekler 20 cm uzamaktadır. Ergenlik dönemi bitiminde boy uzaması durmaktadır.</p>
<p><strong>Boy kısalığı nedenleri nelerdir?</strong><br />
Boy kısalığı nedenleri iki ana grupta toplanmaktadır. İlk grupta ailesel ve yapısal boy kısalığı bulunmakta ve bu grup normalin bir çeşiti olarak kabul edilmektedir. Bir başka deyişle bu çocuklardaki boy kısalığı herhangi bir hastalığa bağlı değildir. Boy kısalığı olan çocukların %80’i bu grupta toplanmaktadır. İkinci grupta ise hastalıklara ve beslenme bozukluğuna bağlı boy kısalığı vakaları bulunmaktadır. Başta beslenme bozukluğu ve büyüme hormonu eksikliği olmak üzere birçok hastalık(böbrek hastalıkları, kansızlık, kalp ve akciğer hastalıkları vb.) boy kısalığına neden olmaktadır. Bunların yanında uzun süren ruhsal sorunlar da boy kısalığına neden olur. Bir çocuktaki boy kısalığının sayılan bu nedenlerden hangisine bağlı olduğunun erken dönemde saptanması çok önemlidir. Çünkü boy kısalığı altta yatan ciddi bir hastalığın bir bulgusu olabileceği gibi erken tanı her zaman iyi tedavinin önkoşuludur. Bu nedenle boy kısalığı olan çocukların “Büyüme ve endokrinoloji” ünitelerince değerlendirilmesi ve gerekli olanlarda ileri araştırmaların yapılması gereklidir.</p>
<p><strong>Boy kısalığının tedavisi var mıdır?</strong><br />
Boy kısalığı olan bir çocuğun tedavisi boy kısalığı nedenine göre planlanır. Genel olarak ailesel ve yapısal boy kısalığı olan çocuklar için bir tedavi yoktur. Bu çocukların büyüme hızları yönünden izlenmesi gereklidir. Yapısal boy kısalığı olan çocuklar aynı zamanda ergenliğe de geç girerler. Bu çocuklardan 14 yaşına geldiği halde ergenliğe girmemiş olanlara ilaç vermek gerekebilir. Kalp, akciğer, böbrek vb. hastalığı olan çocuklarda bu hastalıkların tedavisi önemlidir. Günümüzde büyüme hormonu eksikliğine bağlı boy kısalığı olan çocukların boyları büyüme hormonu verilerek yeterli ölçüde uzatılmaktadır. Büyüme hormonu kullanabilmek için boy kısalığı olan çocukların titiz bir şekilde incelenmesine ihtiyaç vardır. Bu ilacın en çok Büyüme Hormonu eksikliğinde yararlı olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Yard. Doç. Dr. Vefik Arıca</strong></p>
<p><a href="http://www.anneyiz.biz/haber/cocuk-gelisimi_abs12149.html">http://www.anneyiz.biz/haber/cocuk-gelisimi_abs12149.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocuklarda-buyume-geriligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aylara Göre Besinler</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:44:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Ay Bebek Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[0-12 ay arasındaki bebeklere ay ay beslenme önerileri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a rel="attachment wp-att-650" href="http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/photo_04052009174853_426/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-650" style="margin: 4px;" title="photo_04052009174853_426" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_04052009174853_426-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>OCAK</strong><img src="ContentImage/photo_04052009174853_426.jpg" alt="" /><br />
Balık: Kefal, tekir, kırlangıç, strongilos, levrek, morina, yengeç, yılanbalığı, karides<br />
Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanasi, brokoli, havuç, pırasa, ıspanak, pazı, karaturp, kırmizı turp<br />
Meyve: Elma,nar, portakal, armut, ayva, greyfurt<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin:<br />
Sebze ve et suyu ile hazirlanmis çorbalari sofranizdan eksik etmeyin. Hareketsiz geçen soğuk kis günlerinde çorbalar bağırsak sistemini<br />
düzenler. Soguk havalarda vücuda direnç veren balik ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken besinlerden.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>ŞUBAT</strong><br />
Balık: Uskumru, istavrit, lüfer, palamut, tekir, kefal, kalkan, gümüş balığı, midye, istakoz, somon, dil balığı.<br />
Sebze: Brokoli, brüksel lahanasi, karnabahar, pazi, hindibağ, ıspanak, pırasa, pancar, defneyapragi, havuç, frenk soğanı, turp.<br />
Meyve: Elma, portakal, muz, armut, greyfurt, ayva.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanasi, karnabahar ve brokoli) sık sık yiyin. Bol betakaroten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>MART</strong><br />
Balık: Levrek, kalkan, kefal, tekir, midye.<br />
Sebze: Ispanak, havuç, pirasa,kirmizi turp, brokoli.<br />
Meyve: Elma, muz<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Mart, yaza hazirlik ayıdrr. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tam zamanıdır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçiş ayıdır. Bu nedenle hafif bir o kadar da direnç verici besinleri tüketmeye özen göstermek gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmeli.<br />
<strong>NİSAN</strong><br />
Balık: Kalkan, kılıç, kırlangiç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı, midye.<br />
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuskonmaz, taze kekik, bakla, marul.<br />
Meyve: Can erik<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı. Bu aylarda et olarak kuzu etini<br />
tercih edin. Sütlü hafif tatlılar pişirin. Sabah kahvaltısında ve geceleri yatmadan önce bir bardak süt için. Hafif ama sağlıklı beslenerek ve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.<br />
<strong>MAYIS</strong><br />
Balik: Barbunya, istakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya, karides.<br />
Sebze: Enginar, bakla, madimak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates, salatalık.<br />
Meyve: Çilek, yeşil erik, malta eriği, dut.<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Çilek kısa ömürlü bir meyve. İçeriğindeki zengin vitamin (özellikle C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, geçis mevsiminde ortaya çıkan yorgunluk belirtilerini giderir.<br />
<strong>HAZİRAN</strong><br />
Balik: Mercan, levrek, barbunya, tekir, pavurya, istakoz.<br />
Sebze: Taze patates, taze fasulye, bakla (ayın ortasına kadar), bezelye, kabak, sivribiber, domates, salatalık, kuzu ıspanak,<br />
semizotu, rezene, marul, asma yaprağı, taze soğan, taze sarımsak, dereotu, dolmalık biber, çalı fasulyesi.<br />
Meyve: Kiraz, yeşil erik, malta eriği, kayisi, şeftali, dut.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Kısa ömürlü dut ve kirazı bu ayda bol bol tüketin. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağı.<br />
<strong>TEMMUZ</strong><br />
Balık: Sardalya, barbunya, tekir, istakoz, böcek, pavurya.<br />
Sebze: Domates, salatalik, bezelye, dereotu, kum havucu, taze fasulye, kuzu ıspanak, kabak, patlican, semizotu, sivribiber, dolmalık biber, çalı fasulyesi, barbunya fasulyesi.<br />
Meyve: Kayısı, şeftali, kavun, sarı erik, karpuz, ahududu, vişne.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Semizotu, balıktan sonra en çok Omega-3 içeren sebze. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karşı ekili.<br />
<strong>AĞUSTOS</strong><br />
Balık: Çingene palamudu, mercan, kılıç, sardalye, izmarit, ıstakoz.<br />
Sebze: Domates, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, çarliston biber, sivribiber, taze fasulye, barbunya fasulyesi, kabak, mısır, kırmızı<br />
salçalık biber.<br />
Meyve: Kayısı, kavun, kırmızı erik, şeftali, vişne, böğürtlen, karpuz, incir, mürdüm eriği, üzüm.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanı. Meyveleri bol yiyin. Bunun<br />
yanısıra balık, zeytinyağli sebze, hafif soslu makarnaları günlük ögünlerinize paylaştırın.<br />
<strong>EYLÜL</strong><br />
Balık: Palamut, lüfer, kılıç, sardalye, kolyoz, kırlangıç.<br />
Sebze: Mantar, patlican, mısır, pazı, biberiye, barbunya fasulyesi, kabak, dolmalık biber, kırmızı salçalık biber.<br />
Meyve: Mürdüm eriği, fındık, kavun, karpuz, incir, üzüm.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir.<br />
Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm eriğini ve fındığı hergün belli bir miktar<br />
tüketmeye özen gösterin.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>EKİM</strong><br />
Balık: Pamatu, lüfer, istavrit, barbunya, kiliç, mercan, sardalye, torik.<br />
Sebze: Mantar, fındık, ceviz, ıspanak, yerelması, pırasa, lahana, kıvırcık salata, kırmız turp, karnabahar, havuç.<br />
Meyve: Armut, ceviz, üzüm, elma, greyfurt, mandalina, muz.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Ekim ayında Omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefis yemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı izgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>KASIM</strong><br />
Balık: Mezgit, ringa<br />
Sebze: Balkabağı, kabak, lahana, kereviz, pırasa, yeralması, havuç, ıspanak, karnabahar, pazı.<br />
Meyve: Ceviz, kestane, üzüm, elma,muz, mandalina, nar, armut, kivi, greyfurt, Trabzon hurmasi.<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol betakaroten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>ARALIK</strong><br />
Balık: Yengeç, pavurya, levrek.<br />
Sebze: Balkabağı, lahana, yerelması, pırasa, brüksel lahanası, karnabahar, ıspanak, kereviz, havuç, pazı, kara lahana.<br />
Meyve: Elma, mandalina, portakal, nar, armut, muz, kivi, kestane, greyfurt, ayva, Trabzon hurması.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin. Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yogurt, muz, elma ve kuruyemisleri bol tüketin.</p>
<p><a href="http://www.milupa.com.tr/Inside.aspx?CategoryID=80&amp;PageID=201">http://www.milupa.com.tr/Inside.aspx?CategoryID=80&amp;PageID=201</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Kreş İçin Hazır mı?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu Bul]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişsel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Duygusal Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Baba]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=643</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz kreşe hazır mı, kreşte nasıl beslenmeli?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Kreş Çağı</h4>
<p>Çalışan bir anneyseniz, çocuğunuz üç yaşına geldiğinde, onu evde bir bakıcıyla bırakmak yerine diğer çocuklarla s<a rel="attachment wp-att-646" href="http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/photo_05082008182351_1094-2/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-646" title="photo_05082008182351_1094" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_05082008182351_10941-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>osyalleşebileceği, erken eğitimine başlayabileceği ve kendini ispatlayabileceği bir ortama, yani kreşe bırakmayı düşünmeye başlayabilirsiniz. Tabi bu kararı verirken önce çocuğunuzun buna hazır olup olmadığını anlamanız gerekiyor.</p>
<p>Üç yaş üzerindeki çocuklar, “Oyun Çağı” olarak bilinen döneme girmişlerdir ve evde tek başına atılamayacak bir enerjiyle doludurlar. Yapılan araştırmalar, çocukların kreş veya ana okuluna gönderilmesinin çocuğun gelişiminde yararlı olduğunu ve kreşe göndermede en ideal dönemin 4 yaş olduğunu ortaya çıkartmıştır. Fakat yine de her çocuğun farklı olduğunu unutmamak gerekir.</p>
<p>Kreşe Hazır mıyız?</p>
<ul>
<li>Süt çağı olarak bilinen iki yaşına kadar ki dönemde çocuk annesine maddi ve manevi olarak daha çok gereksinim duyar. 2 yaşına kadar çok gerekmedikçe çocuğun kreşe gönderilmesi, uzmanlar tarafından önerilmemektedir</li>
<li>Evde kardeşi olmayan çocuklar, kreşte yeni arkadaşlar bulur ve paylaşma, sorumluluk duygusu kazanabilirler. Çocuğunuzun oluşturduğunuz arkadaş grupları içindeki davranışlarını gözlemleyerek, kreş zamanının gelip gelmediğini anlayabilirsiniz.</li>
<li>Pek çok çekingen çocuğun, kreşe gittikten sonra alıştığı ve sosyalleşmeye başladığı anne babalar tarafından ifade edilmiştir. Kreşte ilk günlerde, sağlığını ve davranışlarını dikkatle gözlemleyin. Ona zaman verin ve alışması için telkinlerde bulunun.</li>
<li>Kesinlikle adapte olamadığını bile bile çocuğu kreşe zorlamayın.</li>
<li>Çocuğunuzda; tuvalet eğitimi ile ilgili sorunların ortaya çıkması, okuldan soğuma, uyku problemleri, beslenme alışkanlıklarında bozulma, saldırganlık, iletişim bozuklukları gözlemliyorsanız, vakit kaybetmeden kreşe alternatif çözümler bulmaya çalışın. (başka bir kreş, bakıcı vs.)</li>
</ul>
<h5>Kreş Seçerken</h5>
<p><strong> </strong>Kreşin kimi durumlarda çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de olabilmektedir: kreşteki bakıcıların eğitimsiz olması veya kreşte ailesi sorunlu çocukların bulunması, çocuğunuzun uyumsuz, saldırgan davranışlar sergilemesine, konuşma biçiminin değişmesine ve ailenizde görülmeyen argo ve küfürlü cümleler kullanmasına sebep olabilir. Bu tür olumsuz etkilerle karşılaştığınızda, çocuğu azarlamak ve kızmak yerine, kreş ile görüşmek, diğer ebebeynler ile iletişim ve dayanışma halinde olmak gerekir. Gerekli önlemleri en başında almanız ve çocuğunuzun gideceği kreşi seçerken çok dikkatli davranmanız, onun geleceği için büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li>Araştırmaya, çevrenizdeki çocuklu ailelerden tavsiye alarak başlayın. Kreşlerinde sorun olup olmadığını, bunların neler olduğunu  sorun.</li>
<li>Kreşin evinize çok uzak olamamasına dikkat edin. Uzak mesafeler hem çocuğunuz için yorucu olacak, hem de çocuğunuzun gerektiğinden daha erken kalkmasına sebep olacaktır. Üstelik onu kreşten almak da sık sık sorun yaşatabilir.</li>
<li>Kreşin ruhsat belgesini sorun ve mümkünse araştırın. Ruhsatsız bir işletmeye lüks görünse bile güvenmeyin.</li>
<li>Kreşte çalışan personelin tamamı hakkında bilgi almaya çalışın. Kreş kurucu-yöneticilerinin deneyimli olması ve çocuk eğitimi konusunda eğitimlerinin bulunması önemlidir.</li>
<li>Kreşin uyguladığı eğitim sistemi hakında bilgi alın. Oyun ve eğitmin dengeli olması, çocukların hem öğrenip hem sıkılmaması, kreşin spor ve sanatsal faaliyetler için ayrı alanlarının bulunması gerekir.</li>
<li>Mekanın fiziksel şartlarını detaylı olarak gözden geçirin: bina kreş olmaya uygun mu, (yemekhane, yatakhane, oyun odası gibi bölümleri ayrılmış, bahçesi olan, müstalkil binaları tercih edin) yeteri kadar ışık alıyor mu, ortam ısısı uygun mu, içeride rutubet kokusu var mı? vb.</li>
<li>Tuvalet, yatakhane, oyun alanları ve yemekhanelerin hijyen koşullarına ve çocuk kullanımına uygunluğunu kontrol edin.</li>
<li>Kreşin yangın çıkışı, deprem raporu vb. güvenlik belgelerini kontrol edin. Hemşire veya doktorları bulunup, bulunmadığını öğrenin.</li>
<li>Kreşte bir psikolog veya pedagog olmalı, velilere danışmanlık hizmetleri verilebilmelidir.</li>
<li>Çocuk gruplarının sayısını (idealı 10-15 kişidir) ve başlarında kaç kişi durduğunu sorun.</li>
<li>Konuların işlenmesinde yeteri kadar gezi &#8211; gözlem, inceleme ve deneylere ağırlık verilip verilmediğini öğrenin.</li>
<li>Çeşitli zeka ve yeteneklerin gelişimini sağlayan branş derslerinin ( müzik, resim, jimnastik, folklor, bale, yüzme, drama, seramik, satranç vb.) alanlarında uzman öğretmenler tarafından verildiğinden emin olun.</li>
</ul>
<h4>Çocuğunuz Kreşte Sağlıklı Beslenebilir mi?</h4>
<p>Onun beslenmesine çok önem verdiğinizi biliyoruz. Kreşi seçerken ne kadar titiz davranmış olsanız da, orada yeterli beslenip beslenmediğinden endişe duymanız normal. Çocuklarda beslenmeye bağlı hastalıkların çoğu, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmemesinden kaynaklanıyor. Büyüme ve gelişme geriliğinden, diş hastalıklarına kadar pek çok problem, çocuğun yeterince dengeli ve sağlıklı beslenememesinin sonuçları. Bunun önüne geçmek ve kreş dönemindeki çocuğunuzu iyi besleyebilmek için aşağıda derlediğimiz önerileri uygulayabilirsiniz.</p>
<ul>
<li>Kreş yöneticisinden aylık menüleri isteyin. Çoğu kreş; kahvaltı, öğle yemeği ve ikindi kahvaltısı olmak üzere 3 öğün yiyecek servisi yapar. Menüde genellikle çocukların sevdiği yiyecekler bulunur. Menünün bir kopyasını buzdolabınıza asın ve evde yiyeceği öğünleri, eksik yiyecek grubu ile tamamlayın.</li>
<li>İlk günlerde kalabalık ve yabancı ortam yüzünden, çocuğunuzda yemek yeme problemi yaşanabilir. Sabah kreşe gitmeden yaptıracağınız hafif bir kahvaltı onu rahatlatacaktır.</li>
<li>Her gün kreşte ne yediğini sorun ve size verilen menü ile karşılaştırın. Bir süre sonra hangi yiyecekleri yediğini, hangisini sevip sevmediğini kolayca tesbit edebilirsiniz. Akşam yemeğinde mutlaka farklı ve besin değeri yüksek bir yemek hazırlayarak, beslenmesini dengeleyin.</li>
<li>Onu sevmediği besinleri yemeğe zorlamak yerine, kreşte en çok sevdiği bakıcısından, çocuklara bu besinlerin faydasını anlatmasını ve kendinin de örnek olmasını isteyin.                                                                                           </li>
</ul>
<p> <a rel="attachment wp-att-645" href="http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/photo_05082008182351_1094/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-645" title="photo_05082008182351_1094" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_05082008182351_1094-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.milupa.com.tr/inside.aspx?CategoryID=51&amp;PageID=66">http://www.milupa.com.tr/inside.aspx?CategoryID=51&amp;PageID=66</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirme Sorunları</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/emzirme-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/emzirme-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 14:26:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl emzirilir]]></category>
		<category><![CDATA[bebek nasıl emzirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Emzirme Pozisyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirme Sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Emzirme, tümüyle doğal bir olgu  olmasına rağmen, bir takım güçlükler içerir. Özellikle ilk birkaç hafta, hem siz, hem de bebeğiniz için yorucudur. Anne ile bebek arasında ideal bir emzirme ilişkisinin kurulması haftalar sürebilir.İlk yapılacak şey,  emzirmeyi gerçekten istemek ve sabırlı olmaktır. İşte size bir kaç ipucu: Bebeğinizi emzirmek için ideal duruş şeklinizi bulun, gevşeyin, bebeğiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-328" style="margin: 4px;" title="emzirme" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/emzirme.jpg" alt="emzirme" width="296" height="296" /></p>
<p>Emzirme, tümüyle doğal bir olgu  olmasına rağmen, bir takım güçlükler içerir.</p>
<p>Özellikle ilk birkaç hafta, hem siz, hem de bebeğiniz için yorucudur. Anne ile bebek arasında ideal bir emzirme ilişkisinin kurulması haftalar sürebilir.İlk yapılacak şey,  emzirmeyi gerçekten istemek ve sabırlı olmaktır. İşte size bir kaç ipucu:</p>
<ul>
<li><strong>Bebeğinizi emzirmek için ideal duruş şeklinizi bulun, gevşeyin, bebeğiniz emmeye başlarken derin nefes alıp verin..</strong></li>
<li><strong>Bebeğini uzun süre başarıyla emzirmiş annelerle, hatta kendi annenizle konuşun..</strong></li>
<li><strong>Bebek bakım deneyimi olan bakıcılarla, bebek hemşireleriyle, çocuk hekimleriyle görüşün, önerilerini alın..</strong></li>
</ul>
<p>Tüm bunlara karşın, başarılı bir emzirmenin olamamasının tedavi gerektiren kimi tıbbi nedenleri de vardır. Kabaca özetlersek bunlar;</p>
<ul>
<li>Göğüslerin aşırı dolması ve şişmesi</li>
<li>Meme başında ağrı</li>
<li>Meme başında yara</li>
<li>Meme iltihabı (mastit)</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">Doğru Emzirme Pozisyonları</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-329" title="bf-5" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bf-5.gif" alt="bf-5" width="202" height="125" /> <img class="alignleft size-full wp-image-330" title="bf-3" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bf-3.gif" alt="bf-3" width="202" height="216" /><img class="alignleft size-full wp-image-332" title="bf-4" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bf-4.gif" alt="bf-4" width="202" height="237" /><br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/emzirme-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukla Seyahat</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocukla-seyahat/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocukla-seyahat/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 14:16:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekle hava yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[bebekle otobüs yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[bebekle seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[bebekle seyahatte neler almalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[çocukla hava yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukla otobüs yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukla Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[çocukla seyahatte neler almalıyım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklu aile için seyahate çıkmak, çok eğlenceli ve hoş olabileceği gibi, herkes için alabildiğine yorucu ve sinir bozucu da olabilir. Sonucun nasıl olacağı şu iki etkene bağlıdır: Çocukların yaşa göre davranışlarını bilmek Ciddi ve dikkatli bir planlama Tatilinizi nerede geçireceğinize karar verdikten sonra oraya nasıl gideceğinize karar vermeye sıra gelir.Büyük çocuklar için uzun araba ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-324" style="margin: 4px;" title="bebek-seyahat" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/bebek-seyahat.jpg" alt="bebek-seyahat" width="225" height="314" />Çocuklu aile için seyahate çıkmak, çok eğlenceli ve hoş olabileceği gibi, herkes için alabildiğine yorucu ve sinir bozucu da olabilir. Sonucun nasıl olacağı şu iki etkene bağlıdır:</p>
<ul>
<li>Çocukların yaşa göre davranışlarını bilmek</li>
<li>Ciddi ve dikkatli bir planlama</li>
</ul>
<p>Tatilinizi nerede geçireceğinize karar verdikten sonra oraya nasıl gideceğinize karar vermeye sıra gelir.Büyük çocuklar için uzun araba ve otobüs yolculukları pek sorun olmasa da 2 yaş altı çocuklar için uzun yolda ilk tercihin &#8220;uçak&#8221; olmasında yarar var.<strong><em></em></strong></p>
<p><strong><em>Hava </em></strong><strong><em>Yolculuğu</em></strong><br />
Genel olarak 2 yaş altı bebekler, ayrı bir koltuk işgal etmedikçe iç hatlarda ücretsiz yolculuk yapabilirler. Ne varki, güvenlik gerekçesiyle anne-babanın dizi üzerinde yolculuk artık pek önerilmemekte. Gerçi Türkiye&#8217;de bu konuda standard bir uygulama yok ama, örneğin Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde Pediatri Akademisi, 2 yaş altı bebeklerin, Federal Havacılık Dairesi&#8217;nce onaylı koltuklarda yolculuk yapmasına onay veriyor. Bu durumda, eğer uçakta boş koltuk yoksa, bebek için ayrıca bilet almak gerekiyor. Biraz pahalı bir yol ama, hem güvenliğiniz, hem de rahatınız için bebeğinizin bu tür bir koltukta oturmasında yarar var.</p>
<p><strong><em>Nerede oturmalı?</em></strong><br />
Bir diğer konu, uçakta yer seçimi. Rahat giriş çıkış açısından koridor tarafında oturmakta, daha iyisi, önde ya da acil çıkış kapılarının hemen arkasındaki koltuklar bebek ve çocukların gözünüzün önünde daha geniş hareket alanları olması açısından tercih edilmeli.</p>
<p><strong><em>Yanımıza ne almalı?</em></strong><br />
Uçuş ve yolculuk sonrası 24 saatte ihtiyaç duyacağınız herşey kabin bagajınızda olmalı. Bu cümlenin altını, Yeşilköy Havaalanında olan bir kaza nedeniyle İzmir Havaalanı&#8217;nda valizinden ayrı 24 saat geçirmiş biri olarak özellikle çiziyorum. Aynı şey bagajınızın kaybolması durumunda da geçerli. Sadece en gereklileri alın ama şunları sakın unutmayın:</p>
<ul>
<li>Sandviç türü yiyecekler</li>
<li>Yedek kıyafet</li>
<li>Alt bezi</li>
<li>Kitap, oyuncak</li>
<li>Gerekli ilaçlar (ilaçlar için özel-tercihan kilitli- ayrı bir çanta)</li>
<li>Kalkış ve inişlerde olası kulak ağrılarını azaltmak için emzik/ biberon (Daha büyük çocuklar için ciklet çiğneyebilir.)</li>
</ul>
<p>Çocuğunuzun kulak akıntısı yada solunum yolları rahatsızlığı varsa, alması gereken ilaçları doktoruyla konuşun.<strong><em></em></strong></p>
<p><strong><em>Araba Yolculuğu</em></strong><br />
Otomobil yolculuğunun en önemli unsuru, arabadaki herkesin emniyet kemeri kullanması, bebeklerinse özel araç koltuklarında seyahat etmesidir. Eğer bebeğiniz araç koltuğunda uzun yola alışık değilse bir kaç kısa alıştırma yolculuğu yapın. Yolculuk sırasında sıkılmaması için çocukla konuşmak, yol ve çevre hakkında ona bilgiler vermek, masal vb. anlatmak yararlı olacaktır. Sakın onun hiç bir gerekçeyle koltuğundan çıkmasına izin vermeyin. Çocukların, bazı kuralları tartışmadan kabul etmesi gerekir; bunlardan biri de <strong><em>&#8220;her zaman özel araç koltuğunda yolculuk yaparız&#8221;</em></strong> olmalıdır. İstanbul trafiğinde her gün rastladığımız önde annesinin kucağında çevreye gülücükler saçarak dolaşan mutlu bebeklerin, en küçük bir kazada ölümcül yaralanmalara maruz kaldığını söylemeye gerek bile yok.</p>
<ul>
<li>Yolculuk hazırlıklarına bir kaç hafta önceden başlayın. Yazarak, tek tek &#8220;yanınıza alınacaklar listesi&#8221; yapın.</li>
<li>Otel rezervasyonunu önceden yapmak olası kötü sürprizlerden sizi koruyabilir.</li>
<li>Araba kullanma rekoru denemeyin. 6 saatten fazla durmadan arabada kalabilecek az çocuk vardır.</li>
<li>Çocuklar, sabah erken saatte daha rahat yolculuk yaparlar, bunu dikkate alın.</li>
<li>Bebek arabada uyuyabiliyorsa ve kendinize &#8220;güveniyorsanız&#8221; gece yolculuğuda düşünülebilir.</li>
<li>Sık mola verin, molalarda top vb. oyunlarıyla çocuğunuzu rahatlatın.</li>
<li>Bir kişinin arkada çocuk/larla olması mutlaka gereklidir.</li>
</ul>
<p>Son söz;araba yolculuğu sırasında çocuğunuza karşı, kararlı, sabırlı ve anlayışlı olun.</p>
<p><strong>Eğlence:</strong><br />
Çocuğunuzun en sevdiği oyuncakları yanınıza almaya çalışın. Sadece araba yolculukları için hazırlanmış oyuncaklar vardır, onları da yolculuk öncesi gözden geçirmekte yarar var. Bu tür oyuncaklar, çocuğun gözünde yolculukla bütünleşeceği için, daha da yararlı olabilir.</p>
<p>Çocuklara yönelik şarkı-masal kasetleri çok işinize yarayacaktır. Kendi şarkılarınızı, seslerinizi de kaydederek, oldukça eğlenceli zaman geçirebilirsiniz.</p>
<p>Kağıt, kalem-boya kalemi bir de masa görevi görecek ters çevrilmiş tepsi, çocuğunuzun yaşı uygunsa size çok rahat nefes aldırabilir.</p>
<p>Şunu unutmamakta yarar var, çocukların dikkat toplama süreleri kısıtlıdır, hiç bir oyun/oyuncak onların ilgisini saatlerce çekmeyecektir. Ancak başlangıçta gözünüzü korkutan araba yolculuğu, çocuğunuz için ummadığınız ölçüde eğlenceli ve öğretici olabilir.<strong></strong></p>
<p><strong>İlk Yardım Çantası</strong><br />
Şunlar mutlaka çantada olmalı:</p>
<ul>
<li>Beden derecesi</li>
<li>Tıbbi flaster</li>
<li>Elastik bandaj</li>
<li>Ağrı kesici</li>
<li>Böcek/sinek kovucu</li>
<li>Antibiyotik</li>
<li>Aile bireylerinin kullandığı her tür ilaç</li>
</ul>
<p>Çantanın yol boyunca elinizin altında ve kilitli olmasına özen gösterin -kilitleme, özellikle zehirlenme ihtimali olan yaştaki çocuk varlığı durumunda önemlidir.<strong></strong></p>
<p><strong>Hastalık Durumunda</strong><br />
Çok zorunlu değilse, hasta çocukla yada bulaşıcı hastalıklı biriyle temas etmiş çocukla yola çıkmayın. Bulaşıcı hastalığın kuluçka süresini doktorunuza sorun ve yolculuğu bu sürenin sonuna erteleyin.</p>
<p>Uzun yol özellikle de yurtdışı seyahat öncesi çocuk doktorunuzla mutlaka görüşün. Eksik aşınız olup olmadığını belirleyin. Doktorunuzun telefon numaralarını yanınıza alın. Acil durumlarda gerekebileceği için mümkünse gideceğiniz yerde bağlantı kurabileceğiniz doktor adı-telefon numarası edinin.<strong><em></em></strong></p>
<p><strong><em>Araç tutması:</em></strong><br />
Çocuğunuzu araba tutuyorsa şu önlemleri alabilirsiniz:</p>
<ul>
<li>Yolculuk öncesi çok hafif yemekler yedirin.</li>
<li>Hafif giysiler giydirin, arka koltukta ortada oturtun.</li>
<li>Sürekli yola bakmasını sağlamaya çalışın, okuma, oyun vb. işler yaptırtmayın.</li>
<li>Güneş gözlüğü takın</li>
<li>Arabada sigara içmeyin</li>
<li>Arabaya temiz hava girmesi için ara ara cam açın.</li>
<li>Gerekirse doktorunuzun önerdiği bulantı önleyici ilaçlar verin.</li>
</ul>
<p><strong>Yiyecek-İçecek</strong><br />
Yol için yeteri kadar sandviç vb. kuru gıda bisküvi, kraker, meyva mutlaka gerekir. Çok tuzlu gıdalar su ihtiyacını dolayısıyla da tuvalet molası sayısını artırır, pek alınmamasında yarar var. Bebekler için olabildiğince hazır ve tek kullanımlık ürünleri tercih edin. Termos ve su mutlaka olsun.</p>
<p>Olabildiğince herkesin yiyeceğini ayrı paketlemeye çalışın.<strong></strong></p>
<p><strong>Diğer gereksinimler</strong></p>
<ul>
<li>Kağıt havlu, ıslak mendil yeterince alınmalı.</li>
<li>Kirli çamaşırlar ve arabada kusma durumunda kullanmak için bol miktarda plastik poşet/torba.</li>
<li>Ara sıra da olsa altını ıslatanlar için yatağa serilecek plastik örtü.</li>
<li>Çocuğunuzun karanlıkta uyuma sorunu varsa küçük bir ışık kaynağı.</li>
<li>Aşırı sıcakta koltuğa sermek üzere çarşaf/havlu.</li>
<li>Şemsiye -çocuğunuz için de olmasında yarar var.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocukla-seyahat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuvalet Eğitimi</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/tuvalet-egitimi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/tuvalet-egitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 14:08:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır mı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta tuvalet alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu anne babanın da yakınen bildiği gibi, tuvalet eğitimi çocuk gelişiminin önemli aşamalarından biridir, en azından, alt bezi değiştirmenin sona ermesidir. Peki ama, tuvalet eğitiminin ne kadar süreceği konusunda bilgimiz var mı? Kimi çocuklar için sadece bir kaç gün. Bazıları için ise bir kaç ay! Amacımız sizi tuvalet eğitiminin aşamaları konusunda aydınlatarak işinizi bir ölçüde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><img class="alignleft size-full wp-image-321" style="margin: 4px;" title="tuvalet-egitim" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2009/08/tuvalet-egitim.jpg" alt="tuvalet-egitim" width="314" height="159" />Çoğu anne babanın da yakınen bildiği gibi, tuvalet eğitimi çocuk gelişiminin önemli aşamalarından biridir, en azından, alt bezi değiştirmenin sona ermesidir.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Peki ama, tuvalet eğitiminin ne kadar süreceği konusunda bilgimiz var mı? Kimi çocuklar için sadece bir kaç gün. Bazıları için ise bir kaç ay! Amacımız sizi tuvalet eğitiminin aşamaları konusunda aydınlatarak işinizi bir ölçüde kolaylaştırmak<span style="font-size: 10pt;">.</span><strong></strong></p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>A. Çocuğunuz hazır mı?</strong><br />
Genellikle anne-babalar iki buçuk yaşına geldi mi, bu iş için bebeklerinin hazır olduğunu düşünürler.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Oysa işin aslı bazen böyle olmayabilir. Çocuğunuzun tuvalet ve banyodaki tavırlarını gözleyin, başkalarını taklit ediyor mu? Sakın onu zamanından önce, <strong><em>o bu işe hazır olmadan</em></strong>zorlamayın<strong></strong></p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong><a href="http://www.bebekbakimi.net/tuvalet1.htm" target="_self"><span style="color: red;">Çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır mı?</span></a></strong></p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>B. Doğru ve uygun malzemeyi satın alın</strong><br />
Çocuğunuzun boyuna uygun lazımlık yada klozete uygulanabilir oturma yeri alın. En önemli özellik, çocuğun otururken ayaklarının yere değmesidir. Bu durumda barsak hareketleri başlayınca, yerden destek alabilecektir. Bu konuda resimli bir kitap çok işinize yarayabilir.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>C. Bir rutin oluşturun</strong><br />
Çocuğunuzu, günde bir kez <strong><em>giyinik olarak</em></strong> lazımlığa oturtun. Bu, kahvaltıdan sonra, banyodan önce yada barsak hareketlerinin başladığı herhangi bir zaman olabilir. Burda amacımız, bebeğin, lazımlığa alışması, onu günlük rutinin bir parçası olarak görmeye başlamasıdır. Oturmak istemezse, bırakın. Sakın onu zorla lazımlığa oturtmaya çalışmayın. Hele korkmuşsa, sakın sakın zorlamayın! Bu durumda, lazımlığı bir kaç haftalığına bir kenara koyun, ardından tekrar deneyin. Oturursa iyi, ama ona neden oraya oturması gerektiğini anlatmaya çalışmayın! Unutmayın, sadece onu lazımlığa alıştırıyorsunuz ve bu iş için en uygun yer neresiyse oraya gidin; oyun odası en uygun yer olabilir!</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>D. Bezi çıkarın</strong><br />
Onu lazımlığa bezini çıkartarak oturtun. Yine başlangıçta alıştırmak amacıyla! Bu aşamada bir takım açıklamalar yararlı olabilir; anne-babanın, varsa-diğer kardeşlerin ve herkesin bu işi yaptığını ona anlatın. Soyunup tuvalete girmenin erişkince bir davranış olduğunu anlatmaya çalışın ona. Bu davranış işe yarar ve etki gösterirse iyi. Olumsuzluk durumunda unutmayın,<strong><em>zorlama yok</em></strong>. Hazır olana ve kendi kendine tuvalete oturmaya ilgi gösterene kadar bekleyin!</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>E. Süreci açıklayın</strong><br />
Çocuğa barsak hareketlerinin nereye gideceğini anlatın. Bezine kaka yaptığı zaman, onu lazımlığa oturtun, bezi onun gözü önünde lazımlık içine boşaltın. Bu durum, onun oturma ve kaka üretme arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım edecektir. Lazımlığı tuvalete döktükten sonra sifonu ona çektirin -korkuyorsa yapmayın- kakanın nereye gittiğini görsün. Kakadan sonra giyinmeyi ve ellerini yıkamayı öğretin.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>F. Bağımsızca hareket etmeye teşvik edin</strong><br />
Sıkıştığı zaman lazımlığı kullanması konusunda ona cesaret verin. Ne zaman isterse sizden yardım göreceği konusunda da emin olmasını sağlayın. Ara ara bezini çıkararak kilotla dolaşmasına izin verin. Bu sırada lazımlık gözönünde olsun, ona ne zaman isterse oturabileceğini söyleyin ve bunu sık sık hatırlatın.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>G. Alt bezinden kilota geçin</strong><br />
Eğitim bu aşamaya gelince, kalın bir kumaştan yapılmış yada tek kullanımlık kilotlar giydirin. Bezden olanlar genellikle çocuğun çişini farketmesi nedeniyle daha çok işe yarar. Tek kullanımlık olanları dışarı çıkarken kullanın. Önce bir kaç saatle başlayın. Geceleri alt bezine devam edin. Yavaş yavaş büyük çocuk kilotuna geçme vakti geliyor.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>H. Geri dönüşlere hoşgörüyle yaklaşın</strong></p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara ara altına kaçıracaktır. Ona kızmayın, cezalandırmayın. Kaslarını kullanmayı öğrenirken bu durum olağandır ve biraz zaman alabilir. Bir kaza durumunda altını temizlerken, bir dahaki sefere lazımlığı kullanmasını ona hatırlatın.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>I. Gece eğitimine başlayın</strong><br />
Gündüz sorunu tamamen çözülse bile, gece kontrolü aylar, bazen yıllar sonraya kalabilir. Hemen alt bezini atmaya kalkmayın. Bez bağlamanıza itiraz ediyorsa, çarşafın altına naylon bir örtü sermeniz temizliği kolaylaştıracaktır. Bu yaşta vücudu tuvalete gitmak için uyanmak için gereken olgunluğa henüz ulaşmamıştır.</p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';">Bu aşamada, akşamları sıvı alımını azaltmanız, kuru gecelerin sayısını artıracaktır. Gece çişi gelir ve uyanırsa, size seslenebileceğini ona hatırlatın. Lazımlığını yatağının hemen yanına koymanız da yararlı olabilir.<strong></strong></p>
<p style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>J. İşte bu kadar</strong><br />
İnanın tüm bunlar çocuğunuz hazır olunca gerçekleşecektir. Hazır olana kadar beklemeniz, hem onun, hem de sizin işinizi kolaylaştıracaktır. Bir sonraki bebeğe kadar artık rahatsınız</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/tuvalet-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
