<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bebek Rehberi ve Aile Rehberiniz &#187; Çocuk ve Aile</title>
	<atom:link href="http://www.okuloncesi.info/category/aile/cocuk-ve-aile/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.okuloncesi.info</link>
	<description>ay ay gebelik, hafta hafta hamilelik</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 15:09:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Sağlık İçin 2 Çocuk İdeal</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 09:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Baba]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[ideal]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=809</guid>
		<description><![CDATA[Araştırmalar, en fazla 2 olmak üzere çocuk sahibi olmanın sağlık için iyi olduğunu ortaya koydu. 3 çoçuk ise sadece mutluluk baz alındığında ideal...
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-810" href="http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/a6da369c-c0ca-447b-be2e-fc84a5ee5144-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-810" style="margin: 4px;" title="a6da369c-c0ca-447b-be2e-fc84a5ee5144-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/a6da369c-c0ca-447b-be2e-fc84a5ee5144-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Araştırmacıların 1935 ila 1968’de doğan Norveçli 1,5 milyon kadın ve erkeği kapsayan çalışmasına göre, anne baba olup olmama, kanserden kalp hastalıklarına ve alkolikliğe kadar pek çok rahatsızlık üzerinde etkili&#8230;</p>
<p>Daily Mail gazetesinin haberinde, ancak anne baba olmanın sağlığa iyi gelmesinin de çocuk sayısına bağlı olduğu vurgulandı.</p>
<p>Tek çocuk ya da hiç çocuk sahibi olmama, araştırmaya konu olan hastalıkların tamamına yol açabilirken, fazla çocuk da beraberinde getirdiği mali ve duygusal stres yüzünden zararlı olabiliyor.</p>
<p>İngiliz ve Norveçli araştırmacıların, Sosyal Bilim ve Tıp dergisinde yayımlanan makalesine göre 3 çocuk sağlık için hem iyi hem kötü olabilirken, en ideali iki çocuk sahibi olmak. Ancak diğer faktörler gözönünde tutulmadan sadece mutluluk faktörü dikkate alındığında en idealinin 3 çocuk olduğu belirtiliyor.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=3a15589d-59c1-4b7f-8ad6-26a104d2d1ce">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=3a15589d-59c1-4b7f-8ad6-26a104d2d1ce</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/saglik-icin-2-cocuk-ideal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Sendromu</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:05:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=763</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, çocuk psikolojisinde en önemli psikiyatrik  sorunların başında gelir.  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu aileyi, okulu, toplumu  ilgilendiren yönleriyle aynı zamanda bir eğitim ve öğretim sorunudur. 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-764" href="http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/images-3/"><img class="alignleft size-full wp-image-764" style="margin: 4px;" title="images" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/images.jpg" alt="" width="104" height="104" /></a>Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nun<br />
ZEKA İLE HİÇ BİR İLİŞKİSİ YOKTUR .</p>
<p>Normalin Üstü, Normalin Altı ya da Normal zekaya sahip her çocuk DEHB i yaşayabilir.</p>
<p>ANNE-BABA VE ÖĞRETMENLERİN BU ÇOCUKLARI TANIMLAMALARI</p>
<p>&#8221; Söylediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor &#8221;</p>
<p>&#8221; Tüm araba markalarını biliyor ama bir dakika önce söylediğim şeyi hatırlamıyor &#8221;</p>
<p>&#8221; Bilgisayar başında saatlerce oturabiliyor ama ödev başında en çok 10 dk. &#8221;<br />
&#8221; Sınavlarda dikkatsizce hatalar yapıyor &#8221; &#8221; Dersi dinleyemiyor, sürekli etrafı ile ilgili &#8221;</p>
<p>&#8221; Başladığı işi bitirmiyor &#8221; &#8221; Doğum öncesinden beri hareketli &#8221;<br />
&#8221; Eli dursa ayağı oynar &#8221;</p>
<p>&#8221; Sürekli hareket halinde , yürümez koşar &#8221;<br />
&#8221; Ya konuşur ya sesler çıkarır &#8221; &#8221; TV izlerken bile hareket eder &#8221;<br />
&#8221; Sandalyede oturmanın 50 çeşidini gösterebilir &#8221; &#8221; Sınıfta nereye baksam onu görüyorum &#8221;<br />
&#8221; Sırada otururken bile eli ayağı hareket ediyor&#8221;</p>
<p>DÜRTÜSELLİK BELİRTİLERİ<br />
Davranışları ortama ve sonuçlarına göre düzenlemek ve yönlendirmekle ilgili bir sorundur.<br />
Bir şey yapmadan önce sonucunu düşünmezler (&#8220;Bunu yaparsam ceza alırım&#8221;).<br />
Bir şey yapmadan önce o davranışın o ortam için uygun olup olmadığını düşünmezler (&#8220;Burada bu davranış yapılmaz&#8221;).<br />
Söyleyecekleri şeyin karşısındaki kişide nasıl bir etki yapacağını düşünmezler ( &#8220;Bunu söylersem bana kırılır&#8221;) Aslında ne yapmaları ya da yapmamaları gerektiğini bilirler ama o bildikleri şeyi uygulayamazlar.<br />
Bir kuralı biliyorlardır, sorarsanız uygun bir biçimde açıklayabilirler ama düşünmeden hareket ettikleri için o kuralı yine bozabilirler.<br />
Bu durum gerek anne baba gerekse öğretmeni daha çok öfkelendirir. Bu davranışlar bilerek yapılan, ya da kurallar önemsenmediği için yapılan davranışlar olarak nitelendirilirler. Bu nedenle de daha acımasız yöntemlerle ele alınırlar.<br />
ANNE-BABA VE ÖĞRETMENLERİN BU ÇOCUKLARI TANIMLAMALARI</p>
<p>&#8221; 10 yaşına geldi hala söz kesmemeyi öğrenemedi &#8221;<br />
&#8221; Düşünmeden hareket eder &#8221; &#8221; Sabırsızdır, istekleri hemen olsun ister &#8221;<br />
&#8221; Asla sırasını bekleyemez &#8221;<br />
&#8221; Daha soruyu tamamlamadan cevabını vermeye kalkıyor &#8221;<br />
&#8221; Aklına geleni hemen yapıyor &#8221;</p>
<p>DEHB in NEDENLERİ<br />
Kalıtsal bir sorundur.<br />
Anne babadan alınan genler bu soruna yatkınlık oluşturur.<br />
Ailenin diğer bireylerinde de benzer sorunlar olma riski yüksektir.</p>
<p>KALITSAL<br />
<span style="text-decoration: underline;">Aile Çalışmaları</span></p>
<p>DEHB olan çocukların anne babalarında benzer belirtiler olma oranı normal çocuklara oranla 2-8 kat fazla . DEHB olan çocukların kardeşlerinde normal çocuklara oranla 2-3 kat fazla DEHB var.<br />
<span style="text-decoration: underline;">İkiz Çalışmaları</span><br />
Tek yumurta ikizlerinde eş hastalanım oranı %80-90, çift yumurta ikizlerinde %30</p>
<p>ÇEVRESEL<br />
Bu etkenler direk olarak DEHB a neden olmaz. Sadece genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde riski arttırır.<br />
Doğum öncesi (gebelikte hastalanma, alkol, sigara, ilaç kullanımı)<br />
Doğum sırasında ( erken doğum, doğum komplikasyonları)<br />
Doğum sonrası ( Bazı hastalıklar, kurşun gibi maddelere maruz kalma vb)</p>
<p>FİZYOLOJİK<br />
Beyindeki dikkat ve davranış kontrolünden sorumlu olan bölgeler yeterince aktif değillerdir.<br />
Dikkatin kolayca dağılması, aşırı hareketlilik ve düşünmeden hareket etme beyindeki bu merkezlerin iyi çalışmamasının sonucudur.<br />
DEHB TE SÜREÇ<br />
Erken çocukluk dönemlerinde başlar,<br />
En sık ilkokul döneminde tanı konulur,<br />
Çocukluğunda bu tanıyı alanların %70-80 i ergenlikte de aynı belirtileri gösterirler.<br />
Bunların da %50-65 i erişkinlikte de aynı tanıyı alırlar.<br />
DEHB erken çocukluk döneminde başlayıp yaşam boyu devam edebilen bir bozukluktur.<br />
Temel belirtiler aynı olmakla birlikte her yaş döneminde farklı bir görünüm vardır.<br />
Özellikle aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri zaman içinde azalır.<br />
Dikkat eksikliği yaşam boyu devam edebilir.<br />
İlkokul çağındaki çocukların % 3-5 inde yani her 20-30 çocuktan birisinde görülüyor.<br />
Her sınıfta en az 1 çocukta bu sorunun bulunma olasılığı var.<br />
Erkeklerde kızlara göre 3-4 kat daha fazla görülüyor.<br />
Çocukluklarında DEHB bozukluğu olanların %80 i ergenlikte, %30-65 i erişkinlikte de bu belirtileri taşırlar.<br />
Erişkinler arasında %1-2 sıklıkta görüldüğü bildiriliyor (ABD ve Kanada da).</p>
<p>DEHB ye EŞLİK EDEN SORUNLAR<br />
Dağınıklık, düzensizlik<br />
Dalgınlık, hayal kurma<br />
Tutarsızlık<br />
Bellek sorunları<br />
Sakarlık, koordinasyon güçlükleri<br />
Sosyal ilişkilerde sorunlar<br />
Düşük benlik saygısı</p>
<p>BEBEKLİK DÖNEMİ<br />
Huzursuz, gergin bebeklerdir.<br />
Kolay ağlarlar, zor sakinleştirilirler.<br />
Dış uyaranlara (ses, dokunma gibi ) aşırı tepki verirler.<br />
Uyku sorunları ( az uyuma, sık sık uyanma gibi) olabilir.<br />
&#8220;Daha karnımdayken bile çok hareket ederdi&#8221;<br />
&#8220;Kucağıma aldığımda devamlı dolaşmamdan hoşlanırdı&#8221;<br />
&#8220;Asla uzun süre uyumaz, çok kolay uyanırdı &#8221; OKUL ÖNCESİ DÖNEM<br />
Devamlı hareket eder, atlar, zıplar, bir yerlere tırmanır.<br />
İsteklerini erteleyemez, tutturmaları olur.<br />
İlgi devamlı üzerinde olsun ister, bunu sağlayacak şeyler yapar.<br />
Bir oyundan diğerine geçer, ilgisi çok kısadır.<br />
Çok konuşur, sürekli soru sorar ama yanıtı dinlemez.<br />
Mutsuzluk, mızırdanma, ana babaya aşırı bağımlılık.<br />
İLKÖĞRETİM DÖNEMİ<br />
En sık bu dönemde tanı konulur.<br />
Sakin ve sessizce sırada oturamaz.<br />
Dersi dikkatle dinleyemez, etrafı ile daha çok ilgilidir.<br />
Sorulan sorulara sonunu beklemeden, söz istemeden yanıt verir.<br />
Verilen görevleri tam olarak yerine getirmez.<br />
Diğer çocuklarla ilişki sorunları olabilir.<br />
Kendisine benzer çocuklarla arkadaşlık kurar.<br />
Eşyalarını tam olarak getirmez, kaybeder, dağınıktır.<br />
Akademik başarısı kapasitesiyle orantılı değildir.<br />
Ev ödevlerini almaz, evde ödev yapmak sorun olur.</p>
<p>ERGENLİK DÖNEMİ<br />
Hiperaktivitede azalma olur ama kıpır kıpırlık devam eder.<br />
Ders dinleyemez, uykulu bir hali olabilir ya da kalem çevirme, resim yapma gibi şeylerle uğraşır.<br />
Akademik başarı daha ciddi düzeyde sorun olmaya başlar.<br />
Öğretmenlerle ilişkilerde sorunlar yaşanır, karşılık verir, saygısız, ilgisiz bir öğrenci olarak nitelendirilir.<br />
Aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar olabilir.<br />
Benlik saygısında azalma, depresyon görülebilir, duygu durumu değişkendir, aniden öfkelenebilir.<br />
Sigara, alkol madde kullanımı başlayabilir.<br />
Yasal sorunlara neden olabilecek, riskli ,tehlikeli davranışları olabilir.</p>
<p><strong>DEHB İLE BAŞA ÇIKMAK TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong><br />
1. Farmakolojik tedaviler(ilaç tedavisi)<br />
2. Anne baba ve öğretmen eğitimi<br />
3. Çocuğun bireysel tedavisi(davranışçı teknikler, sosyal beceri eğitimi)<br />
1. Eğitim<br />
1. Alternatif tedaviler</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">OLUMLU ÖZELLİKLERİ</span></p>
<p>Enerjik olma</p>
<p>Yaratıcılık</p>
<p>Sıcak kanlı ve cana yakın olma</p>
<p>Kolay ilişki kurabilme Esneklik Hoşgörülü olma</p>
<p>İyi bir espri yeteneğine sahip olma<br />
Risk alabilme (bazen gerekenden fazla oranda)</p>
<p>İnsanlara kolaylıkla güvenebilme ( bazen gerekenden fazla oranda)<br />
<strong>NELER YAPABİLİRİZ?</strong></p>
<p><strong>DİKKAT EKSİKLİĞİ İÇİN&#8230;</strong></p>
<p>Öğrenciyi:<br />
Sakin bir yerde oturtun.<br />
İyi örnek olabilecek bir arkadaşının yanına oturtun.<br />
Samimi olduğu çalışkan bir arkadaşının yanına oturtun.<br />
Not tutmada bu arkadaşının yardımını sağlayın.<br />
Sınıfta bütün sıraların arasındaki uzaklığı arttırınız.<br />
Verilen çalışmayı tamamlayabilmesi için ek süre veriniz.<br />
Dikkat süresi ile uyumlu olacak şekilde görevleri ya da çalışma süresini kısaltınız.<br />
Kısa süreli hedefler belirleyin.<br />
Her seferinde bir tek görev veriniz.<br />
Ödevlerinin miktarını azaltınız.<br />
Açık ve kesin yönerge verin.<br />
Etkinliği sürdürmesi için uyarı-sinyal veriniz.</p>
<p><strong>HİPERAKTİVİTE İÇİN&#8230;</strong><br />
Çalışırken arada bir duraklamasını sağlayınız.<br />
Sırada oturmaya ara vermesi için fırsat tanıyınız.<br />
Görevleri arasında kısa molalar veriniz.<br />
Aceleci ve dikkatsiz çalışmışsa, yaptığı işi kontrol etmesini öğretiniz.<br />
Küçük, uygunsuz davranışları görmezden geliniz.<br />
Uygunsuz davranışları ihtiyatlı kınayınız.<br />
Olumlu davranışları övünüz.<br />
Öğrencinin aç olmadığından emin olunuz. Gerektikçe el kaldırmasını, seslenmesini öğretin.<br />
Elini yalnızca amaca uygun durumda kaldırdığı zaman yanına gidin.<br />
Soru yanıtlamak için el kaldırdığında övün.<br />
<strong>Öğretmene Öneriler</strong></p>
<p>DEHB li çocuklar genellikle okula başladıktan sonra teşhis edilirler. Bunun başlıca nedeni anne babaların kendi çocuklarına alışmaları sonucu bir çok davranışın onlara olağan görünmesidir. Çoğunlukla öğretmenler DEHB li çocukları fark edip ve tanı sürecini başlattıkları için DEHB konusunda çok temel bazı bilgilere sahip olmaları gerekir. Öğretmenler tanı sürecinin ilk halkalarından biridir bunun yanı sıra işlerinin DEHB li çocuklar hakkında her şeyi bilmek ve tanı koymak olmadığını akılda tutarak bir uzmandan yardım istemekten çekinmemelidirler. DEHB li çocuklarla başa çıkabilmesi için öğretmenlerin olumlu ve gerçekçi akademik beklentiye, sıkı bir gözlem ve denetim becerisine, tutarlı, sabırlı ve esprili bir kişilik yapısına, işbirliğine yatkınlığa (özel eğitim öğretmeni ve uzmanlarla), sahip olması gerekir. DEHB li çocukların %50 si normal sınıflarda eğitilebilir. Geriye kalan %50 si ise özel eğitim ve ilgili hizmetleri gerektirir. Bu %50 nin yaklaşık %35-40 ı da normal sınıflarda bulunabilir ancak ek destek alırlar. Çok ciddi şekilde etkilenen diğer %10-15 lik kesim için özel sınıflar gereklidir. Öğretmen bu çocukların ihtiyaçlarını tanıyacak ve bu çocuklara uygun eğitim verecek şekilde eğitilmemişse kendini yetiştirme fırsatları aramalıdır. Aksi halde sınıfta bir sinir savaşı yaşanır. Türk Milli Eğitim sisteminde yer alan müfredat içerikleri dikkat yetenekleri bakımından çan eğrisinin ortasındaki çocuklara göre düzenlenmiştir. Ortalamanın biraz üzerindeki ve biraz altındaki çocuklar okulda genel olarak problem yaşamazlar.</p>
<p>Öğretmenlerin ders anlatırken dikkat dağınıklığı bozukluğu olan çocukların da içinde bulunduğu ortalamanın altındaki çocukları göz önünde tutmaları çok önemlidir. Bazen dürtüsel davranışları nedeniyle DEHB li çocuklar normal çocukların devam ettiği sınıflarda tutulmak istenmez. Alt özel sınıflara gönderilmeleri için anne babalara önerilerde bulunulur. Oysa IQ düzeyi normal olduğu halde dürtüsel ve hiperaktif davranışları nedeniyle bir çocuğun alt özel sınıfa gönderilmesi son derece sakıncalıdır. Aile ya da öğretmen bunu bir çözümmüş gibi görebilir ancak normal IQ ‘ya sahip DEHB li bir çocuk bu tür sınıflarda zihinsel açıdan kapasitelerinin çok daha altında performans göstermeye başlar. Okul değiştirme seçeneği de saklı kalmak kaydıyla sınıf yada öğretmen değiştirmek o an için daha iyi bir çözüm olabilir. Normal sınıfta kalabilmesi için neler gerektiği ve sonuçlarının neler olabileceği aile ve çocukla tartışılmalı, uzman görüşü alınmalıdır.<br />
Eğitim-öğretim ortamı oluşturma DEHB li çocuklar sürekli oturmak ve dikkatlerini derse odaklandırmakta yetersizlik yaşarlar ve bu duygudan kaynaklanan yaramazlık davranışları gösterirler. Sonuçta akranları tarafından dışlanır ve yıkıcı davranışlar sergilerler. Yıkıcı davranışlar gösterdikleri için iyice dışlanır, kolay incinir ve zarar görürler. Çocukluk döneminde tedavi edilmeyen hiperaktivite vakaları, ilaç bağımlılığı, antisosyal davranışlar gösterme ve başkalarından zarar görme riskiyle karşı karşıyadır. Bu çocukların dikkatleri ilgisiz uyaranlarla ve diğer insanların önemsemediği ses ve olaylarla kolaylıkla dağılabildiği için sınıflarının sessiz ve sade olmasında yarar vardır. Öğretmenlerin sınıfı güzelleştirmek veya eğitim amacıyla her yere astıkları materyallerde bu çocukların dikkatini dağıtabilmektedir. Bu öğrencilerin düşünce biçimlerinin farklı olduğuna dikkat edilmelidir. Doğrusal bir düşünceye sahip olmadıkları ve asla olamayacakları için çocukları bu yönde zorlamak, kaynakları ve zamanı boşa harcamaya yol açar. DEHB li çocukların bulunduğu sınıflarda konular dikkatlice yapılandırılmalı, önemli noktalar açıkça belirlenmelidir. DEHB li öğrenciler için her ders planında fiziksel hareketler planlanmalıdır.(Kalemi açmak için kalkmak, yandaki sınıftan tebeşir almak, öğretmen masasını düzenlemek, çiçekleri sulamak, müdür yardımcısına not göndermek gibi). Okulunda yoğun olarak spora yönelmesi sağlanabilir. Bu konuda beden eğitimi öğretmeni ile işbirliği yapıp çocuğun yatkın olduğu bir spor alanını belirlenip, bu sporu yapması için imkan tanıması faydalı olacaktır. Bu çocukların yerinde duramama özellikleri nedeniyle öğretmenleri tarafından sıklıkla uyarılmaları istenmeyen bu davranışın pekiştirilmesine yol açar. Bir öğretmen olarak kendi hızınızı değerlendirerek sınıfta konuları işlerken ne kadar hızlı yada yavaş olduğunuza dikkat edin. Övgüyü ve cesaretlendirmeyi çok seven bu çocuklar, özellikle cesaretlendirme olmadığı zaman sinirlenirler.</p>
<p>Anlamlı ve eğlenceli buldukları etkinliklere rahat yoğunlaşabildikleri için dersi eğlenceli hale getirmek önemlidir. Şakacı, eğlenceli ve sürprizlere açık olarak DEHB li çocukların ilgisini ve hevesini arttırabilirsiniz. Hayatlarının büyük bir kısmının planlar, listeler ve kurallardan oluşması çok sıkılmalarına yol açar. Oysa sürprizleri ve oynamayı seven bu çocuklar hayat doludurlar. Çocuğun çalışmaya isteyerek katılması ve çalışmadan hoşlanması önemli olduğu için, çalışmaların eğlenceli hale getirilmesine dikkat edilmelidir. Çocuklara bir şey öğretmek için onlarla konuştuğunuzda fiziksel olarak yakın olmak, uygun olan zamanlarda çocuğa dokunmak etkili olabilir. Sürekli göz teması kurarak bu çocukları daha kolay denetleyebilirsiniz. Bir göz atış çocuğu günlük hayallerden sınıf ortamına geri getirebilir. Talimat verirken aşağıdaki noktalara dikkat edin.<br />
Canlı açık bir dil kullanın, kısa konuşun.<br />
Her seferinde bir tek talimat verin.<br />
Konuşurken yüzünüz çocuğa dönük olsun.<br />
Çok duyuya hitap eden talimatlar vermeye çalışın.<br />
Mümkünse yapılmasını istediğiniz davranışı gösterin.<br />
Zaman zaman çocuğun talimatı anlayıp anlamadığını denetleyin ve gerekiyorsa talimatı tekrarlayın.<br />
Sınıfa soru yöneltirken, önce soruyu sorun sonra çocuğun ismini söyleyin. Önce çocuğun ismini söylerseniz diğer çocuklar soruyu savuşturduğunu düşünüp dinlemeyecektir. Dikkati dağılan çocuğa kolay bir soru sorun, konuyla ilgili olması şart değildir. Çocuklardan bir konuda düşünmeleri istendiğinde birkaç saniyede cevaplayabilecekleri sorular sorulmalıdır. Bir konu üzerinde uzunca bir süre düşünmesi beklenmemelidir. Aksi takdirde çocuğun canı sıkılır ve dikkati dağılır. Acele ve özensiz yaptığı işleri tekrar kontrol etmesi istenmeli, verilen görevler arasında kısa molalar verilmelidir. Ne istendiği çok açık bir şekilde öğrenci tarafından anlaşıldığından emin olununcaya kadar tekrarlanarak iletilmelidir. Bu çocukların sınıf içi çalışmalarda hoşlandıkları biriyle eşleştirmek verimi arttıracaktır. Katılma ve bağlı olma ihtiyacı hisseden bu çocuklar grup içi çalışmalarda yer aldıkları sürece kendilerini güdülenmiş hissedecekleri için katılımları sağlanmalıdır. Sıraları öğretmen masasına yakın olabilir ancak orada amaçlı olarak tecrit edilmemelidirler. Kendisine örnek olabilecek bir arkadaşıyla oturtulabilir.</p>
<p>Sınıfta DEHB ile ilgili bir hikaye okumak, DEHB li çocukları deli olarak gören sınıftaki arkadaşları için yararlı olabilir. Sık sık gelişmeleri gözlemlenip denetlenmelidir. Sık ve çabuk geri bildirimler, onları doğru iş üzerinde tutmaya yardımcı olarak, kendilerinden ne beklenildiğini ve hedeflerini karşılayıp karşılayamadıklarını bilmelerini sağlayarak ve cesaret vererek gelişimlerine büyük yararlar sağlar. Kendini gözlemesini öğretin, düşüncelerine nasıl takılıp kaldığının farkına varmasını sağlayın ve en önemlisi de takılma gerçekleştiğinde tekrar nasıl odaklanacağını konuşun. Öğrenmenin duygusal boyutu ihmal edilmemelidir. Duygusal gelişimin sağlıklı olması, davranışların kalıcı kılınması açısından önemli olduğu için öğrencilerin katılım, ait olma ve eğlence ihtiyaçlarının öğretimsel etkinlikler esnasında karşılanması gerekir. Yaramazlığın dikkat çekme(sıkılma ve sevgi ihtiyacından dolayı), güç mücadelesi(tehdit edilmiş hissettiğinden dolayı), öç alma(incinme ve haksızlığa uğradığını hissettiğinden dolayı) ve yetersizlik(güçsüz hissettiğinden dolayı) olmak üzere dört kaynağı olduğunu akılda tutarak yaramazlıklarının nedenine uygun olarak müdahale biçimi belirlenmelidir. Uygun müdahale doğru sonuçlara götürür. Bu konuda bir sınıf yönetimi kitaplarından yararlanabilirsiniz. Pek çok DEHB li çocuk görsel olarak daha iyi öğrendiği için bir şey söyleneceği zaman göstererek söylemek tercih edilebilir. İstenilen davranış aynı zamanda yazılırsa daha da somutlaşmış olur. Herhangi bir olay yada konunun taslağını çıkarma, kitap okurken ve dinlerken not alma becerisini kazandırılmalıdır. Bu becerileri kazanmak DEHB li çocuklara kolay gelmez fakat bir sefer öğrendikleri zaman okumaktan ve ders dinlemekten daha az sıkılır hale gelirler. Aşırı yorgunluk stres ve baskı çocukların özdenetimlerini azaltıp uygunsuz davranışlara neden olabileceği için dinlenme fırsatları sağlanmalıdır. Sessizlik zamanı ve gevşeme tekniği uygulamaları buna örnek olabilir. Bu çocuklar gün boyunca çok fazla başarısızlık duyguları yaşarlar. Bunun için mümkün olduğunca başarılı olduğu durumlar araştırılıp başarılarının altı çizilmelidir.</p>
<p>DEHB li çocukların özdenetim düzeyi düşük olduğu için özdenetimli olmasına yardımcı olacak geri bildirimler verilmelidir. Nasıl davranacakları konusunda genellikle fikirleri olmayan bu çocuklara alternatifler sunulmalıdır.(Bunu farklı bir biçimde nasıl söyleyebilirdin gibi ) DEHB in en yıkıcı yönü DEHB in kendisi değil özsaygıya yönelik ikincil zararıdır. Bu çocuklar bol bol cesaretlendirilip övülmelidir, ancak överken dikkatli olup gerçek övgülerle sahtelerini kolayca ayırabilecekleri unutulmamalıdır. Çocuğa DEHB in avantajları olduğu da hatırlatılmalıdır. Çok fazla enerji verdiği için aşırı hareketlilik acil işlerin yapılmasında etkili olmaktadır. İleride hareket yada konuşkanlık gerektiren mesleklerde başarılı olabilecekleri belirtilmelidir.<br />
<strong>Ödev ve Sorumluluklar</strong></p>
<p>DEHB li çocuklar dışsal olayları kendi başlarına yapılandıramadıkları için yönlendirilmeye ve planlamaya ihtiyaç duyarlar. Planlamayı kolaylaştırmak için etkinlik listelerinin yapılması, yaptıkları işin neresinde kaldıklarını unuttuklarında hatırlamalarını kolaylaştırır. Hatırlama bu çocuklar için problem olduğundan dolayı, doğal olarak var olmayan çağrışımlar oluşturarak kodlamaya yardımcı olan hatırlama stratejileri ve beceriler öğretilebilir. Ödevlerini küçük parçalara ayırmak DEHB li çocuklar için önemlidir. Ağır ödevler çocuğu ezebilir ve çocukta yetersizlik duygusuna yol açabilir. Bu tür ödevlerin her bir bölümü yapılabilecek parçalara ayrılarak çocuğun başarısızlık korkusu azaltılabilir. Aslında bu çocuklar yapabileceklerini düşündüklerinden daha fazlasını yapabilirler. Bu çocuklar çok ödevden sıkıldıkları için az ödev verilerek ödevlerinin niceliğinden ziyade niteliğine dikkat edilmelidir. Yaptığı çalışmalarda verdiğiniz sürenin yeterli olup olmadığına dikkat edin. Yetersiz süreden dolayı başarısızlık çocuğun yeteneklerinden şüphe etmesine yol açar. DEHB li çocuklar bir ödevi yaparken kendi hızlarına göre değerlendirilmelidir. Sınıftaki diğer çocuklara bakarak onun geç yada erken bitirdiğini söylemek yanıltıcı olabilir. Çalışma hızı diğer çocuklarla kıyaslanarak belirlenirse DEHB belirtileri daha da artabilir. Öğrenmeyi ölçmek için alternatif değerlendirmeler kullanılmalıdır. Geleneksel standart testlere güvenilmemeli, konular bazen ödev, proje, video kayıt çalışması vererek yada sözel olarak değerlendirilebilir. Bu çocukların bütün ödevlerini, sorumluluklarını, sınav günlerini ve randevularını yazabilecekleri bir ödev defteri kullanmaları sağlanmalıdır. Bu defter günlük olarak kontrol edilmelidir. İşlerini önem derecesine göre sıraya koyması gerektiği paylaşılarak yapılacaklar listesi hazırlamaya özendirilebilir. DEHB li öğrencilerin bazen diğer öğrenciler kadar iş yapamayacaklarını unutulmayarak beklentiler öğrencinin kapasitesine göre ayarlanmalıdır. DEHB li öğrenciler bağımsız çalışmanın aksine öğretmen tarafından doğrudan işe yönlendirildiklerinde daha başarılı olmaktadırlar. Çocuk tarafından ceza olarak algılanmamak kaydıyla mümkün olduğunca çocuğa sorumluluk verilmelidir.<br />
<strong>Kurallar</strong></p>
<p>DEHB li öğrencilerin okul başarısını arttırmak için öğretmenlerin kuralların yapılandırılmış olmasına, çalışma zamanlarının kısa tutulmasına, dersin ilginç etkinliklerle desteklenmesine ve olumlu pekiştireçlerin kullanımına dikkat etmesi gerekir. Düzeni sağlamak için kurallar mümkün olduğunca erken oluşturulmalı, düzen ve temizliği kontrol etmek için çok sık ara kontroller yapılmamalıdır. Aksi takdirde çocukların içsel motivasyonları azalır. Sınıftaki öğrencilerin katkılarıyla oluşturulan kuralları herkesin görebileceği bir biçimde yazıp asmak, kuralların benimsenmesini ve uygulanmasını sağlayabilir.</p>
<p><a href="http://www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&amp;SID=22">http://www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&amp;SID=22</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık Bebeğe Geçer mi?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 20:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım ve Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavisinde kullanılan mikroenjeksiyon yöntemi, kısırlığın bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Açıklama, yöntemin öncülüğünü yapan Profesörden. Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu. Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi. Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-757" href="http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60/"><img class="alignleft size-full wp-image-757" style="margin: 4px;" title="aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/aadb8869-28ca-438f-b29e-b54132ee00d8-80x60.jpg" alt="" width="80" height="60" /></a>Tüp bebek tedavisinde kullanılan mikroenjeksiyon yöntemi, kısırlığın bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Açıklama, yöntemin öncülüğünü yapan Profesörden.<br />
Tüp bebek tedavisi keşfedildiği andan itibaren çocuk sahibi olmak isteyenlere umut oldu.</p>
<p>Tedavide iki yöntem kullanılıyor; klasik tüp bebek yöntemi ve mikroenjeksiyon yöntemi.</p>
<p>Dünya tüp bebek uygulmalarının yüzde 65’ini kapsayan mikroenjeksiyon yöntemi, sperm sayısı az olan baba adayında kullanılıyor.</p>
<p>Yöntemin 18 yıl önceki ilk uygulamasını yapan ekibin başkanı Brüksel Üniversitesinden Profesör Andre Van Steirteghem, yönteminin, kısırlığın bir sonraki kuşağa geçmesine yol açabileceğini açıkladı.</p>
<p>Peki bu ne anlama geliyor?</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;.. öÖellikle erkek bebeklerin cinsel sisteminde bulunabilen birtakım problemler geçiş gösterebiliyor. Örneğin bu erkek bebeklerin babaları gibi çocuk sahibi olmasında güçlük olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Uzmanlar, kromozom düzensizliklerinden meydana gelen ’Klinefelter Sendromu’nun da aynı özellikleriyle bebeğe geçmesinin mümkün olduğu görüşünde&#8230;</p>
<p>Prof.Dr.Bülent Tıraş, &#8220;Eğer siz bu embriyoları genetik bir taramadan geçirmezseniz böylece 47 xxy yani klinefelter sendromlu bebek karşınıza çıkar. Babada olan bu sorunun çocukta olması aileyi rahatsız eder mi, genelde etmediğini görüyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bu tür kalıtsal bozuklukları önceden bilmek, tedavinin şeklinin belirlenmesi açısından önemli.</p>
<p>Uzmanlar, çocuk sahibi olmak isteyenlerin birtakım testlerden geçmesi gerektiği üzerinde duruyor.</p>
<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İkinci Başkanı Prof.Dr.Bülent Tıraş, şunları söyledi:<br />
&#8220;Sperm sayısı 5 milyon altında olan erkeklerin kromozom analizi yaptırmaları gerekir. Tekrarlanan tüp bebek başarasızlığı ve tekrarlanan düşüğü olan çiftlerin yine kromozom bozukluğu bakımından analiz edilmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz.&#8221;</p>
<p>http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=44fe0b08-cdca-4871-9908-9332d6497cd9</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/kisirlik-bebege-gecer-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Yanında Sigara İçmeyin!</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-yaninda-sigara-icmeyin/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-yaninda-sigara-icmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 20:53:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=748</guid>
		<description><![CDATA[Yanlarında sigara içilen 13 yaşından küçük çocuklarda damar çeperlerinin kalınlaştığı gözlendi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-749" href="http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-yaninda-sigara-icmeyin/12cd6e52-cc3b-446a-b469-6555f9b3b460-444x333/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-749" style="margin: 4px;" title="12cd6e52-cc3b-446a-b469-6555f9b3b460-444x333" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/12cd6e52-cc3b-446a-b469-6555f9b3b460-444x333-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Yanlarında sigara içilen, pasif içici durumuna düşen çocuklarda damar sertliğinin ortaya çıkabildiği belirlendi.</p>
<p>Finlandiya’daki Turku Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı çalışmaya göre, yanlarında sigara içilen, 13 yaşından küçük çocuklarda damar çeperlerinin kalınlaştığı gözlendi.</p>
<p>Araştırmacılardan Dr. Katariina Kallio, çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, &#8220;pasif içiciliğin yetişkinlerde damar sorunlarına yol açtığı biliniyordu ancak bu durumun çocuklarda ve ergenlik çağında olanlarda da ortaya çıktığını bilmiyorduk&#8221; dedi.</p>
<p>Çalışma sırasında 8-13 yaşları arasındaki 894 çocuk üzerinde araştırma yapıldı. Nikotinin nefes yoluyla alınması sonrası kanda ortaya çıkan cotinin miktarına göre çocuklar ikiye ayrıldı.</p>
<p>Cotinin miktarı yüksek olan çocukların damar çeperlerinin normalden yüzde 7 daha kalın olabildiği belirlendi.</p>
<p><a href="http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=8b77f755-1a6b-48d0-bba8-7988af8aec53">http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=8b77f755-1a6b-48d0-bba8-7988af8aec53</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocugunuzun-yaninda-sigara-icmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat Geliştiren Oyun Ve Araştırmalar</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/dikkat-gelistiren-oyun-ve-arastirmalar/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/dikkat-gelistiren-oyun-ve-arastirmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 14:42:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[alıştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=703</guid>
		<description><![CDATA[Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar uygun yardımla performanslarını arttırabilir. Siz de çocuğunuz performansını arttırmasını istiyorsanız çocuğunuzla beraber oynayacağınız küçük oyunlarla ona yardım edebilirsiniz.

İşte çocuğunuzun hafıza ve dikkat gelişimini hızlandıracak oyunlar...
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><a rel="attachment wp-att-704" href="http://www.okuloncesi.info/dikkat-gelistiren-oyun-ve-arastirmalar/76b/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-704" style="margin: 4px;" title="76b" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/03/76b-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Hafıza Alıştırmaları:</span></strong></p>
<p><strong>1. Farklı Resim Bulma:</strong></p>
<p>Çocuk, bu alıştırmalarda kendisine gösterilen dört resimden farklı olanı bulmaya çalışır. Farklı olanı bulduktan sonra diğerlerine göre neden farklı olduğunu anlatmalıdır.</p>
<p><strong>2. Resim Hatırlama:</strong></p>
<p>Çocuğa bir dakika süresince bir resim gösterilir ve bir dakika sonra resim kapatılır. Daha sonra resimle ilgili sorular sorulur.</p>
<p>Örnek:<br />
<strong>a-</strong> Çocuklar ne yapıyorlardı?<br />
<strong>b-</strong> Erkek çocuğun üzerinde ne vardı?<br />
<strong>c-</strong> kız çocuğun gözleri ne renkti?</p>
<p><strong>3. İki Resim Arasındaki Farkı Bulma:</strong></p>
<p>Birbirine benzeyen ama aralarında küçük farklılıklar bulunan iki resim çocuğa gösterilir. Bunların arasındaki farklılıklar çocuğa anlatılır.</p>
<p><strong>4. Şekilleri Hatırlama:</strong></p>
<p>Anne-baba bir takım geometrik şekiller çizerek çocuğa bir dakika süreyle gösterir. Bir dakika sonra resim kapatılır ve çocuktan hatırladığı kadarını çizmesi istenir.</p>
<p><strong>5. Anlatılan Hikaye İle İlgili Sorular Sorma:</strong></p>
<p>Çocuğa kısa bir hikaye anlatılır. Daha sonra bu hikayenin belli kısımları ile ilgili sorular sorulur.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Dikkati Geliştiren Oyunlar:</span></strong></p>
<p><strong>1. Okuduğunu Anlatma:</strong></p>
<p>Çocuğa kısa bir okuma parçası verilir ve beş dakika içinde okuyabildiği kadarını okuması istenir. Beş dakikanın sonunda çocuktan okuduklarından anladığını anlatması istenir. Bu oyun aynı zamanda çocuğun kısa süreli hafızasını da geliştirir.</p>
<p><strong>2. Nesna Saklama:</strong></p>
<p>Bu oyun için evin belli bir odası seçilir ve çocuğa etrafındaki nesnelere dikkatlice bakması söylenir. Çocuk odadan çıkınca herhangi bir nesne saklanır. Çocuk odaya döndüğünde hangi nesnenin saklandığını bulmaya çalışır.</p>
<p><strong>3. Balonla Oynama:</strong></p>
<p>Oyuncular şişirilmiş bir balonu birbirlerine atarak yere düşürmemeye çalışırlar. Bu oyun aynı zamanda çocuğun konsantrasyonunu sağlamasını da destekler.</p>
<p><strong>4. Son harften Kelime Bulma:</strong></p>
<p>Oyunculardan biri bir kelime söyleyerek oyunu başlatır. Ondan sonra gelen oyuncu, söylenen kelimenin son harfini kullanarak yeni bir kelime söyler. Bu şekilde oyun devam eder.</p>
<p><strong>Psk. Arzu Elemek<br />
Popüler Psikiyatri Dergisi, Sayı 28, Sayfa 14-15.</strong></p>
<p><a href="http://www.bebek.com/farkli-cocuklar-dikkat-gelistiren-oyun-ve-arastirmalar-cnt2-76-1-2702.html">http://www.bebek.com/farkli-cocuklar-dikkat-gelistiren-oyun-ve-arastirmalar-cnt2-76-1-2702.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/dikkat-gelistiren-oyun-ve-arastirmalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aylara Göre Besinler</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:44:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Ay Bebek Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[0-12 ay arasındaki bebeklere ay ay beslenme önerileri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a rel="attachment wp-att-650" href="http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/photo_04052009174853_426/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-650" style="margin: 4px;" title="photo_04052009174853_426" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_04052009174853_426-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>OCAK</strong><img src="ContentImage/photo_04052009174853_426.jpg" alt="" /><br />
Balık: Kefal, tekir, kırlangıç, strongilos, levrek, morina, yengeç, yılanbalığı, karides<br />
Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanasi, brokoli, havuç, pırasa, ıspanak, pazı, karaturp, kırmizı turp<br />
Meyve: Elma,nar, portakal, armut, ayva, greyfurt<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin:<br />
Sebze ve et suyu ile hazirlanmis çorbalari sofranizdan eksik etmeyin. Hareketsiz geçen soğuk kis günlerinde çorbalar bağırsak sistemini<br />
düzenler. Soguk havalarda vücuda direnç veren balik ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken besinlerden.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>ŞUBAT</strong><br />
Balık: Uskumru, istavrit, lüfer, palamut, tekir, kefal, kalkan, gümüş balığı, midye, istakoz, somon, dil balığı.<br />
Sebze: Brokoli, brüksel lahanasi, karnabahar, pazi, hindibağ, ıspanak, pırasa, pancar, defneyapragi, havuç, frenk soğanı, turp.<br />
Meyve: Elma, portakal, muz, armut, greyfurt, ayva.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanasi, karnabahar ve brokoli) sık sık yiyin. Bol betakaroten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>MART</strong><br />
Balık: Levrek, kalkan, kefal, tekir, midye.<br />
Sebze: Ispanak, havuç, pirasa,kirmizi turp, brokoli.<br />
Meyve: Elma, muz<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Mart, yaza hazirlik ayıdrr. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tam zamanıdır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçiş ayıdır. Bu nedenle hafif bir o kadar da direnç verici besinleri tüketmeye özen göstermek gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmeli.<br />
<strong>NİSAN</strong><br />
Balık: Kalkan, kılıç, kırlangiç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı, midye.<br />
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuskonmaz, taze kekik, bakla, marul.<br />
Meyve: Can erik<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanı. Bu aylarda et olarak kuzu etini<br />
tercih edin. Sütlü hafif tatlılar pişirin. Sabah kahvaltısında ve geceleri yatmadan önce bir bardak süt için. Hafif ama sağlıklı beslenerek ve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.<br />
<strong>MAYIS</strong><br />
Balik: Barbunya, istakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya, karides.<br />
Sebze: Enginar, bakla, madimak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates, salatalık.<br />
Meyve: Çilek, yeşil erik, malta eriği, dut.<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Çilek kısa ömürlü bir meyve. İçeriğindeki zengin vitamin (özellikle C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, geçis mevsiminde ortaya çıkan yorgunluk belirtilerini giderir.<br />
<strong>HAZİRAN</strong><br />
Balik: Mercan, levrek, barbunya, tekir, pavurya, istakoz.<br />
Sebze: Taze patates, taze fasulye, bakla (ayın ortasına kadar), bezelye, kabak, sivribiber, domates, salatalık, kuzu ıspanak,<br />
semizotu, rezene, marul, asma yaprağı, taze soğan, taze sarımsak, dereotu, dolmalık biber, çalı fasulyesi.<br />
Meyve: Kiraz, yeşil erik, malta eriği, kayisi, şeftali, dut.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Kısa ömürlü dut ve kirazı bu ayda bol bol tüketin. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağı.<br />
<strong>TEMMUZ</strong><br />
Balık: Sardalya, barbunya, tekir, istakoz, böcek, pavurya.<br />
Sebze: Domates, salatalik, bezelye, dereotu, kum havucu, taze fasulye, kuzu ıspanak, kabak, patlican, semizotu, sivribiber, dolmalık biber, çalı fasulyesi, barbunya fasulyesi.<br />
Meyve: Kayısı, şeftali, kavun, sarı erik, karpuz, ahududu, vişne.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Semizotu, balıktan sonra en çok Omega-3 içeren sebze. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karşı ekili.<br />
<strong>AĞUSTOS</strong><br />
Balık: Çingene palamudu, mercan, kılıç, sardalye, izmarit, ıstakoz.<br />
Sebze: Domates, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, çarliston biber, sivribiber, taze fasulye, barbunya fasulyesi, kabak, mısır, kırmızı<br />
salçalık biber.<br />
Meyve: Kayısı, kavun, kırmızı erik, şeftali, vişne, böğürtlen, karpuz, incir, mürdüm eriği, üzüm.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanı. Meyveleri bol yiyin. Bunun<br />
yanısıra balık, zeytinyağli sebze, hafif soslu makarnaları günlük ögünlerinize paylaştırın.<br />
<strong>EYLÜL</strong><br />
Balık: Palamut, lüfer, kılıç, sardalye, kolyoz, kırlangıç.<br />
Sebze: Mantar, patlican, mısır, pazı, biberiye, barbunya fasulyesi, kabak, dolmalık biber, kırmızı salçalık biber.<br />
Meyve: Mürdüm eriği, fındık, kavun, karpuz, incir, üzüm.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir.<br />
Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm eriğini ve fındığı hergün belli bir miktar<br />
tüketmeye özen gösterin.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>EKİM</strong><br />
Balık: Pamatu, lüfer, istavrit, barbunya, kiliç, mercan, sardalye, torik.<br />
Sebze: Mantar, fındık, ceviz, ıspanak, yerelması, pırasa, lahana, kıvırcık salata, kırmız turp, karnabahar, havuç.<br />
Meyve: Armut, ceviz, üzüm, elma, greyfurt, mandalina, muz.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Ekim ayında Omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefis yemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı izgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>KASIM</strong><br />
Balık: Mezgit, ringa<br />
Sebze: Balkabağı, kabak, lahana, kereviz, pırasa, yeralması, havuç, ıspanak, karnabahar, pazı.<br />
Meyve: Ceviz, kestane, üzüm, elma,muz, mandalina, nar, armut, kivi, greyfurt, Trabzon hurmasi.<br />
Bu ay sofranizdan eksik etmeyin: Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol betakaroten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>ARALIK</strong><br />
Balık: Yengeç, pavurya, levrek.<br />
Sebze: Balkabağı, lahana, yerelması, pırasa, brüksel lahanası, karnabahar, ıspanak, kereviz, havuç, pazı, kara lahana.<br />
Meyve: Elma, mandalina, portakal, nar, armut, muz, kivi, kestane, greyfurt, ayva, Trabzon hurması.<br />
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin: Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin. Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yogurt, muz, elma ve kuruyemisleri bol tüketin.</p>
<p><a href="http://www.milupa.com.tr/Inside.aspx?CategoryID=80&amp;PageID=201">http://www.milupa.com.tr/Inside.aspx?CategoryID=80&amp;PageID=201</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/aylara-gore-besinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Kreş İçin Hazır mı?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Anaokulu Bul]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişsel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Duygusal Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Baba]]></category>
		<category><![CDATA[aile eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=643</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz kreşe hazır mı, kreşte nasıl beslenmeli?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Kreş Çağı</h4>
<p>Çalışan bir anneyseniz, çocuğunuz üç yaşına geldiğinde, onu evde bir bakıcıyla bırakmak yerine diğer çocuklarla s<a rel="attachment wp-att-646" href="http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/photo_05082008182351_1094-2/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-646" title="photo_05082008182351_1094" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_05082008182351_10941-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>osyalleşebileceği, erken eğitimine başlayabileceği ve kendini ispatlayabileceği bir ortama, yani kreşe bırakmayı düşünmeye başlayabilirsiniz. Tabi bu kararı verirken önce çocuğunuzun buna hazır olup olmadığını anlamanız gerekiyor.</p>
<p>Üç yaş üzerindeki çocuklar, “Oyun Çağı” olarak bilinen döneme girmişlerdir ve evde tek başına atılamayacak bir enerjiyle doludurlar. Yapılan araştırmalar, çocukların kreş veya ana okuluna gönderilmesinin çocuğun gelişiminde yararlı olduğunu ve kreşe göndermede en ideal dönemin 4 yaş olduğunu ortaya çıkartmıştır. Fakat yine de her çocuğun farklı olduğunu unutmamak gerekir.</p>
<p>Kreşe Hazır mıyız?</p>
<ul>
<li>Süt çağı olarak bilinen iki yaşına kadar ki dönemde çocuk annesine maddi ve manevi olarak daha çok gereksinim duyar. 2 yaşına kadar çok gerekmedikçe çocuğun kreşe gönderilmesi, uzmanlar tarafından önerilmemektedir</li>
<li>Evde kardeşi olmayan çocuklar, kreşte yeni arkadaşlar bulur ve paylaşma, sorumluluk duygusu kazanabilirler. Çocuğunuzun oluşturduğunuz arkadaş grupları içindeki davranışlarını gözlemleyerek, kreş zamanının gelip gelmediğini anlayabilirsiniz.</li>
<li>Pek çok çekingen çocuğun, kreşe gittikten sonra alıştığı ve sosyalleşmeye başladığı anne babalar tarafından ifade edilmiştir. Kreşte ilk günlerde, sağlığını ve davranışlarını dikkatle gözlemleyin. Ona zaman verin ve alışması için telkinlerde bulunun.</li>
<li>Kesinlikle adapte olamadığını bile bile çocuğu kreşe zorlamayın.</li>
<li>Çocuğunuzda; tuvalet eğitimi ile ilgili sorunların ortaya çıkması, okuldan soğuma, uyku problemleri, beslenme alışkanlıklarında bozulma, saldırganlık, iletişim bozuklukları gözlemliyorsanız, vakit kaybetmeden kreşe alternatif çözümler bulmaya çalışın. (başka bir kreş, bakıcı vs.)</li>
</ul>
<h5>Kreş Seçerken</h5>
<p><strong> </strong>Kreşin kimi durumlarda çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de olabilmektedir: kreşteki bakıcıların eğitimsiz olması veya kreşte ailesi sorunlu çocukların bulunması, çocuğunuzun uyumsuz, saldırgan davranışlar sergilemesine, konuşma biçiminin değişmesine ve ailenizde görülmeyen argo ve küfürlü cümleler kullanmasına sebep olabilir. Bu tür olumsuz etkilerle karşılaştığınızda, çocuğu azarlamak ve kızmak yerine, kreş ile görüşmek, diğer ebebeynler ile iletişim ve dayanışma halinde olmak gerekir. Gerekli önlemleri en başında almanız ve çocuğunuzun gideceği kreşi seçerken çok dikkatli davranmanız, onun geleceği için büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li>Araştırmaya, çevrenizdeki çocuklu ailelerden tavsiye alarak başlayın. Kreşlerinde sorun olup olmadığını, bunların neler olduğunu  sorun.</li>
<li>Kreşin evinize çok uzak olamamasına dikkat edin. Uzak mesafeler hem çocuğunuz için yorucu olacak, hem de çocuğunuzun gerektiğinden daha erken kalkmasına sebep olacaktır. Üstelik onu kreşten almak da sık sık sorun yaşatabilir.</li>
<li>Kreşin ruhsat belgesini sorun ve mümkünse araştırın. Ruhsatsız bir işletmeye lüks görünse bile güvenmeyin.</li>
<li>Kreşte çalışan personelin tamamı hakkında bilgi almaya çalışın. Kreş kurucu-yöneticilerinin deneyimli olması ve çocuk eğitimi konusunda eğitimlerinin bulunması önemlidir.</li>
<li>Kreşin uyguladığı eğitim sistemi hakında bilgi alın. Oyun ve eğitmin dengeli olması, çocukların hem öğrenip hem sıkılmaması, kreşin spor ve sanatsal faaliyetler için ayrı alanlarının bulunması gerekir.</li>
<li>Mekanın fiziksel şartlarını detaylı olarak gözden geçirin: bina kreş olmaya uygun mu, (yemekhane, yatakhane, oyun odası gibi bölümleri ayrılmış, bahçesi olan, müstalkil binaları tercih edin) yeteri kadar ışık alıyor mu, ortam ısısı uygun mu, içeride rutubet kokusu var mı? vb.</li>
<li>Tuvalet, yatakhane, oyun alanları ve yemekhanelerin hijyen koşullarına ve çocuk kullanımına uygunluğunu kontrol edin.</li>
<li>Kreşin yangın çıkışı, deprem raporu vb. güvenlik belgelerini kontrol edin. Hemşire veya doktorları bulunup, bulunmadığını öğrenin.</li>
<li>Kreşte bir psikolog veya pedagog olmalı, velilere danışmanlık hizmetleri verilebilmelidir.</li>
<li>Çocuk gruplarının sayısını (idealı 10-15 kişidir) ve başlarında kaç kişi durduğunu sorun.</li>
<li>Konuların işlenmesinde yeteri kadar gezi &#8211; gözlem, inceleme ve deneylere ağırlık verilip verilmediğini öğrenin.</li>
<li>Çeşitli zeka ve yeteneklerin gelişimini sağlayan branş derslerinin ( müzik, resim, jimnastik, folklor, bale, yüzme, drama, seramik, satranç vb.) alanlarında uzman öğretmenler tarafından verildiğinden emin olun.</li>
</ul>
<h4>Çocuğunuz Kreşte Sağlıklı Beslenebilir mi?</h4>
<p>Onun beslenmesine çok önem verdiğinizi biliyoruz. Kreşi seçerken ne kadar titiz davranmış olsanız da, orada yeterli beslenip beslenmediğinden endişe duymanız normal. Çocuklarda beslenmeye bağlı hastalıkların çoğu, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmemesinden kaynaklanıyor. Büyüme ve gelişme geriliğinden, diş hastalıklarına kadar pek çok problem, çocuğun yeterince dengeli ve sağlıklı beslenememesinin sonuçları. Bunun önüne geçmek ve kreş dönemindeki çocuğunuzu iyi besleyebilmek için aşağıda derlediğimiz önerileri uygulayabilirsiniz.</p>
<ul>
<li>Kreş yöneticisinden aylık menüleri isteyin. Çoğu kreş; kahvaltı, öğle yemeği ve ikindi kahvaltısı olmak üzere 3 öğün yiyecek servisi yapar. Menüde genellikle çocukların sevdiği yiyecekler bulunur. Menünün bir kopyasını buzdolabınıza asın ve evde yiyeceği öğünleri, eksik yiyecek grubu ile tamamlayın.</li>
<li>İlk günlerde kalabalık ve yabancı ortam yüzünden, çocuğunuzda yemek yeme problemi yaşanabilir. Sabah kreşe gitmeden yaptıracağınız hafif bir kahvaltı onu rahatlatacaktır.</li>
<li>Her gün kreşte ne yediğini sorun ve size verilen menü ile karşılaştırın. Bir süre sonra hangi yiyecekleri yediğini, hangisini sevip sevmediğini kolayca tesbit edebilirsiniz. Akşam yemeğinde mutlaka farklı ve besin değeri yüksek bir yemek hazırlayarak, beslenmesini dengeleyin.</li>
<li>Onu sevmediği besinleri yemeğe zorlamak yerine, kreşte en çok sevdiği bakıcısından, çocuklara bu besinlerin faydasını anlatmasını ve kendinin de örnek olmasını isteyin.                                                                                           </li>
</ul>
<p> <a rel="attachment wp-att-645" href="http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/photo_05082008182351_1094/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-645" title="photo_05082008182351_1094" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/photo_05082008182351_1094-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.milupa.com.tr/inside.aspx?CategoryID=51&amp;PageID=66">http://www.milupa.com.tr/inside.aspx?CategoryID=51&amp;PageID=66</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocugunuz-kres-icin-hazir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımız neden şişmanlıyor?</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/cocuklarimiz-neden-sismanliyor/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/cocuklarimiz-neden-sismanliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 18:27:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[ay ay bebeğim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=635</guid>
		<description><![CDATA[Aile Haber /  Prof. Dr. Osman Müftüoğlu kilo alan çocuklarımızı ele aldı.
 


  
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-638" href="http://www.okuloncesi.info/cocuklarimiz-neden-sismanliyor/00010051-3/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-638" title="00010051" src="http://www.okuloncesi.info/wp-content/uploads/2010/02/000100512-150x150.jpg" alt="Çocuklarımız" width="150" height="150" /></a>Evde anne-babaları, okulda öğretmenleri endişelendiren bu önemli sorunun yanıtı sadece şu cümlede gizlidir: Çocuklarımız çok yedikleri için değil, yanlış besinler tükettikleri ve yeteri kadar hareket etmedikleri için şişmanlıyor.</p>
<p>Yani sorun sağlığa faydalı besinleri fazla yemeleriyle değil, zararlı yiyecek-içecekleri çok tüketmeleri ve az hareket etmeleriyle ilgili. Çocukların önüne konan zararlı besin seçeneklerinin sayısı arttıkça, çocuk şişmanlığı daha da içinden çıkılmaz bir sorun haline gelecektir.</p>
<p>Çocukların sık tükettiği yanlış besinlerin başında “fast food yiyecekler” geliyor. Bunların kalorileri çok yüksek.<br />
Sağlık Bakanlığı’nın okul kantinlerinde bu tür yiyeceklerin satışına yasaklama getirme yolunda adımlar atması sevindirici bir gelişme.</p>
<p>Sık tüketilen yanlış besinler listesinde ikinci sırayı “sağlıksız atıştırmalar” alıyor. Ciddi bir besleyici değeri olmayan cips, gofret, bisküvi, browni ve benzeri yüksek kalorili atıştırmalar, özellikle son yıllarda önemli bir kilo tetikleyicisi oldu. şeker yüklü meşrubatları, kolalı, gazlı içecekleri de unutmamak lazım. Bakliyat, tam tahıl ve süt ürünlerinin eskiye oranla daha az yenmesi de önemli bir sorun.</p>
<p>Çalışan annelerin çocuklarının evde sağlıklı beslenme ihtimalleri azaldığından beslenme yanlışlarına bağlı kilo kazanımı problemi bu grupta daha da belirginleşiyor.</p>
<p>Çocukların eskiye oranla daha az hareket ettikleri de kesin. 30-40 yıl öncesinde çocuklar eğlenmek için koşardı. Yakan top, saklambaç, stop, seksek oyunları, çelik çomak, ne oynarsanız oynayın birinin kaçması, diğerinin kovalaması şarttı. şimdilerde durum tersine döndü. Eğlenmek için koşmak değil, oturmak ön plana çıktı.</p>
<p>Günümüz çocukları televizyon izleyerek, bilgisayar oyunları oynayarak, yani sokakta koşuşturarak, parklarda oynayıp enerji harcayarak değil, masa başında bilgisayar, atari oyunu oynayarak eğleniyor. Çocuklarımız için ulusal bir tehdit olma yolundaki çocuk şişmanlığı sorununun çözümü ancak “ulusal bir plan” ile mümkündür.</p>
<p><a href="http://www.cocukgelisimi.net/Yazi/3325.aspx">http://www.cocukgelisimi.net/Yazi/3325.aspx</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/cocuklarimiz-neden-sismanliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 adımda oyuncak güvenliği</title>
		<link>http://www.okuloncesi.info/10-adimda-oyuncak-guvenligi/</link>
		<comments>http://www.okuloncesi.info/10-adimda-oyuncak-guvenligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 15:40:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Aile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.okuloncesi.info/?p=625</guid>
		<description><![CDATA[Her anne-baba çocuğuna en güzel oyuncakları almak, onu mutlu etmek ister. Ancak oyuncak seçerken dikkat edilmesi gereken kriterlere uymamak sonrasında sıkıntı yaratabilir. Yard. Doç. Dr. Vefik Arıca, oyuncak güvenliğiyle ilgili unutulmaması gereken 10 önemli madde hakkında bilgi verdi. 1) Oyuncak satın alırken, çocuğun yaşına uygunluğuna dikkat edin. 2) Oyuncağın etiketinde yer alan güvenlik uyarılarını mutlaka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her anne-baba çocuğuna en güzel oyuncakları almak, onu mutlu etmek ister. Ancak oyuncak seçerken dikkat edilmesi gereken kriterlere uymamak sonrasında sıkıntı yaratabilir.<br />
Yard. Doç. Dr. Vefik Arıca, oyuncak güvenliğiyle ilgili unutulmaması gereken 10 önemli madde hakkında bilgi verdi.</p>
<p>1) Oyuncak satın alırken, çocuğun yaşına uygunluğuna dikkat edin.</p>
<p>2) Oyuncağın etiketinde yer alan güvenlik uyarılarını mutlaka okuyun.</p>
<p>3) Oyuncağa ait kullanma kılavuzunu dikkatlice inceleyin ve çocuklarınıza oyuncağın kullanımı hakkında detaylı bilgi verin.</p>
<p>4) Çocuğunuzun, oyuncağın ambalajı ya da poşetiyle oynamasına izin vermeyin. Bu poşet veya ambalajlar çocuğun yüzüne yapışınca, nefes almasını engelleyip, boğulmasına neden olabilir.</p>
<p>5) Büyük çocuğunuz için almış olduğunuz oyuncaklar, küçük çocuğunuz için tehlikeli olabilir, çocuklarınızı oyun sırasında gözetim altında tutun.<br />
6) Çocuklarınızın bakımını üstlenen bakıcı veya aile büyüklerinizi, oyuncak güvenliği hakkında bilgilendirin.</p>
<p>7) Oyuncaklar için güvenli saklama koşullarını sağlayın.</p>
<p> <img src='http://www.okuloncesi.info/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Oyuncakları sık sık gözden geçirin, tehlike arz edecek şekilde kırılmış ve ya bozulmuş olanları atın.</p>
<p>9) CE işareti olmayan oyuncakları satın almayın.</p>
<p>10) Güvenliğinizi tehdit eden ürünleri Sağlık Bakanlığı&#8217;na ait, <a rel="nofollow" href="http://www.saglik.gov.tr/TR/Genel/Default.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE" target="_blank">www.saglik.gov.tr</a> web sitesinin ana sayfasında yer alan &#8220;Ürün Güvenliği Şikayet ve İhbar Formu&#8221; kanalıyla bildirin ki, gerekli önlemler alınabilsin.</p>
<p><a href="http://www.anneyiz.biz/haber/10-adimda-oyuncak-guvenligi_abs12140.html">http://www.anneyiz.biz/haber/10-adimda-oyuncak-guvenligi_abs12140.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.okuloncesi.info/10-adimda-oyuncak-guvenligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
